Tülay Çağlar Kadı Yazıları

Tülay Çağlar Kadı
Tülay Çağlar Kadı
Yazarın Profili
29.10.2026 22:25

Kültür ve Turizm Bakanlığı Duyurdu: Troya’dan İki Yeni Keşif, Flüt ve İdol Başı

Haber Detay Image

Kültür ve Turizm Bakanlığı Duyurdu: Troya’dan İki Yeni Keşif, Flüt ve İdol Başı

Antik kentte bulunan 2 bin 800 yıllık kemik flüt, Troya'dan çıkan ilk müzik aleti oldu. Yanında 4 bin 500 yıllık bir insan başı figürü de bulundu. Troya denince akla genellikle surlar, savaşlar ve ahşap bir at gelir. Ama bu kez antik kentten çıkan şey bir silah ya da hazine değil, bir müzik aleti.

Çanakkale'deki Troya kazılarında bu yıl yapılan çalışmalarda, yaklaşık 2 bin 800 yıllık bir kemik flüt bulundu. Kazıların 160 yılı aşkın geçmişinde, kentten çıkan ilk ve tek müzik aleti bu. Yani Troya'da bunca zaman toprak kazıldı, ama müziğin izine daha önce rastlanmamıştı.

Müzik bir "lüks" değil, hayatın kendisiydi

Flüt, Arkaik Dönem'e, yani yaklaşık MÖ 750-480 arasına ait. Bu çağda müzik yalnızca eğlence değildi. Dini törenlerde de, kent meydanlarındaki ortak yaşamda da yer tutuyordu. Bulunan parça, o günlerin Troya'sında insanların bu sesi gerçekten duyduğunu somut biçimde gösteriyor.

Uzmanlar için ikinci önemli nokta, flütün gövdesine bağlanan başlık kısmının da korunmuş olması. Bu, aletin nasıl yapıldığını ve nasıl kullanıldığını anlamayı kolaylaştırıyor. Kemik, kamış ya da ahşap gibi organik malzemeler binlerce yıl dayanmakta zorlandığı için bu tür buluntular nadir. Aynı dönemde panflütün de kullanıldığı biliniyor. Bu tür çalgıların bir kısmı, şarap ve coşku tanrısı Dionysos'la ilişkilendirilen ritüellerde çalınırdı.

Troya'nın Müzik Tarihine Doğrudan Kanıt

Arkaik Dönem yerleşim dolgusunda ortaya çıkarılan yaklaşık 2 bin 800 yıllık kemik flüt, Troya’da bugüne kadar bulunan ilk ve tek müzik aleti olması bakımından önem taşıyor.

Yaklaşık MÖ 750–480 yılları arasına tarihlenen Arkaik Dönem’de müzik, dini ritüellerin yanı sıra sosyal ve kamusal yaşamın da önemli unsurları arasındaydı. Yeni buluntu, bu dönemde Troya’daki müzik kültürünün varlığına doğrudan arkeolojik kanıt sunuyor.

Flüt gövdesine bağlanan kafa kısmının korunmuş olması, eserin yapısının ve işlevinin değerlendirilmesine katkı sağlıyor. Organik malzemelerden üretilen müzik aletlerinin günümüze ulaşmasının güç olması da buluntunun önemini artırıyor.

Dönemin üflemeli çalgıları arasında, farklı uzunluklardaki kemik veya kamış boruların bir araya getirilmesiyle oluşturulan syrinx, diğer adıyla panflüt de bulunuyordu.

Kent kapısının yanından çıkan 4 bin 500 yıllık yüz

Aynı kazı sezonunun ikinci keşfi, flütten çok daha eski...

Troya II tabakasındaki kent kapısının çevresinde, insan biçiminde küçük bir idol başı bulundu. Yaklaşık MÖ 2500 civarına tarihlenen parça, Erken Tunç Çağı'ndan geliyor.

Bu tür küçük insan figürleri, Batı Anadolu'nun MÖ 3. binyıldaki tipik buluntuları arasında sayılıyor. Araştırmacılar bunlara bakarak o dönemin inanç dünyasını ve bölgedeki kentlerin birbirleriyle nasıl bağ kurduğunu çözmeye çalışıyor. Troya II döneminde kent, Anadolu ile Ege arasındaki ilişkilerin yoğunlaştığı, mimarisi ve üretimiyle öne çıkan merkezlerden biriydi.

Troya tek bir kent değil. Yerleşim MÖ 3. binyılın başında kurulmuş ve MS 13. yüzyıla kadar kullanılmış. Bu uzun süreçte üst üste on ana yerleşim katmanı birikmiş. MÖ 12. yüzyılın sonundaki yıkımların ardından yaklaşık dört yüzyıl yazılı kaynak bulunmuyor. MÖ 8. yüzyıldan sonra ise Homeros destanlarının etkisiyle kent yeniden önemli bir kutsal ve kültürel merkez haline geliyor.

Yeni buluntular da bu çok katmanlı hikâyeye iki yeni sayfa ekliyor. Biri 4,5 bin yıl öncesinin inanç dünyasına, öbürü 2,8 bin yıl öncesinin sesine açılıyor. Troya'yı yalnızca bir savaş efsanesi olarak değil, farklı toplumların inandığı, ürettiği ve şarkı söylediği yaşayan bir kent olarak görmek için yeni bir neden bunlar.

Çalışmalar Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın desteğiyle sürüyor. Bulguların bilimsel yöntemlerle incelenip korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor.

2026 yılı kazılarında bulunan idol başı ve kemik flüt, Troya’nın farklı dönemlerini belgeleyen iki yeni eser olarak kentin çok katmanlı tarihine katkı sunuyor. Bulgular, Troya’nın Homeros destanları ve Troya Savaşı’nın yanı sıra farklı toplumların inançları, sanatları, yaşam biçimleri ve Anadolu ile Ege dünyası arasındaki ilişkiler üzerinden de araştırılmasına imkân sağlıyor.

Yazarın Yazıları