Ersoy Toptaş

Londra ve Pekin hattında yeni ticari dengeler

07.02.2026 04:26
Haber Detay Image

İngiltere Başbakanı Keir Starmer 'ın ocak ayında Pekin'e gerçekleştirdiği resmi ziyaret, esasen Londra ile Pekin arasındaki diplomatik mesafenin kısalmaya başladığını gösteriyor. Bu ziyaret, sadece bir görüşme trafiği değil, aynı zamanda Birleşik Krallık 'ın küresel ticaret pastasındaki payını koruma isteğinin bir yansıması niteliğindeydi.

Starmer, Washington'dan gelen korumacı ve kısıtlayıcı söylemlere rağmen, Çin ile olan ilişkileri daha dengeli ve olgun bir zemine oturtmayı hedefliyordu. Çünkü Çin, bugün İngiltere'nin en büyük üçüncü ticaret ortağı konumunda bulunuyor ve bu ticari hacim yaklaşık 370 bin İngiliz vatandaşının istihdamını doğrudan etkiliyor. Yani Londra için Pekin ile kurulan temas, ideolojik bir tercihten ziyade ekonomik bir zorunluluk niteliğindeydi.

Ekonomik öncelikler ve stratejik yakınlaşma

İngiliz hükümetinin bu diplomatik hamlesinin arkasında, son yıllarda Fransa ve Almanya gibi Avrupalı müttefiklerin Çin pazarında elde ettiği avantajların gerisinde kalmama düşüncesi yatıyor diyebiliriz. Starmer , sekiz yıl boyunca hiçbir İngiliz başbakanının bu coğrafyayı ziyaret etmemesini büyük bir kayıp olarak nitelendirirken, bu sürede kaçırılan fırsatların telafi edilmesi gerektiğini savunuyordu. Görüşmeler sırasında özellikle İngiliz içkisine uygulanan gümrük tarifelerinin esnetilmesi ve vize kolaylıkları gibi somut başlıkların gündeme gelmesi, sahadaki ticari beklentilerin bir yansımasıydı. Zaten bu süreç, sadece ekonomik verilerle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda İngiltere'nin çok kutuplu dünya düzeninde kendine daha özerk bir alan açma çabasıyla da ilgili görünüyordu. Londra, bir yandan geleneksel müttefiki ABD ile olan bağlarını korumaya çalışırken, diğer yandanÇin'in küresel üretim ve tüketim zinciri ndeki ağırlığını görmezden gelemeyeceğini açıkça kabul etti

Küresel güç dengeleri ve iç eleştiriler

Bu diplomatik yakınlaşma, uluslararası arenada ve İngiltere iç siyaseti'nde farklı tepkileri beraberinde getirdi.ABD kanadından gelen ve bu tür anlaşmaları riskli olarak nitelendiren açıklamalar, Atlantik'in iki yakası arasındaki stratejik öncelik farklarını belirginleştirdi.

Washington'un ithalat kısıtlamaları ve gümrük duvarları üzerinden şekillendirdiği yeni ticaret anlayışı, Londra'nın dış ticareti çeşitlendirme yaklaşımı yla aslında tam olarak örtüşmüyor Öte yandan iç siyasette yükselen insan hakları eleştirileri ve bazı toplumsal gruplar tarafından dile getirilen endişeler de bu diplomatik açılımın yönetilmesinin zor bir süreç olduğunu gösteriyor.

Londra ve Pekin arasındaki bu yeni dönem, mutlak bir uzlaşıdan ziyade karşılıklı ihtiyaçların yönetilmesi süreci niteliğinde diyebiliriz. İngiltere'nin attığı bu adım, küresel sistemdeki güç kaymalarına uyum sağlama çabasının bir parçası olarak okunabilir. Gelecekte bu diyaloğun ne kadar derinleşeceği, hem Washington ile olan stratejik ortaklığın seyrine hem de Pekin'in küresel ticaret kurallarına uyumuna bağlı görünüyor.

Yazarın Tüm Yazıları