Serpin Alparslan Yazıları

Serpin Alparslan
Serpin Alparslan
Yazarın Profili
16.10.2026 14:54

FON KRİZİNDE KAYBOLAN SADECE PARA DEĞİL, GÜVEN DE…

Haber Detay Image

Fon krizinde son durum: kaybolan sadece para değil, güven de...

Bir düşünün… Yıllarca çalışmış, birikim yapmışsınız. Paranızı bir fona yatırmışsınız. Hesabınızda kazancınız artıyor. Sonra bir gün paranızı çekmek istiyorsunuz ama alamıyorsunuz. Ekrandaki rakam orada duruyor; kira, borç, okul taksidi ise beklemiyor.

Fon krizinin vatandaşın hayatındaki karşılığı bu.

Haberler.com’da Rotamız Ekonomi yayınlarında haftalardır konuklarımla bu konuyu konuşuyoruz. İlk günlerde “Ne oluyor?” diye sorduk. Bugün yüz binlerce insan aynı sorunun cevabını bekliyor: “Paramın ne kadarını, ne zaman alacağım?”

Kriz nasıl başladı?

Sorunlu fonların bir bölümünde, alıcısı ve satıcısı sınırlı hisselerde yoğunlaşma yaşandığı belirtiliyor. Alımlar fiyatları yükselttikçe bu hisseleri elinde tutan fonların hesaplanan değeri de arttı. Yüksek getiri görüntüsü yeni yatırımcıları çekti.

Ancak bir hissenin ekrandaki fiyatı, elinizdeki bütün hisseleri o fiyattan satabileceğiniz anlamına gelmiyor. Yeterli alıcı yoksa satış başladığında fiyat hızla düşebiliyor.

28 Ağustos’ta fonların yatırımlarını çeşitlendirmesine ve yoğunlaşmayı sınırlamasına yönelik kurallar sıkılaştırıldı. Ardından yaşanan süreçte yatırımcıların çıkış talepleri, nakit ihtiyacı ve hisse satışları birbirini besledi. Bazı fonlarda ödemeler aksadı.

Sorunu yalnızca düzenlemeye bağlamak ise eksik olur. Asıl soru, bazı fonlarda bu kadar yoğunlaşmaya ve olağan dışı fiyat hareketlerine nasıl gelindiği.

Yetkililer sistemin bütününe yönelik risk bulunmadığını vurguladı. Fakat kaygı, bir virüs gibi borsaya da yayıldı. Sorunlu fonda parası olmayan yatırımcı bile satış baskısından ve güven kaybından etkilenebiliyor. Bu yüzden “Borsa etkilenmeyecek” demek, hesabındaki kaybı gören insanı rahatlatmaya yetmiyor.

Tasfiye ne anlama geliyor?

SPK, 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verdi. Resmi kayıtlara göre bu fonlarda 455 bin 758 yatırımcı bulunuyor.

Tasfiye; varlıkların incelenmesi, uygun koşullarda paraya çevrilmesi, borçların karşılanması ve kalan tutarın hak sahiplerine dağıtılması demek. Ana paranın veya ekranda görünen kazancın tamamının ödeneceği garantisini vermiyor.

Bu nedenle hesap kişi kişi, fon fon çıkarılmalı. Kim ne yatırdı, ne çekti, kaç payı kaldı? Fonun borcu ve varlıklarının gerçek değeri ne? Bütün fonların yapısı farklı olduğu için ödeme takvimleri de farklılaşabiliyor.

Ödemelerde neredeyiz?

13 Ekim’deki Fon Koordinasyon Kurulu açıklamasına göre, A1, Bulls ve Pardus yönetimindeki fonlarda 43 bin 643 yatırımcıya toplam 6,4 milyar lira ödendi.

Kalan 49 fondaki 34,1 milyar liralık tasfiyenin hafta sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor. Böylece 66 fonda, 45 bin 745 kişiyi kapsayan toplam 40,5 milyar liralık ayni ve nakdi tasfiyenin tamamlanması amaçlanıyor.

Burada dikkat: Hedeflenen tutar, gerçekleşmiş ödeme değil. Ayni ve nakdi dağıtım da paranın tamamının hesaba nakit yatacağı anlamına gelmiyor; varlık devri de söz konusu olabiliyor.

14 Ekim’de TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edilen teklifte ise belirlenen koşullarla 1 milyon liraya kadar ara ödeme öngörülüyor. Bu ödeme, tasfiye sonunda hak kazanılan alacaktan düşülecek. Yani toplam alacak 1 milyon lirayla sınırlanmıyor; herkese koşulsuz 1 milyon lira verilmesi de söz konusu değil.

Kaynak nereden gelecek?

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, kamu kaynağı kullanılmayacağını, haksız kazanç sağlayanların mal varlıklarından elde edilen kaynakların ödemelerde kullanılacağını açıkladı. Düzenleme Meclis’ten geçerse mağdur sayısının 100 binin altına inebileceğini söyledi.

Bu önemli bir taahhüt. Şimdi açık hesabını görmek gerekiyor: Varlıklardan ne kadar kaynak sağlandı, sorumlulardan ne kadar tahsil edildi, yatırımcıya ne kadarı aktarıldı?

Meclis Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel de gönüllü iadenin af olmadığını vurguladı. Paylaştığı bilgilere göre dokuz ayrı soruşturmada 85’i tutuklu toplam 206 şüpheli bulunuyor. Suçun ve sorumluluğun tespiti yargının işi. Ancak paranın geri kazanılması kadar, denetimde bir eksiklik olup olmadığının ortaya çıkarılması da önemli.

Vatandaş parasının peşinde koşmasın

Her yatırımcı alacağının nasıl hesaplandığını, ne kadarının ödendiğini ve kalan tutarın takvimini görebilmeli. Kamu bağlantılı bir satın alma veya devir yapılacaksa bedeli ve gerekçesi açıklanmalı. Kamu kaynağı kullanılmayacağı sözü, uygulamada da izlenebilmeli.

Mağdur sayısının azalması önemli. Ama geride kalanların da birikimi, borcu, bekleyen hayatı var.

Hükümetin görevi ödeme takvimini netleştirmek, tahsilatı hızlandırmak ve denetimdeki açıkları kapatmak. Birilerinin haksız kazancı korunurken bedeli birikim sahibine ya da topluma kalmamalı. Çünkü vatandaşın birikimiyle birlikte güveni de eridi; para ödense bile güven, hesap sorulmadan maalesef geri gelmez.

Yazarın Yazıları