Misyon
ve vizyon, iş hayatında üzerinde en fazla durulan ve kurumsal yönü belirleyen
temel kavramlardandır. Misyon, bir şirketin bugün ne yaptığını, hangi ihtiyacı
karşıladığını ve varlık sebebini tanımlarken; vizyon, gelecekte nerede olmak
istediğini, neye dönüşmeyi hedeflediğini ortaya koyar. Bu yönüyle vizyon;
şirketin ulaşmak istediği noktayı önceden tarif eden bir gelecek fotoğrafıdır.
Misyon ise; bu fotoğrafa ulaşmak için bugünden atılan adımların anlamını ve
çerçevesini belirler.
Hayranlıkla
takip ettiğimiz ve kimi zaman çalışma hayatımızı sürdürebilmek adına bünyesinde
yer almak istediğimiz vizyoner şirketlere, dünyada ve ülkemizde çok fazla
olmasa da rastlayabiliyoruz. Bu şirketleri bulundukları noktaya taşıyan
unsurlar aslında ulaşılabilir olmakla birlikte, disiplin ve süreklilik
gerektirdiği için kolay değildir.
Bu
firmaların faaliyet alanlarını, gelecek hedeflerini ve stratejik planlarını
incelediğimizde; sahip oldukları vizyonu daha net anlayabiliyoruz. Örneğin,
ülkemizde gıda ve hayvancılık alanında faaliyet gösteren bir işletmenin,
sonuçlarını belki 20-30 yıl sonra alacağı bir araştırma laboratuvarı kurması; o
kurumun vizyoner bakış açısının somut bir göstergesidir. Şirket sahibinin kendi
ömrünün dahi yetmeyebileceği bir zaman dilimine yatırım yapması, sadece bugünü
değil, sektörün ve ülkenin geleceğini de düşündüğünü ortaya koymaktadır.
Burada
asıl kritik nokta; yalnızca şirket sahibinin vizyoner olması değil, işletmenin
kurumsal yapısının da vizyoner bir temele oturtulmuş olmasıdır. Zira bireyler
geçicidir, ancak güçlü kurumsal altyapılar kalıcıdır. Bu nedenle süreçler
analiz edilmeli, yazılı hale getirilmeli ve sistemler kişilere bağımlı olmaktan
çıkarılmalıdır. Özellikle bu noktada patron odaklı yapıların oluşturulmasından
kaçınılması büyük önem taşımaktadır.
Danışmanlık
yaptığım işletmelerde en çok üzerinde durduğum konulardan biri de; bu vizyonu
sürdürebilecek yeni kuşakların, çağın gerekliliklerine uygun şekilde donanımlı
olarak yetiştirilmesidir. İşletme ne kadar kurumsal olursa olsun, firma
sahiplerinin vizyonu belirleyici olmaya devam etmektedir. Bu nedenle yeni
neslin de vizyoner bir bakış açısıyla yetiştirilmesi, işletmenin geleceği
açısından kritik bir ihtiyaçtır.
Öte
yandan, vizyon kavramının abartılması işletmeleri yanıltabilir ve gerçeklikten
koparabilir. Şirketler, mevcut durumlarının bir adım ötesini hedefleyen
gerçekçi bir vizyon ortaya koymalıdır. Aşırı iddialı ve gerçeklikten uzak
hedefler, kısa süre içinde paydaşlar tarafından fark edilir ve algı ile
gerçeklik arasında oluşan bu fark, işletmenin itibarına ve piyasa değerine
zarar verir. Bu nedenle, paydaşları yanıltmayan, gerçekçi ve sürdürülebilir bir
vizyon yaklaşımı benimsenmelidir.
İşletmeler,
yüzyıllar boyu yaşayacaksa misyon ve vizyonu doğrultusunda stratejik yol
haritalarını mutlaka belirlemelidir. Bu yol haritaları, işletmenin yapısına,
faaliyet alanına ve büyüklüğüne uygun şekilde kurgulanmalı; sürdürülebilirlik
esas alınarak somut hedefler, performans göstergeleri ile desteklenmelidir.
Belirlenen
bu çerçeve yalnızca üst yönetimde kalmamalı; tüm çalışanlara açık, anlaşılır ve
benimsenebilir şekilde aktarılmalıdır. Daha da önemlisi, uygulama süreci
düzenli olarak izlenmeli, ölçülmeli ve gerektiğinde revize edilerek dinamik bir
yönetim yaklaşımı benimsenmelidir.









