Ters Yüz İmgeler… Sanata İyi Bakın! Devrim Erbil ve Akın Ekici ressamları… Küratörü Uğur Batı… İstanbul/İkili Bakış/Fraktal Nesneler/Süprematizm/Yatay Derinlik/Titreşim/Devinim… İki ikonik ressam, iki ayrı üslup, eşanlamlı bir duygu, zıt anlamlı!
Sergide 2 ikonik ressam, resim-yağlıboya- taş- cam-ipek- eserler, geniş bir eser seçkisi, özgün bir imge koleksiyonu, üslup ve yüzey yenilikleri vardı.
Çağdaş sanatın ikon isimleri Devrim Erbil ve Akın Ekici'nin "Ters Yüz İmgeler- Sanata İyi Bakın!" başlıklı sergisi, değişik üsluplarda birçok eseri koleksiyonerlerle buluşturdu. Bugüne kadar kentte, farklı üsluplarda dair oluşturulmuş en büyük koleksiyonlardan biri olan bu çalışma, benim küratörlüğümde, ilham verici ressam Akın Ekici'nin resimleriyle gerçekleştirildi. Farklı tür eserler ve üslupları içeren bu koleksiyonda "Yağlıboya- Batik- Seramik- Moziak- Kûfi Tablo- Ma'kıli Hat-İpek Baskı- Serigrafi" eserler bulunuyordu.
Devrim Erbil ve Akın Ekici için sanatın “yüzeyi” sadece sonsuz sayıda ihtimaldir. Onların sanatını eşsiz kılan da işte bu olasılıklardır! Bu nedenle sergide birçok uygulamacı sanatçı da değerli katkılar sundu; marküteri-pleksi-sedefte Nurhan/Muammer Yaşlıoğlu, mozaik-seramik-flipped art kısmında Aylin Gündoğdu/Sebahattin Gündoğdu, batik-ipekte Mine Aydoğan/Hayrettin Susam, kıyafet ve tasarımda Moda Akademisi vardı. Bu sanatçılar eserleriyle göz doldurdu, sanatseverlere farklı yüzey ve teknik imkanlar sundular. Bu yazıda özellikle Akın Ekici resimlerinden söz edeceğiz.
Akın Ekici Resimleri : Fraktal, Döngüsel, İçsel Bir Ressam Akın Ekici
"Geleceğin Resmini Geçmişte Gördüm"
Ressamlar kentler için özeldir. Daha önce söylemiştik. Onlar, çekildikleri "dünyamsı" kutudan kurtulmaya, hayatlarını eşsizleştirmeye çalışan, somutu soyuta, soyutu somuta katık eden, her şeyi birbirine katan, bazılarını dışına çıkaran uyumsuzlardır. İnsana, doğaya, kente, varlığa hayallerini, belki de öfkelerini verirler. Bunu yalnızca farklı bir yolla yaparlar; renkle, çizgiyle, dokuyla, teknikle...
Ressamların ışıltısı... Bu ışıltı bir yandan gözlerimizi kör ederken, bir yandan da o karanlıkları aydınlatıyor. Müzik doğuyor. Resim doğuyor. Hayali yeniden inşa etmek için... Sanatçının dehası işte bu. Ressamın hassasiyeti... Akın Ekici'nin bu şehrengizde çizmesi o kadar kıymetli ki; geleceğe katkı, geçmişi anlamlandırmak, anı yaşatmak... Sanatla... Resimle... Bu, mutluluk verici bir durum.
Zaman böyle bir zaman. Hayaller böyle bir zamanın hayalleri. İhtimaller de... Belki güzellikler... Dehalar… Farklılıklar… Böylesi bir zamanın içinde kendimizi ve birbirimizi görmeye "sanat" aracılığıyla görmeye çalışıyoruz diye düşünüyorum. Hayat da devam ediyor işte. Elbette devam ediyor. İnsanı, kültürü, doğayı, umudu, duyguyu, varlığı, yokluğu, karmaşayı, sakinliği, basitliği, zorluğu… Böylesi bir zincirden hikâyeler doğuyor.
"Çekirdek": The core İçten dışa, genelden özele, geçmişten geleceğe hareketleniyordu her şey!
Akın Ekici resmini tanımlamaya çalışmak kolay mı? Pek çoğu gibi zor. Anlatmak zor da anlamak kolay mı? Bilmiyorum ama anlatmak daha zor. En azından bir yazar için… Ekici'nin Kocaeli eserlerinde, hafızalarda yer etmiş olan üst üste binen dokuları, fraktal döngüleri ve hiçbir zaman kaybolmayacak olan kültür izlerini, kendine has üslubu ve teknik uygulaması ile çalışmalarına taşıyor. Doğrusu iyi ki yapıyor, çok da iyi yapıyor. Akıcı'nın anlatımındaki çizgi, tonlama, renk ve döngüler, sonsuz bir fon oluşturuyor. Kendini takip eden ama bitmeyen, aynı olan ama oldukça değişik, karşıdan baktığında tek renkli, içine girdiğinde cümbüş, dışına çıktığında karmaşık ilginç bir biçim oluşturuyor. Bu harika kente bu resimler güzel bir hafıza kazandıracak, umuyoruz.
Akın Ekici ilginç bir ressam. Bir şey arıyormuş da bunu asla bulmak istemiyormuş gibi duruyor. Eserlerinde yaşamın ayak izi olan ne varsa, nesne, çiçek, gözyaşı, uğur böceği, kalp, halı deseni ya da ne ararsan hepsini kullanıyor. Ekici, karşımıza çıkan her şeyin bir imge olabildiğini, onları hareketlendirmenin mümkün olduğunu, onları yeniden yapılandırabilmenin harika olabileceğini gösteriyor. Akın Ekici bir imge bükücü. Üstelik bunu kendine has özel bir tarzda yapıyor. Metinlerinde birtakım derinlikler ve kendi içindeki tartışmaların ışığında yapılanan imge "yığılmalarını" gözlemlemeyebiliriz. Sanatçı adeta kültürde ne yaşanırsa yaşansın, onu kendince yorumlayıp, her şeye, herkese kendi izini bırakmak istiyor. Ne de olsa "herkes kendi dünyasını yaşıyor ve yaşatmak istiyor" derim bu dünyada, o da tuvale kazıyor.
İlham verici ressam Akın Ekici'de de zaman ve geometri esastır. Onun resminin nüvesi iç içe döngülerdeki zaman ve mekandır. Ekici resimlerinde bir geometri sistemine dönüşüyor. Onun reismlerini dikkatle incelediğimizde büyük şekli oluşturan ve orantılı olarak küçülerek oluşan küçük şekillerin büyük şekle benzediği ve bu kendini tekrar etme olayının sonsuzluğa uzandığı görülür. Bu mükemmel bir resim sistemi anlamına geliyor
Sonsuz içsel döngü: Akın Ekici Kocaeli fraktalları…
Akın Ekici, "fraktal" resmin dünyadaki güçlü temsilcilerinden biri olma yolunda ilerliyor. Örnekleri arttıkça, uluslararası sergilere daha yoğun katıldıkça, serileri genişleyip koleksiyonları çeşitlendikçe, bu söylediğimin izini çok daha net göreceğiz.
Peki, fraktal nedir?
Fraktallar iriden küçüğe, çoktan aza, birbirine benzeyen, bir diğerini andıran, girift ama düzenli, kaotik ama tanımlı pek çok geometrik şeklin bir araya gelmesiyle oluşan, sonsuzluğa doğru uzanan, karmaşık ve göz kamaştırıcı yapılardır. "Fraktal" kelimesi, Latince "fractus" sözcüğünden türemiştir; kırılmış ya da parçalanmış anlamına gelir. Fraktal bir geometri sistemidir; fraktallara yakından bakıldığında, büyük şekli oluşturan ve orantılı olarak küçülerek ortaya çıkan küçük şekillerin büyük şekle benzediği, bu tekrar eden yapının sonsuzluğa doğru uzandığı görülür. Akın Ekici'nin fraktalları sonsuzluğa doğru giden, kompleks ve göz kamaştırıcı figürlerdir. Kırılmış ve parçalanmış anlamına gelen fraktallar, Ekici resimlerinde bir geometri sistemine dönüşüyor. Onun resimlerini dikkatle incelediğimizde büyük şekli oluşturan ve orantılı olarak küçülerek oluşan küçük şekillerin büyük şekle benzediği ve bu kendini tekrar etme olayının sonsuzluğa uzandığı görülür. Bu mükemmel bir resim sistemi anlamına geliyor. Bir Akın Ekici resmini "özgün/estetik" kılan unsurun bu olduğunu düşünüyorum.









