Ömer Aydın Yazıları

Ömer Aydın

Hesap Vermenin Mutluluğu

08.04.2026 22:58
Haber Detay Image

Bireyler ve kurumlar; yaptıkları veya yapmadıkları davranışları ile ilgili olarak, aldıkları kararlar ve kullandıkları yetkilerin sonuçlarına katlanmak zorundadır. Kurumlar ve dolayısıyla onları yönetenler; tabi oldukları yasalar ve bulundukları çevrenin değerleri çerçevesinde doğru işler yaptıklarını ve doğru kararlar aldıklarını ispatlamak ve anlatmakla yükümlüdür. Bu durum, inancımıza göre bu dünyada olmasa bile diğer dünyada mutlaka gerçekleşecek bir hesaplaşma olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Bugün hesap vermekten kaçınılabilse bile, beklenmedik bir anda bu durumla karşılaşmak her zaman mümkündür. Kimse hesap sormasa dahi, insan en başta kendi vicdanına hesap vermeli ve onu rahatlatmalıdır. İşletmesini yönetirken kanun ve kurallara uygun hareket edenler, huzurlu ve güven içinde bir yaşam sürerler. Buna karşılık, bir şeyleri gizleyerek ya da kurallara aykırı işler yapanlar, hesap verme endişesiyle sürekli tedirgin bir hayat yaşarlar.

 

Elbette hesap verme sorumluluğunu yalnızca insanların vicdanına bırakmak, günümüz koşullarında yeterli ve etkili bir yöntem değildir. Hem bireysel düzeyde hem de kamu ve özel işletmelerde, hesap vermeyenlere karşı çeşitli mekanizmalarla hesap sorulmalıdır.

 

Sorumluluk Sahibi Olmalı

İşletmelerde yetki kullanan kişiler, bu yetkinin doğal bir sonucu olarak sorumluluklarını şeffaf biçimde ortaya koymalı; kısacası, hesap verebilirlik ilkesiyle hareket etmelidir. Hesap vermeden yetki kullanımı, işletmelerde baskı ve keyfî uygulamaların önünü açarak zamanla adaletsizliğe ve hatta zulme dönüşebilir.

 

Burada önemli olan, hesap vermenin bir zorunluluk olarak değil, bir bilinç ve hatta bir memnuniyet duygusuyla yerine getirilmesidir. Bu anlayışa sahip bireylerin toplumun her alanında çoğalması sağlanmalıdır. İşlerini istenen zaman ve kalitede yerine getiremeyen, sorumluluklarını gereği gibi yerine getirmeyen ve kaynakları israf eden bir kişi; bir gün hesap vereceğini düşünerek hareket ederse daha az hata yapar ve daha dikkatli davranır. Özetle, hayat hesap verebilirlik üzerine kurgulanmalıdır.

 

Devlete karşı yükümlülüklerini yerine getirmeyen ve bu durumu fark edilmeyen kişi veya kurum yöneticileri kendilerini rahat hissetmemelidir. Vicdani bir rahatsızlıkla yaşamak yerine, şeffaf bir hayat benimseyerek hesap vermenin huzurunu yaşamak ya da her an hesap vermeye hazır bir yaşam sürmenin rahatlığına ulaşmak en doğru yaklaşım olacaktır.

 

Sonuç olarak; hangi iş yapılırsa yapılsın, insanların hesap verebildikçe huzur ve mutluluk duyduğu bir anlayışın yerleşmesi ve eğitim sisteminin de bu nitelikte bireyler yetiştirmesi kaçınılmaz bir gerekliliktir.

Yazarın Tüm Yazıları