ALTININ HİKAYESİ... DOLAR GERİLEDİ, YATIRIMCI ALTINA YÖNELDİ
Altını halen yalnızca “savaş çıkınca yükselen güvenli liman” olarak okuyorsak artık resmin yarısını görüyoruz demektir.
Aslında altının hikâyesinde savaş kadar faiz, dolar ve yaptırımlar da var.
Trump döneminde yaptırım politikası giderek sertleşiyor. Artık yalnızca hedef ülkeye değil, o ülkeyle ticaret yapan üçüncü ülkelere ve şirketlere kadar uzanan bir ekonomik baskı mekanizmasından söz ediyoruz.
Doların küresel ticaretteki gücü Amerika’ya çok önemli bir silah veriyor. Fakat bu silah ne kadar sık kullanılırsa, başka ülkelerin “Dolara ne kadar bağımlı kalmalıyım?” sorusu da o kadar büyüyor.
Rusya-Ukrayna savaşında bunun başka bir örneğini gördük. Rusya, Avrupa’ya sattığı doğal gaz için rubleyle ödeme sistemine geçti. Çin ise uzun süredir dış ticaretinde yerel para kullanımını artırmaya çalışıyor.
Peki İran savaşı devam ederken ve Hürmüz’deki belirsizlik sürerken altın neden sürekli yükselmiyor?
Çünkü savaşın altın açısından iki yüzü var.
Jeopolitik risk altını yukarı iterken, savaş nedeniyle yükselen petrol enflasyon beklentisini artırıyor. Enflasyon yükselirse Fed’in faiz indirmesi zorlaşıyor. Hatta faizlerin yeniden yükselme ihtimali bile fiyatlanabiliyor.
Yani;
Savaş bir eliyle altını yukarı iterken, faiz beklentisi diğer eliyle aşağı çekiyor.
Çünkü altın faiz getiren bir yatırım aracı değil.
Faizler yükseldiğinde para tahvil ve faizli enstrümanlara kayabiliyor. Faizlerin düşeceği beklentisi güçlendiğinde ise altının önü yeniden açılıyor. Aynı zamanda para borsaya ve kriptoya da yönelebiliyor.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde altının yönünü anlamak isteyenlerin yalnızca Hürmüz’e değil, Fed’e de bakması gerekiyor.
Jackson Hole toplantısı bu açıdan önemli. Fed Başkanı Kevin Warsh’tan gelecek güvercin mesajlar faiz indirimi beklentisini güçlendirirse altını destekleyebilir. Tersi bir mesaj ise kısa vadede altının önüne set çekebilir.
Türkiye’de ise denklemin bir ayağı daha var.
TCMB’nin bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlamasıyla bankalar için yüzde 37 politika faizinden fonlama kanalı tekrar açıldı. Buna doğrudan “faiz indirimi” demek doğru değil. Ancak bankaların fonlama maliyetini aşağı çekmesi halinde fiili bir parasal gevşeme etkisi yaratabilir.
Peki bunun altına faydası var mı?
Doğrudan değil, kur üzerinden olabilir. TL faizlerinin gerilemesi dövize talebi artırır ve dolar/TL üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturursa gram altın bundan destek alır. Çünkü Türkiye’de altının iki motoru var:
Ons altın ve dolar/TL.
Ons düşse bile dolar yükseliyorsa gram altındaki düşüş sınırlı kalabilir. Ons ve dolar aynı anda yükselirse gram altında çok daha güçlü bir hareket görebiliriz.
Fakat bence altının asıl uzun vadeli hikâyesi başka yerde:
Merkez bankalarının kasalarında.
Merkez bankaları altını bizim gibi “Bugün kaçtan aldım, üç ay sonra kaçtan satarım?” diye almıyor. Rezervlerini çeşitlendirmek, jeopolitik risklerden korunmak ve başka bir ülkenin para sistemine bağımlılıklarını azaltmak için alıyorlar.
Çünkü dolar Amerika’nın yükümlülüğüdür, tahvil bir devletin borcudur.
Altının ise karşı tarafı yoktur.
Belki de bu yüzden dünya doları terk etmiyor ama doların yanına giderek daha fazla altın koyuyor.
Türkiye’de ise altın yalnızca yatırım değil, geleneksel tasarruf aracıdır. Biriktiririz; zamanı geldiğinde ev, araba, düğün ya da başka bir ihtiyaç için bozdururuz. Faiz hassasiyeti olan tasarruf sahibinin yolu da çoğu zaman altın veya dövize çıkar.
Bu nedenle küçük yatırımcı açısından asıl soru “Altın yarın yükselir mi?” olmamalı.
“Bu paraya ne zaman ihtiyacım var?” olmalı.
Kısa vadede ihtiyaç duyacağınız parayla altının peşinden koşmak başka, uzun vadeli tasarrufunuzu korumak başka şey.
Savaş bitebilir. Petrol düşebilir. Fed faiz indirebilir ya da artırabilir. Altın da yükselir, düşer, düzeltme yapar.
Ama dünyada daha büyük bir değişim yaşanıyor.
Her yaptırım ve her ticaret savaşı ülkelerin önüne aynı soruyu koyuyor:
“Param gerçekten ne kadar benim kontrolümde?”
Bu soru büyüdükçe altının hikâyesi de büyüyor.
Belki de artık altına yalnızca “güvenli liman” demek yetmiyor.
Altın, dünyanın finansal bağımsızlık sigortasına dönüşüyor.




