Gazzeli bioenerji uzmanı, travma yaşayan çocukların psikosomatik bozukluklarını tedavi ediyor
Gazze'nin güneyindeki Han Yunus kentinde İsrail saldırılarında hasar alan evinin alt katında klinik ve eğitim merkezi açan insan gelişimi ve biyoenerji uzmanı Neval Askul, İsrail saldırıları sonucu psikosomatik bozukluklar yaşayan çocukları yeniden hayata kazandırmaya çalışıyor.
Gazze'nin güneyindeki Han Yunus kentinde İsrail saldırılarında hasar alan evinin alt katında klinik ve eğitim merkezi açan insan gelişimi ve biyoenerji uzmanı Neval Askul, İsrail saldırıları sonucu psikosomatik bozukluklar yaşayan çocukları yeniden hayata kazandırmaya çalışıyor.
İsrail'in 2 yıl boyunca sürdürdüğü saldırılar, Gazze'de kitlesel bir travma yaşanmasına neden oldu. Bundan en çok etkilenenler çocuklar oldu. Tanık oldukları manzaralar karşısında şok yaşayan çocuklar, psikolojik olarak derin ve belki de onanmaz yaralar aldı.
Hasarlı bir binada çocuklara psikolojik destek vermeye başladı
Soykırım öncesinde de bir kliniği olan Askul, ateşkesin ardından yeniden terapilere başlamaya ve çocukların fiziksel ve psikolojik sorunlarına derman olmaya karar verdi.
"Biz anka kuşu gibiyiz. Küllerimizden yeniden doğarız. Her şeyin neredeyse imkansız olduğu, koşulların son derece ağır olduğu bu ortamda bile teslim olmadık." diyen Askul, yerinden edilmiş olmasına rağmen yıkıntılar içindeki evine döndüğünü ve yeniden terapiye başladığını belirtti.
Şu an klinikte yaklaşık 300 çocuğu tedavi ettiklerini kaydeden Askul, bireysel ve grup halinde psikolojik ve psikosomatik terapi seansları verdiklerini dile getirdi.
Çocukların, acılarını dindirecek kişilere ihtiyacı var
Saldırlar öncesinde çocukların psikolojik refah, akran zorbalığı gibi nisbeten basit problemlerini çözmeye çalıştıklarını anlatan Askul, artık bu sorunların yaşanan travmanın da etkisiyle fiziksel ve psikolojik semptomların birlikte seyrettiği komplike vakalara dönüştüğüne işaret etti.
Kaydedilen vakalar arasında geçici konuşma kaybı, panik atak, uyku bozuklukları ve belirgin bir nedeni olmayan fiziksel ağrılar olduğuna değinen Askul, çocukların özel ve uzun vadeli destek programlarına ihtiyaç duyduğunu, sınırlı kaynaklara rağmen onlara destek sağlamaya devam ettiklerini belirtti.
"Duygusal acının, en büyük acı" olduğunu söyleyen Askul, 2 yıl boyunca yaşanan soykırımda büyük acılar yaşayan çocuklara yardım edecek ve acılarını hafifletecek birine ihtiyaç duyduklarını kaydetti.
Yaşadıkları travma, çocukları fizyolojik ve psikolojik dumura uğrattı
Askul, kliniğe tedavi olmaya gelen Enes Kuveydir, Mira Semhan ve Yezen el-Misri isimli çocuklardan örnekler verdi.
Enes'in yaşadığı travmanın etkisiyle ciddi sağlık sorunları yaşadığını ve kendisine hemoliz (kırmızı kan hücrelerinin parçalanmasıyla vücutta anemi, sarılık ve organ hasarına yol açan hastalık) teşhisi konduğunu kaydeden Askul, "Az önce kendisiyle bir seans yaptık ve ondan korkularını çizmesini istedik. Enes bir tank çizdi, çünkü tank onun için zorunlu göçü hatırlatan tek şey. Enes tankı gördüğünde, bedeni travmayı dışa vurdu, bu travma kendini hemoliz şeklinde gösterdi." dedi.
Askul, sürekli göçün, roket ve bombardıman seslerinin dört yaşındaki Mira'da da ağır etkiler bıraktığını, ani irkilmeler yaşamasına, geceleri korkuyla uyanmasına ve sürekli kabuslar görmesine neden olduğunu aktardı.
Askul, kabuslar ve sürekli halüsinasyonlar gören, özgüven kaybı yaşayan Yezen'in ise seanslara başladıktan sonra doğuştan gelen şaşılık sorununda iyileşme yaşadığını, özgüveninin artmaya başladığını, daha sakin ve mutlu bir çocuk olduğunu, agresif davranışlarının zamanla azalmaya başladığını anlattı.
"Çocuklarımız neden bunu yaşamak zorunda bırakılıyor"
"Gazze'deki çocukların suçu ne ki böyle bir acı yaşamak zorunda kalıyorlar, böylesi bir duyguyla büyümek zorunda bırakılıyorlar." diyen Askul, kendisini çok etkileyen ve her hatırladığında ağlayacak gibi olduğu bir kız çocuğunun acı hikayesini paylaştı:
"Bu kız çocuğu evinin bombalanmasından üç gün sonra enkaz altından çıkarıldı. Bir çocuğun üç gün boyunca enkaz altında yaşamasını düşünebiliyor musunuz. Ayıldığında iki kardeşini ve babasını kaybettiğini öğrendi. Hepimiz onu kardeşlerinin öldüğüne ikna etmeye çalıştık. Ama o sürekli 'Hayır, kardeşim geliyordu. Enkaz altındayken bana badem yediriyordu. Kardeşim ölmedi, kardeşim burada. Beni eliyle besliyordu. Kimse bana kardeşimin öldüğünü söylemesin' diyordu.
Kız çocuğu bana geldiğinde, kardeşlerinin ve babasının vefatının üzerinden bir yıl geçmişti. Ama çocuk hiç konuşmuyordu. Travma onu içine kapanık yapmış ve her şeye olan güvenini kaybetmişti. Sadece annesiyle kalmıştı. Benim için çok uzun bir süreç oldu. Amacım onun yaşadıklarını hafızasından silmek değil, enkaz altında yaşadığı korkularla baş edebilmesini sağlamaktı."
Psikolojik destek alan çocuklarda gözle görülür iyileşme sağlanıyor
Klinikteki seanslara ve eğitim faaliyetlerine katılan çocukların anneleri de çocuklarında kaydedilen iyileşmeden duydukları memnuniyeti dile getirdi.
Oğlunun doğuştan şaşı olduğunu ama savaşla birlikte görme yetisinde ciddi gerileme meydana geldiğini söyleyen Yezen'in annesi, oğlunun aldığı seanslar sayesinde artık başının dönmediğini, okuyabildiğini, bir şeye konsantre olabildiğini ve neredeyse normal bir çocuğa döndüğünü aktardı.
Yaşadığı travmanın etkisiyle çok agresif bir çocuğa dönüşen, konuşma yetisini kaybeden ve çevresiyle diyalogu kesen bir çocuğa dönüşen Mira'nın annesi ise "Kızım eskiden çok korkuyordu. Aldığı tedavi sonrası artık kardeşleriyle oynuyor, konuşuyor. Önceden merdivenlerden inerek dışarı çıkmaya korkardı, birine ya da bir şeye tutunma ihtiyacı hissederdi, şimdi inebiliyor." dedi.
Enes'in annesi ise hiç bir sağlık sorunu olmayan oğlunun tankları, sokaklarda ölüleri ve Yahudileri görünce bağırmaya başladığını anlattı. Oğlunu doktora götürdüklerinde ise hemoliz hastası olduğunun ortaya çıktığını, sonrasında da kliniğe geldiklerini belirtti.
Askul'un terapi uyguladığı 12 yaşındaki Sinin en-Neccar ise Mayıs 2024'te babasını kaybettiğini anlattı. Yazdığı bir mektubu Askul'a gösteren Sinin, "kaybettikleri kişilerin Allah katında ölmediğini bu nedenle de onlara sesini duyurmak için bu mektubu yazdığını" dile getirdi.












