Adnan Ateş Yazıları

Adnan Ateş

Savaş ortamında Altın mı dolar mı? Hangisi öne geçti?

22.03.2026 10:29
Haber Detay Image

Küresel piyasalarda yön arayışı yeniden güvenli limanlara dönmüş durumda. Ortadoğu'da artan gerilim, özellikle İran–İsrail hattında tırmanan riskler ve ABD'nin bölgedeki askeri ve politik pozisyonu, yatırımcı davranışını doğrudan etkiliyor. Bu tablo, klasik soruyu yeniden gündeme taşıdı: Altın mı, dolar mı?

Öncelikle büyük resmi doğru okumak gerekiyor. Jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde yatırımcı refleksi genellikle ikiye ayrılır. Bir kesim doğrudan güvenli liman olarak görülen Altın'a yönelirken, diğer kesim küresel rezerv para olma gücünü arkasına alan ABD doları'na pozisyon alır. Ancak 2026'ya girerken bu iki enstrüman arasındaki denge, geçmiş dönemlere kıyasla daha karmaşık bir yapı sergiliyor.

Altın cephesinden bakıldığında tablo oldukça net. Artan savaş riski, merkez bankalarının rezerv tercihlerindeki değişim ve küresel belirsizlik, altını güçlü tutan ana faktörler. Özellikle çatışma ihtimalinin sıcak kaldığı senaryolarda altın, sadece bir yatırım aracı değil, aynı zamanda "sigorta" işlevi görüyor. Bu nedenle son dönemde altına olan talep yalnızca bireysel yatırımcıyla sınırlı değil; kurumsal tarafta da ciddi bir yönelim söz konusu.

Dolar tarafında ise daha farklı bir dinamik var. ABD ekonomisinin görece güçlü kalması ve faizlerin yüksek seyretmesi, doları cazip tutmaya devam ediyor. Küresel fonlar için likidite, güven ve derinlik hâlâ dolar tarafında. Ancak burada kritik bir kırılma noktası oluşmuş durumda: Jeopolitik riskler arttıkça dolar güçleniyor, fakat bu güçlenme artık eskisi kadar "tek yönlü" değil. Çünkü aynı riskler, altına da paralel bir talep yaratıyor.

Bir başka önemli unsur ise piyasanın beklenti yönetimi. Eğer Ortadoğu'daki gerilim kontrollü şekilde devam eder ve geniş çaplı bir savaşa dönüşmezse, doların faiz avantajı öne çıkabilir. Ancak çatışmanın derinleşmesi ve bölgesel sınırları aşması halinde, yatırımcı davranışı daha hızlı şekilde altına kayabilir. Bu noktada altın, dolar karşısında daha agresif bir performans gösterebilir.

Türkiye özelinde ise denkleme kur etkisi de ekleniyor. Dolar/TL'nin seyri, yatırımcının dolar tercihinde belirleyici olurken; altının hem ons fiyatı hem de kur üzerinden çift yönlü etkilenmesi, zaman zaman daha güçlü getiriler yaratabiliyor. Bu nedenle yerel yatırımcı açısından "altın mı dolar mı?" sorusu, küresel gelişmeler kadar iç piyasa dinamikleriyle de şekilleniyor.

Ekonomist perspektifinden bakıldığında mevcut tabloda net bir kazanan söylemek kolay değil, ancak eğilimler okunabilir. Kısa vadede faiz avantajı nedeniyle dolar güçlü kalabilir. Buna karşılık orta ve uzun vadede jeopolitik risklerin kalıcı olması, altını bir adım öne taşıyor. Özellikle riskten kaçınma eğiliminin arttığı dönemlerde altın, doların önüne geçme potansiyelini koruyor.

Yatırımcı için mesele "hangisi kazanır" sorusundan ziyade "hangi senaryoda hangisi öne çıkar" sorusunu doğru cevaplamak. Mevcut konjonktürde altın daha çok riskten korunma aracı olarak öne çıkarken, dolar likidite ve kısa vadeli getiri tarafında avantaj sağlıyor. Bu nedenle dengeli bir portföy yaklaşımı, tek yönlü pozisyon almaktan daha rasyonel görünüyor.

Yazarın Tüm Yazıları