Mersin iftar saati: 27 Nisan 2020 Pazartesi Mersin İftar vakti (2020 Ramazan İmsakiyesi)

Mersin iftar saati: 27 Nisan 2020 Pazartesi Mersin İftar vakti (2020 Ramazan İmsakiyesi)
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Mersin'de iftara kaç saat kaldı araştırılıyor. Ramazan ayının 4. gününde Mersin iftar saati sorgulanmaya başladı. Mersin'de yaşayan vatandaşlar, akşam ezanı ile birlikte açacakları oruç için iftar saatini bekliyor. Buna göre, 27 Nisan Pazartesi günü Mersin iftar saati kaç? Mersin iftar vakti nedir? İşte, Diyanete göre Mersin iftar saatleri…

Ramazan ayının dördüncü günü nedeniyle Mersin halkı, imsak vakti 04:17'de sahura kalkarak oruç için niyetlendi. Peki, Mersin iftar vakti kaçta? On bir ayın sultanı Ramazan'da, akşam ezanı ile açılacak oruçlar için yemekler hazırlanırken iftar saati merak ediliyor. 27 Nisan Pazartesi günü akşam ezanı kaçta okunacak? Sofralardan bereketin eksik olmadığı üç aylardan biri olan Ramazan ayında Mersin iftar saati kaçta? İşte, Mersin iftar vakti:

27 NİSAN PAZARTESİ GÜNÜ İFTAR SAATİ: 19:33

Diyanet İşleri Başkanlığı imsakiye takvimine göre hazırlanan sayfada, bulunduğunuz ili seçerek bir ay boyunca imsak, iftar saatlerini içeren 2020 imsakiye takvimine ulaşabilirsiniz.

KUL HAKKI YEMENİN HÜKMÜ NEDİR? KUL HAKKI NASIL ÖDENİR?

Hz. Peygamber (s.a.s.), üzerinde kul hakkı bulunan kişilerin, hak sahibi olan mazlumlardan helallik almalarını öğütlemiştir. Helallik alınmadığı durumda, hesap gününde haksızlık yapan kişinin salih amellerinin, haksızlığı ölçüsünde alınarak hak sahibine verileceğini, eğer verilecek salih amel bulunamazsa o zaman da mazlumun günahlarının zâlime yükleneceğini belirtir (Buhârî, Mezâlim, 10). Yine Peygamberimiz (s.a.s.), imkânı olduğu halde zamanı gelmiş bir borcu ödemeyenlerin kul hakkını ihlal ettiğini şöyle ifade eder: "Ödeme gücü olan zengin kişinin, ödemeyi ertelemesi zulümdür." (Buhârî, Havâle, 1)

Kul hakkı, kişinin Cennet ya da Cehennem'e gidişinde önemli ölçüde belirleyicidir. Allah'ın huzuruna kul hakkı ile çıkmanın, çok ağır bir vebâli vardır. Çünkü böyle bir günahın Allah tarafından bağışlanması, hak sahibinin affetmesi şartına bağlanmıştır. Hak sahibi, hakkını almadıkça veya bu hakkından vazgeçmedikçe, Allah kul hakkı yiyenin bu günahını affetmemektedir. Çünkü ilâhî adalet, bunu gerektirir. Veda hutbesinde Resûlullah (s.a.s.), "Ey insanlar, sizin canlarınız, mallarınız, ırz ve namuslarınız, Rabbinize kavuşuncaya kadar birbirinize haramdır (dokunulmazdır)." (Buhârî, Hacc, 132) buyurmuştur.

Buna göre, gasp, hırsızlık veya izinsiz alma gibi yollarla elde edilen haram para veya mal, sahipleri biliniyor ise kendilerine yahut mirasçılarına, bilinmiyor ise fakirlere veya hayır kurumlarına onların namına sadaka olarak verilmelidir. Ayrıca, yapılan bu kusurlardan dolayı da Allah'tan af ve mağfiret dilenmelidir.

Mal ya da darp gibi şeylerle ilgili olmayan gıybet, bühtan gibi hak ihlallerinde en doğrusu, hak sahibine durumu anlatıp helalleşmek olmakla beraber, her zaman bu şartı yerine getirmek mümkün olmadığından ya da insanlar bundan çekindiklerinden, kendi adına tövbe edip, hak sahibi namına da istiğfar etmek, dua etmek ya da hayır hasenat yaparak sevabını ona bağışlamak, bu tür hak ihlallerine keffaret olur (İbn Teymiyye, el-Fetâva'l-Kübrâ, I, 113).

Kaynak: Haberler.com