Adnan Ateş Yazıları

Adnan Ateş

Yapay zekâ hata ve ihmal teminatlarını kim ödeyecek?

30.06.2026 23:42
Haber Detay Image

Son iki yıldır dünyada ve Türkiye'de yapay zekâ konuşuluyor. Ancak çoğu zaman yanlış sorular soruyoruz. Yapay zekânın ne kadar hızlı olduğu, kaç kişilik işi yaptığı veya hangi meslekleri dönüştüreceği tartışılıyor. Oysa iş dünyasının önündeki asıl soru çok daha kritik: Yapay zekâ hata yaparsa sorumluluk kimin olacak?

Bu soru artık teorik bir tartışma değil. Türkiye'de bankalar, sigorta şirketleri, e-ticaret platformları, lojistik firmaları, insan kaynakları şirketleri ve hatta kamu kurumları karar süreçlerinde giderek daha fazla yapay zekâ kullanıyor. Kredi değerlendirmelerinden müşteri analizlerine, işe alımlardan fiyatlandırma sistemlerine kadar birçok alanda algoritmaların etkisi hissediliyor.

Ancak ortada ciddi bir gerçek var: Yapay zekâ kusursuz değil.

Bugün kullanılan en gelişmiş sistemler bile yanlış analiz yapabiliyor, eksik veriyle hatalı sonuç üretebiliyor veya önyargılı kararlar verebiliyor. Bir algoritmanın verdiği yanlış karar yüzünden kredi alamayan bir vatandaşın, işe kabul edilmeyen bir adayın veya maddi kayba uğrayan bir şirketin zararını kim karşılayacak?

İşte dünya genelinde sigorta sektörünün üzerinde çalıştığı temel konu da bu.

IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO'su Murat Çiftçi'nin değerlendirmeleri, aslında sektörün önümüzdeki yıllarda karşılaşacağı yeni dönemin habercisi niteliğinde. Çiftçi'ye göre yapay zekâ kaynaklı riskler artık yalnızca teknoloji şirketlerinin değil, tüm iş dünyasının ve sigorta sektörünün gündeminde olmak zorunda.

Haklı.

Çünkü yapay zekâ kaynaklı zararlar tek bir kategoriye girmiyor. Bir veri sızıntısı yaşanabiliyor. Bir algoritma yanlış fiyat belirleyebiliyor. Bir müşteri yanlış yönlendirilebiliyor. Hatta deepfake teknolojileriyle şirketlerin milyonlarca lira dolandırıldığı örnekler artık dünyanın birçok ülkesinde görülüyor.

Türkiye ise bu dönüşüme hazırlıklı mı?

Açık konuşmak gerekirse henüz tam anlamıyla değil. Hatta hiç değil.

Ülkemizde şirketlerin büyük bölümü yapay zekâyı verimlilik aracı olarak görüyor. Maliyet düşürme, personel yükünü azaltma ve operasyonları hızlandırma hedefleri ön planda. Ancak aynı şirketlerin önemli bir kısmında yapay zekâ risk haritaları bulunmuyor. Hangi sistemin hangi veriyi kullandığı, karar süreçlerinde ne kadar etkili olduğu veya bir hata durumunda sorumluluğun kimde olduğu çoğu zaman net değil.

Daha da önemlisi, Türkiye'de yapay zekâ yönetimi konusunda kurumsal olgunluk seviyesi hâlen gelişme aşamasında.

Avrupa Birliği, yapay zekâ kullanımını düzenleyen kapsamlı yasal çerçeveler oluştururken ve şirketlere risk sınıflandırması ile insan denetimi zorunluluğu getirirken, Türkiye'de birçok kurum henüz temel yapay zekâ politikalarını bile oluşturabilmiş değil.

İşte tam da bu durum gelecekte önemli hukuki sorunlar doğurabilir.

Örneğin bir banka yapay zekâ destekli kredi sistemi kullanıyorsa ve sistem yanlış değerlendirme yapıyorsa sorumluluk yazılım şirketinde mi olacak? Bankada mı olacak? Sistemi kullanan personelde mi olacak?

Benzer şekilde, bir hastane yapay zekâ destekli teşhis sistemi kullanıyorsa ve yanlış yönlendirme nedeniyle hasta zarar görüyorsa hukuki sorumluluk nasıl paylaşılacak?

Bugün bu soruların tamamının net cevapları yok. İşte tam bu noktada sigorta sektörü devreye giriyor.

Yakın gelecekte "yapay zekâ sorumluluk sigortası", "algoritmik karar sigortası", "deepfake zarar sigortası" veya "yapay zekâ hata ve ihmal teminatları" gibi yeni ürünlerin hayatımıza girmesi sürpriz olmayacak. Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken önemli bir detay bulunuyor. Sigorta hiçbir zaman kötü yönetimin yerine geçmez.

Bir şirket önce riskini tanımlamak zorunda. Hangi yapay zekâ sistemlerini kullandığını bilmeli. Bu sistemlerin karar alma mekanizmalarını denetlemeli. İnsan kontrolünü süreçten çıkarmamalı. Çünkü yapay zekâ bugün ne kadar gelişmiş olursa olsun hâlâ bir karar verici değil, bir karar destek aracıdır.

Türkiye'de birçok şirketin yaptığı en büyük hata da burada ortaya çıkıyor. Teknolojiyi satın almakla dijital dönüşümün tamamlandığını düşünüyorlar. Oysa asıl mesele, teknolojiyi yönetebilmekte yatıyor.

Önümüzdeki yıllarda yapay zekâ kullanmayan şirketler rekabet gücü kaybedecek. Ancak yapay zekâyı kontrolsüz kullanan şirketler de ciddi hukuki ve finansal risklerle karşılaşacak.

Dijital çağın yeni gerçeği şu: Artık yalnızca insan hataları değil, algoritma hataları da sigortalanmak zorunda kalacak.

Türkiye'nin önünde önemli bir fırsat bulunuyor. Yapay zekâyı üretkenlik ve büyüme aracı olarak kullanırken aynı zamanda risk yönetimi, hukuk, etik ve sigorta altyapısını da geliştirebilirse bölgesel ölçekte güçlü bir teknoloji ekosistemi oluşturabilir. Aksi hâlde teknolojinin sunduğu avantajlar kadar maliyetli sorunlarla da karşılaşabiliriz.

Geleceğin en büyük sorusu artık "Yapay zekâ ne yapabilir?" değil.

"Asıl sorumluluk kimde olacak?" sorusu iş dünyasının yeni gündem maddesi hâline geliyor.

Yazarın Tüm Yazıları