Nasıl oldu da böylesi güzel bir film dikkatimden kaçtı diye hayıflanıyorum. Hala izlemeyeniniz varsa Kirk Jones'un gerçek yaşanmış bir hayattan uyarlayıp çektiği 2025 yapımı I Swear filmini izleyin derim.
Muhtemelen daha önce benzer filmler izleyeniniz vardır. Bunlardan en bildik olanı Hint Sineması örneklerinden biri. Siddharth P. Malhotra'nın, Brad Cohen'in hayatına dayanan Front of the Class kitabından esinlenip yazdığı ve yönettiği film de aynı sendromla, Tourette Sendromuyla, yaşama tutunmaya çalışan bir öğretmenin mücadelesini işleyen Hichki (Hıçkırık) filmi.
Hint sinemasını ya da daha bildik adıyla Bollywood sinemasını takip edenleriniz bilir. Yedi türlü baharat gibi bir kıvamı vardır. Drama, trajedi, komedi, aksiyon, müzikal, romantizm ve teatral oyunculuklarla öne çıkar, hepsinin karışımından oluşur.
Onun içindir ki biz doğu toplumlarının ortalama izleyicisine hitap eden bizi ağlatmayana kadar bırakmayan uzun, hatta çok uzun metrajlı bir sinema türü olarak sınıflandırılır.
Bollywood'un hikaye ve senaryo seçimlerini sevsem de maalesef ajitasyon dozu ve oyunculuklarıyla bana hitap ettiğini söyleyemem.
Her defasında, keşke bu hikâye ve senaryo Avrupa sinemasında işlenip çalışılsa da keyifli bir sinema filmi izlesek derim.
İşte tam da öyle bir filmden bahsedeceğim: I Swear.
Robert Aramayo, Maxine Peake, Shirley Henderson, Peter Mullan ve Scott Ellis Watson'ın takdire değer oyunculukları ve diğer sinema unsurlarıyla başarılı bir İngiliz yapımı film.
Filmin işlediği hikaye ve hikayenin kahramanı, daha önce BBC tarafından 1989 yılında "John's Not Mad" adıyla çekilmiş olsa da böylesi bir sinema filmiyle dikkatimizi çektiği kadar çekmemişti.
Film, Tourette sendromuna sahip John Davidson'ı işliyor. Hikayeyi, sendromun ortaya çıkmazdan öncesinden alıp başlayan film, Davidson'un hayatının güçlüklerini ve mücadelesini en nihayetinde, Tourette sendromuna dair farkındalığı artırma ve ülkedekibenzer sendromdaki bireylere ve ailelerine destekleriyle sergilediği üstün çabaları ile 2019'da Britanya İmparatorluk Nişanını, Kraliçe II. Elizabeth'in bizzat elinden almasına kadar götürüyor.
Keyifli bir sinema filmi olarak mutlaka izleyin. Bundan ziyade bir insanın çaresizliği içerisinde debelenirken, uzanan dürüst bir elin onun ve onun şahsında aynı sendromdan nice insanın hayatına nasıl dokunabildiğini görmenizi isterim.
Son olarak filmden küçük bir replikle sizi filmi izlemeye bırakayım:
"Sadakat, kimse bakmadığında da doğru olanı yapmaktır. Gözler üzerindeyken herkes dürüsttür."








