Wall Street'in son yıllardaki yükselişini sırtlayan Apple'dan Nvidia'ya, Microsoft'tan Amazon'a uzanan teknoloji devlerinin ivmesi, son haftalarda görünür biçimde kaybolmaya başladı. Yapay zekâ altyapısına akan devasa sermaye harcamaları, kısa vadede kârlılık üzerinde baskı yaratırken yatırımcıların sabır eşiğini de test ediyor. Bu şirketlerin önemli bir kısmının uzun vadeli hareketli ortalamalarının altına sarkması ve S&P 500'ün gerisinde kalmaya başlaması, endeksin taban bulma çabasını zorlaştıran bir sinyal üretiyor. Kurumsal yatırımcıların ağırlığının artmasıyla Bitcoin'in artık bu tür risk dalgalarından bağımsız hareket etmesi güçleşti. Dolayısıyla hisse tarafındaki bu yorgunluk kripto piyasasını da baskı altında tutmaya devam edebilir gibi görünüyor.
Daha yapısal bir açıdan bakıldığında, gerçek bir ayı piyasasının basit düzeltmelerden değil, resesyonun kapıya dayanmasından ya da kredi kanalının belirgin biçimde sıkılaşmasından doğduğunu hatırlamak gerekiyor. Henüz o noktada değiliz; yapay zekâ yatırımlarını finanse eden kredi hattı büyük ölçüde açık. Ancak büyük şirketlere verilen kaldıraçlı kredileri izleyen Invesco Senior Loan ETF'in zirvelerden hafif geri dönmesi, kredi tarafında küçük ama göz ardı edilmemesi gereken bir huzursuzluğa işaret ediyor. Borçlanma koşullarında en ufak bir sıkılaşma bile pay piyasasında zincirleme sorular tetikleyebileceği için şu anki mesaj net: panik değil ama temkin şart.
Dolar cephesinde ise dikkat çekici bir gelişme var. Bank of America'nın son döviz kuru ve faiz oranı duyarlılık anketine göre, fon yöneticilerinin dolardaki pozisyonlanması 2012'den bu yana en düşük seviyeye gerilerken dolara yönelik genel duyarlılık da son 14 yılın en zayıf noktasına indi. Zayıflayan dolar, tarihsel olarak dolar bazlı fiyatlanan varlıklar için destekleyici bir zemin oluşturma eğilimi taşır; bu trendin sürmesi halinde Bitcoin'in de bundan fayda görmesi beklenebilir.
Ekosistemin kendi tarafında ise bu makro baskıya rağmen kayda değer yapıcı sinyaller var. Nasdaq'ın Bitcoin ETF opsiyonlarındaki pozisyon limitlerini kaldırma yönündeki adımı, kurumsal katılımın önündeki engelleri azaltabilecek yapısal bir gelişme.
Opsiyon tarafında ise veri kayda değer bir tablo çiziyor. Son 24 saatte 27 Şubat vadeli Bitcoin call opsiyonlarında yaklaşık 13 bin kontrat el değiştirirken, aynı vadedeki put hacmi bin civarında kaldı. Bu denli belirgin bir call/put oranı, piyasa yapıcılarının yukarı yönlü korunma talebine cevap verdiğini gösteriyor. İşlem yoğunluğunun 75.000 ve 80.000 dolar strike seviyelerinde toplanması da beklenti çıtasının nerede durduğuna dair önemli bir ipucu. Term structure'daki kısa vadeli volatilite priminin yükselişi ve IV ile RV'nin 50-51 seviyelerinde neredeyse aynı noktada buluşarak spread'i sıfıra çekmesi, birlikte okunduğunda bu hafta yukarı yönlü bir hareketin zemininin güçlenmeye başladığını düşündürüyor.
Genel resme baktığımızda, Bitcoin makro taraftan gelen baskı ile kendi ekosistemindeki yapıcı sinyaller arasında bir gerilimde ilerliyor. Teknoloji devlerindeki yorgunluk ve kredi tarafındaki küçük çatlaklar temkinli olmayı gerektirirken, dolardaki zayıflık eğilimi ve opsiyon piyasasındaki agresif pozisyonlanma yukarı yönlü bir potansiyelin biriktiğine işaret ediyor. Kısa vadede Bitcoin'in bu iki karşıt gücün hangisine teslim olacağını, büyük ölçüde Wall Street'teki satış baskısının dinip dinmemesi belirleyecek. Temkinli iyimserlik makul bir duruş gibi görünüyor; ancak opsiyon piyasasının bu denli kararlı sinyallerini görmezden gelmek de kolay değil.









