Fatma Ece Gödeoğlu

Trump ve Antarktika: Sahipsiz Kıtanın Sessiz İşgali

22.01.2026 20:57
Haber Detay Image

Dünya jeopolitiği artık sadece kara parçaları ve sınır çizgileriyle şekillenmiyor. Yeni güç mücadeleleri, hukukun askıya alındığı, egemenliğin belirsizleştiği "boşluklar" üzerinden ilerliyor. Antarktika, bu boşlukların en büyüğü ve en tehlikelisi. Resmî olarak kimseye ait olmayan bu kıta, fiilen herkesin radarında. Grönland buzulların altındaki rekabetin kilidiyse, Antarktika geleceğin savaşsız işgal modelidir.

1959 tarihli Antarktika Antlaşması, kıtayı askerî faaliyetlere kapatır, egemenlik iddialarını askıya alır ve bölgeyi "bilimsel araştırma alanı" ilan eder. Ancak bu metin, 20. yüzyılın güç dengelerine göre yazılmıştır. Bugünün dünyasında sorun, askerî üs kurmak değil; altyapı kurmak, veri toplamak, lojistik zincir oluşturmaktır. Antarktika'da bayrak dikilmez; sensör yerleştirilir. Tank konuşlandırılmaz; uydu istasyonu kurulur. Hukuk yürürlükte görünür, fiiliyatta aşınır.

Bilim Maskesi Altında Konumlanma

ABD, Antarktika'yı doğrudan sahiplenme derdinde değil. Washington'un stratejisi, kıtayı küresel gözetim ve iklim modelleme ağının merkezine dönüştürmek. Uydu izleme, atmosferik ölçüm, uzay-hava ilişkisi ve deniz altı akustik sistemler, Antarktika'yı askersiz ama stratejik bir üs hâline getiriyor. Buradaki "bilimsel araştırmalar", aynı zamanda uzay savunması, balistik izleme ve küresel veri hâkimiyeti anlamına geliyor. Antarktika, Pentagon'un haritalarında cephe değil; arka plan altyapısıdır.

Çin, Antarktika'da acele etmiyor. Çünkü bu kıta bugünün değil, yarının meselesi. Pekin'in kurduğu araştırma istasyonları, sadece bilim üretmiyor; haritalıyor, örnekliyor ve arşivliyor. Antarktika Antlaşması'nın 2048 sonrası yeniden müzakereye açılması ihtimali, Çin'in uzun vadeli sabrını açıklıyor. Bugün iddia yok, yarın dosya var. Çin'in hedefi toprağa sahip olmak değil; bilgiye sahip olmak. Ve bilgi, gelecekteki tüm egemenlik tartışmalarının anahtarıdır.

Kıta Altı Kaygı

Rusya için Antarktika, Arktik kadar sıcak bir cephe değil; fakat tamamen önemsiz de değil. Moskova'nın ilgisi özellikle kıta altındaki enerji ve mineral potansiyeline odaklanıyor. Antlaşmalar madenciliği yasaklıyor; fakat yasağın süresi sınırlı. Rusya, askeri hamlelerle değil, jeolojik verilerle hazırlanıyor. Sessizce ölçüyor, kayıt tutuyor ve zamanı bekliyor. Antarktika, Rus stratejisinde bugünün değil, 2040'ların dosyasıdır.

Antarktika'yı stratejik yapan asıl unsur, iklim değişikliğidir. Buzullar sadece erimiyor; bilgi açığa çıkarıyor. Yer altı su sistemleri, maden yatakları, yeni deniz geçişleri… Küresel ısınma, Antarktika'yı dokunulmaz olmaktan çıkarıyor. Bu nedenle iklim krizi, yalnızca çevresel bir felaket değil; jeopolitik bir hızlandırıcıdır.

Kimin Sesi Yok? İnsanlığın

Antarktika'da yerli halk yok, seçim yok, kamuoyu yok. Bu da onu eşsiz kılıyor. Direniş üretmeyen, itiraz etmeyen, oy kullanmayan bir coğrafya. Bu yüzden Antarktika, büyük güçler için ideal bir deney alanı: Tepki yok, bedel yok. Kıta, insanlığın ortak mirası olarak tanımlanıyor; ama kararları insanlık almıyor.

Grönland fiilî rekabetin alanıysa, Antarktika geleceğin fiilî rekabetine hazırlık alanıdır. Burada henüz çatışma yok; ama altyapı var. Henüz bayrak yok; ama dosyalar dolu. Antarktika, savaşsız bir işgalin, hukuksuz bir bekleyişin ve sabırlı bir kuşatmanın laboratuvarıdır. Yeni dünya düzeni sadece sıcak cephelerde değil, sessiz kıtalarda da kuruluyor. Ve Antarktika, bu sessizliğin en yüksek sesle konuştuğu yerdir.

ABD Başkanı Donald Trump' tan Antarktika çıkışını kısa zamanda dünya duyunca şaşırmamalı…

Yazarın Tüm Yazıları