Omurga romatizmasında erken tanı ve bütüncül tedavi hareketliliği koruyor
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
Prof. Dr. İrfan Koca, ankilozan spondilit tedavisinde erken tanı ve bütüncül yaklaşımın önemini vurguladı. Koca, inflamasyon kontrolü ve omurga hareketliliğinin korunması için medikal tedavi, egzersiz ve rehabilitasyonun birlikte yürütülmesi gerektiğini belirtti.
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, omurga tedavisinde erken tanı ve bütüncül tedavinin büyük önem taşıdığını söyledi.
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, omurga tedavisinde erken tanı ve bütüncül tedavi hakkında açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. İrfan Koca, "Ankilozan spondilit tedavisinde inflamasyonun kontrol altına alınması, hastalığın ilerlemesinin önlenmesi ve omurga hareketliliğinin korunması için bütüncül yaklaşım büyük önem taşıyor" dedi.
Halk arasında omurga romatizması olarak bilinen ankilozan spondilit, özellikle omurga ve sakroiliak eklemleri etkileyen, bağışıklık sisteminin anormal inflamatuar yanıtlarıyla ilişkili kronik romatizmal bir hastalıktır. Genellikle genç yaşlarda başlayan hastalık; sabah tutukluğu, gece artan bel ağrısı ve hareket kısıtlılığıyla kendini gösterir. İlerleyen dönemlerde omurgada kalıcı sertlik, hareket kısıtlılığı ve duruş bozukluklarına neden olabilir. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, hastalığın tedavisinde erken tanı ve kişiye özel bütüncül yaklaşımın önemine dikkat çekti.
Medikal tedavi ve egzersiz birlikte yürütülmeli
Prof. Dr. Koca, "Tedavide öncelikle nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar kullanılmaktadır. Hastalığın tutulum şekline ve aktivitesine göre özellikle periferik eklem tutulumu bulunan hastalarda hastalık modifiye edici antiromatizmal ilaçlar (DMARD), gerekli durumlarda ise biyolojik ve hedefe yönelik tedaviler uygulanabilmektedir. Düzenli egzersiz, fizik tedavi, postür ve solunum çalışmaları da omurga hareketliliğinin korunması ve fonksiyonel kapasitenin artırılmasında önemli rol oynamaktadır" dedi.
Tamamlayıcı tedaviler bütüncül yaklaşımın bir parçası
Prof. Dr. Koca, "Nöral terapi, akupunktur, kuru iğneleme, uygun manuel terapi teknikleri ve ozon tedavisi gibi uygulamalar, hastanın klinik özelliklerine göre medikal tedavi ve rehabilitasyon programına destekleyici olarak dahil edilebilir. Bu yöntemlerin ağrı modülasyonu, otonom sinir sistemi, nöroimmün etkileşimler ve inflamatuar yanıtla ilişkili mekanizmalar üzerindeki etkileri bilimsel açıdan ilgi görmektedir. Uygun hasta seçimiyle ağrı kontrolü, hareket kabiliyeti ve fonksiyonel iyileşme desteklenebilir. Ancak bu uygulamaların ankilozan spondilitte hastalığın ilerlemesini yavaşlattığına ilişkin yeterli klinik kanıt bulunmamaktadır" ifadelerini kullandı.
Bağırsak sağlığı ve beslenme ihmal edilmemeli
Ankilozan spondilit ile bağırsak inflamasyonu arasındaki ilişkiye dikkat çeken Prof. Dr. Koca, "Bağırsak mikrobiyotası ve bağışıklık sistemi arasındaki etkileşim, hastalığın gelişiminde önemli rol oynayabilmektedir. Bu nedenle gastrointestinal sistemin değerlendirilmesi, Akdeniz tipi beslenme, kişiye özel diyet düzenlemeleri ve uygun hastalarda güvenliği değerlendirilmiş fitoterapötik destekler bütüncül yaklaşım kapsamında ele alınabilir" dedi.
Erken tanı ve doğru tedaviyle hareketli bir yaşam mümkün
Prof. Dr. İrfan Koca, "Ankilozan spondilitte temel hedefimiz inflamasyonu kontrol altına almak, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak ve kalıcı fonksiyon kayıplarını önlemektir. Erken tanı, etkili medikal tedavi, düzenli egzersiz ve kişiye özel rehabilitasyon programlarıyla hastaların uzun yıllar aktif ve kaliteli bir yaşam sürmesi mümkündür" diyerek sözlerini tamamladı.












