2026 yılının başları itibariyle, Dünya Sağlık Örgütü ve
Türkiye İstatistik Kurumu istatistiklerine göre, Türkiye’de nüfusun yüzde 7 ile
12’si arasında değişen bir engelli nüfusumuz var.
TÜİK yüzde 6,9 oranında yani 5 milyona yakın engelli var
diyor. WHO ise bu rakamı 10 milyona kadar çıkarıyor.
Engel oranı yüzde 40 ile 69 arası olan, 2. ve 3. derece olarak
tanımlanan hafif/orta düzey engellilerin, engelli nüfusu içindeki payı yüzde 67
iken, yüzde 70 üzeri ağır 1. derece engelli nüfusunun toplam içindeki payı
yüzde 33 olarak ifade ediliyor.
Tüm bunlarla birlikte engelsiz, engelciler, hayali
engelliler, kayıt dışı engelsiz engelliler ve bakanlığın alacağına engel
konulanlar varmış.
Hiçbir engelli ya da engelli yakınına kulak verdiniz mi
bilmiyorum. Oturup da engelli ve ailesinin derdini dinleyenler bilir ki, az da
olsa; engelli maaşı, evde bakım hizmeti gibi Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler
Bakanlığının engellilere vermesi gereken hakkı, vermemek için deveye hendek
atlatma cinsinden şartları karşılayıp o haktan yararlanmak ne mümkün.
Hak sahibine durum böyleyken öğreniyoruz ki Sahibine
verilmeyen o haklar, kimlere kimlere dağıtılmış. Sayıştay öyle bir rapor
yayınladı ki:
Engelli olmadığı ve raporu olmadığı halde, 62 bin vicdan
sakatı insafsıza evde bakım aylığı verilmiş. Engelli raporu olup da engel oranı
hafif düzeyde olanlara da dağitılmış mı? Dağıtılmış.
Onu da geçtim Sağlık Bakanlığında kaydı bulunmayan 138 bin hayalet
de engelli aylığı almış mı? Almış.
Bakanlık, bazen yaptığı ödemelerin fazla ve haksız olduğunu
fark edip, ödemeyi geri tahsil etme yoluna gidiyor. Ama belli ki haklıdan alıp
haksıza vermiş.
Özetle bu konuda da 675 milyonluk liralık geri tahsil
edilmesi gereken haksız ödemeden de vazgeçilip alacaklar silinmiş mi? Silinmiş.
Sayıştayın denetim raporu 2018 yılı için böyle bir sakatlık,
böyle bir özürlü durum çıkarmış ortaya.
Engellinin hakkını, engelsize, sakata, özürlüye, ahlaksıza, vicdansıza pay etmişler.









