Reşat Aydın

TÜRK GASTRONOMİSİ KİME EMANET?

05.02.2026 00:04
Haber Detay Image

"KÖRLER SAĞIRLAR BİRBİRİNİ AĞIRLAR" DÜZENİ

Önümüze yine parlak ambalajlı bir organizasyon metni konmuş:

"Turizm, Gastronomi ve Ağırlama Sektörü 'Ağırlama Sisteminde Ekosistem' teması ile 2026'da buluşuyor!"

Kulağa hoş geliyor değil mi?

Uluslararası zirveler, büyük kongre merkezleri, görkemli salonlar, yabancı konuşmacılar, havalı paneller…

Her şey çok profesyonel görünüyor.

Ama sormadan edemiyorum:

Türk gastronomisi gerçekten bu sahnelerde mi yükseliyor?

Yoksa sadece vitrine konulmuş bir dekor mu?

TÜRK GASTRONOMİSİ İTALYAN ŞEFLERLE Mİ KALKINACAK?

Açıklama metninde "ulusal ve uluslararası gastronomi profesyonelleri, şefler, yazarlar" deniliyor.

Güzel.

Peki sahneye kimler çıkıyor?

Yıllardır aynı manzara:

Bir İtalyan şef, bir Fransız danışman, bir yabancı gurme, bir ithal konuşmacı…

Sanki Türkiye'de şef yok.

Sanki bu topraklarda gastronomi yazarı yok.

Sanki Anadolu'nun binlerce yıllık mutfak mirasını taşıyan ustalar hiç yaşamamış.

Bu nasıl bir özgüvensizliktir?

Bu nasıl bir yabancı hayranlığıdır?

Türk gastronomisi İtalyan reçeteleriyle mi ayağa kalkacak?

Türk turizmi yabancı şeflerle mi markalaşacak?

TÜRK ŞEFLER NEREDE?

Metinde deniyor ki:

"Türk gastronomi yazarları, Türk şefleri, sektör profesyonelleri bu zirvede buluşacak…"

Ama gerçeğe bakıyorsunuz:

Türk mutfak kültürünü bilimsel olarak çalışan,

Osmanlı mutfak mirasını günümüze taşıyan,

Anadolu gastronomisini dünyaya anlatan,

Türk mutfağını savunan projeler üreten,

Gerçek gastronomi yazarları ortada yok.

Türk mutfağına katma değer sağlayan şefler listede yok.

Onların yerine kim var?

PR gücü yüksek olanlar,

sponsor ilişkileri güçlü olanlar,

yabancı isimlerle yan yana fotoğraf vermeyi "gastronomi" zannedenler…

EKOSİSTEM DEDİĞİNİZ BU MU?

Bu yılın teması "Ağırlama Sisteminde Ekosistem" olarak belirlenmiş.

Çok iddialı.

Ama ekosistem dediğiniz şey;

yerel üreticiyi,

Anadolu mutfak mirasını,

Türk şeflerini,

yerli gastronomi yazarlarını,

Türk mutfak kültürünü koruyan akademisyenleri

merkeze almıyorsa,

o ekosistem değil,

sadece bir pazarlama kurgusudur.

TÜRK MUTFAĞI SAHİPSİZ DEĞİL

Bu ülkede;

Divan mutfağını çalışan şefler var,

kadim reçeteleri araştıran yazarlar var,

yerel ürünlerle dünya çapında tabak çıkaran ustalar var,

Anadolu'nun gastronomi hafızasını sırtında taşıyan emekçiler var.

Ama ne yazık ki;

Bu tür organizasyonlarda onların sesi duyulmuyor.

Çünkü sahne hep aynı isimlere ayrılmış durumda.

Atalarımız boşuna söylememiş:

"Körler sağırlar birbirini ağırlar."

GERÇEK GASTRONOMİ ZİRVESİ NASIL OLUR?

Eğer gerçekten Türk turizmini ve gastronomisini geliştirmek istiyorsanız;

– Anadolu'nun gerçek şeflerini davet edin.

– Türk mutfak tarihini çalışan yazarlara söz verin.

– Yabancı hayranlığını bırakın.

– Kendi değerlerinize güvenin.

– Türk mutfağını merkeze koyun.

Yoksa yapılan işin adı zirve değil,

sadece "gastronomi fuarcılığı" olur.

Türk gastronomisi, yabancı konukların alkışlarıyla değil;

kendi köklerinden aldığı güçle yükselir.

Bunu anlamadığımız sürece,

ne turizmimiz gerçek anlamda kalkınır,

ne de soframız kimlik kazanır.

Ve biz daha çok kongre salonlarında birbirimizi ağırlar dururuz…

Ama maalesef yine Türk mutfağını değil.

Yazarın Tüm Yazıları