Mustafa Burak Aydın Yazıları

Mustafa Burak Aydın

Küfretmek

26.02.2026 23:58
Haber Detay Image

Kendini ifade etme biçimi olarak şiddet ve dildeki küfür sanıldığı gibi sadece iletişim beceriksizliğinden ya da dil yetersizliğinden kaynaklı bir sonuç değil.

Aslında çoğu zaman patlamak üzere olan şiddet eğilimine subap görevi de görür ki sağladığı deşarj haliyle, birazdan şiddete evrilecek bir sinirsel taşkınlığa boşalma olanağı vererek şiddeti bertaraf eder.

Bu haliyle düşündüğünüzde dildeki küfrün pozitif yanları da yok değil.

Hatta Sigmund Freud'a atfedilen bir sözde ""Uygarlık, ilk kez bir insanın mızrak fırlatmak yerine küfretmesiyle başlamıştır." Küfür uygarlığın başlangıcı olarak sayılır.

Küfrü aynı minvalde bir katarsis aracı olarak gören bir diğer yazar Mark Twain ise, küfrü bir duygusal temizlik, içimizdeki zehri akıtma ve arınma aracı olarak ele alır.

Elbette ki dizginleri doğru tutmak gerektiğini hatırlatan ünlü Bektaşi, taşlamalarıyla meşhur şair Neyzen Tevfik de "Küfür, derya denizdir; içinde yüzmesini bilmeyen boğulur." Derken, bunun bir estetiği olması gerektiğini latif ve hicivsel olması lazım geldiğini söyler.

Türk edebiyatında küfürleriyle meşhur edebiyatçımız denilince, hepimizin aklına gelen bir şair vardır ki küfrü sınıfsal ayrım temelinde değerlendirirken, küfrü burjuvazinin ağzında lağım çukuruna benzetirken, işçi sınıfının ağzında çiçeğe benzetmeye kadar vardırır.

Can Yücel'den bahsediyorum ki küfrü bir isyan, bir ayaklanma, bir dobralık göstergesi olarak tanımlar.

Kişi çoğu zaman altında ezildiği, baskı gördüğü normlara karşı çıkmanın en düşük maliyetli hali olarak sığınak bellediği küfrü, acı eşiğini yükseltme, acı dayanıklılığını arttırma ve stresini atma yolu olarak her zaman dilinde tetikte tutar.

Varoluş sancıları çeken kişi, her türlü baskı aracına karşı, bu yasal olur, geleneksel, dinsel, kültürel sınıfsal olur fark etmez, normlara karşı ezber bozarak, kontrolü eline aldığını ve güçlü olduğunu hisseder.

Hiyerarşiyi bozar, tabuları yıkar, her nevi sözleşmeyi ateşe verir, alevleriyle bayrak gibi sallarken, birileriyle mesafesini belirler ve deklere ederken diğerleriyle de bağlılığını pekiştirir.

Onun için demem odur ki, gençleri ve dillerindeki küfrü değerlendirirken biraz daha derinlikli düşünmek gerek, biraz daha sosyal ve psikolojik eksende değerlendirmek gerekir ki bunun için de sözünüzün dilindekinin on misli beyninizde kök taşıyor olmalı.

Yazarın Tüm Yazıları