Mustafa Şahin Bülbül

Fillerin Gösterisi, Karıncanın Hesabı

20.01.2026 15:26
Haber Detay Image

Yaşar Kemal'in Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca adlı anlatısı, masalın rahat koltuğuna oturtup okuru hiç de rahat bırakmayan metinlerden. Çünkü burada masal, çocukları uyutmak için değil; yetişkinlerin uyanması için kurulmuş bir düzenektir. Fillerin dünyası "görkem" diye pazarlanır; karıncaların dünyası ise "gürültü" diye susturulur. Sonra da herkes, ezilmenin adına kader demeye alıştırılır.

Eserde filler yalnızca hayvan değildir; ağırlığın, şatafatın, şişmiş iktidarın cisimleşmiş halidir. Filler yürüdükçe yer sarsılır, düzen bozulur, çatıların kiremiti bile korkuya alışır. Ama garip olan şudur: Bu sarsıntı en çok aşağıdakilerin hayatını darmadağın ederken, yukarıdakiler bunu bir "düzen" sanır. Çünkü gücün dili, kendi gürültüsünü "istikrar" diye tercüme etmeyi sever.

Karıncalar ise "küçük" oldukları için değil, küçültüldükleri için kalabalıktır. Yaşar Kemal, bu kalabalığın içindeki "kırmızı sakallı topal karınca" yı bir kahraman olarak değil, bir vicdan iğnesi gibi kullanır: Büyük laflar etmeden, slogan atmadan, "normal" diye sunulan şeyin aslında ne kadar anormal olduğunu okurun aklına batırır. Topallık burada eksiklik değil; sanki sistemin yürüyüşüne uymayı reddeden bir ters ritimdir.

Metnin asıl sertliği, baskıyı sadece "fillerin kötülüğü" ne bağlamamasında. Daha sarsıcı bir şeyi işaret eder: Ezilmek kadar, ezilmeye alışmak da bir düzen kurar. Korku bir süre sonra sopa olmaktan çıkar; içe yerleşen bir iç ses olur. İnsan, "böylesi daha güvenli" diye diye kendi kafesinin bekçisine dönüşür. Yaşar Kemal'in alegorisi tam burada keskinleşir: Fillerin ağırlığı yetmez; bir de karıncaların birbirini hizaya çekmesi eklenince, baskı artık dışarıda değil, içeride de dolaşmaya başlar.

Bu yüzden eser, yalnızca bir "iktidar eleştirisi" değildir. Aynı zamanda bir alışkanlık eleştirisidir. Fillerin geçişini doğa olayı sanan, ezilmeyi kader sayan, susmayı akıllılık zanneden zihniyete bir ayna tutar. Okur aynaya bakınca, filleri değil sadece; kendi sessizliğinin şeklini de görür.

Kısacası Yaşar Kemal burada bize şunu anlatır: Bazen tarih, filin nereye gittiğiyle değil; karıncanın "ben de varım" demeyi ne zaman hatırladığıyla değişir.

Yazarın Tüm Yazıları