Lübnan'daki Türkler, Türk Askerini Umutla Bekliyor

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Dış Haber - (dha - Özel) - Lübnan’ın Başkenti Beyrut’ta Yaşayan Mardinliler, Savaşın Sona Ermesinin Ardından Rahat Bir Nefes Aldı. Ambargonun Da Ortadan Kalkmasıyla Eski Hayatlarına Geri Dönmeyi Planlayan Ve Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı Olan Mardinliler, Yarına Biraz Daha Umutlu Bakm...

DIŞ HABER - (DHA - ÖZEL) - Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta yaşayan Mardinliler, savaşın sona ermesinin ardından rahat bir nefes aldı. Ambargonun da ortadan kalkmasıyla eski hayatlarına geri dönmeyi planlayan ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Mardinliler, yarına biraz daha umutlu bakmaya başladı. Bir çoğu uzun yıllar önce gelip Lübnan’a yerleşenler bu Mardinlilerin bir bölümü kaçak yollardan yaşamaya devam ediyor.

KİMİ KAÇAK, KİMİ ‘ÇİFTE VATANDAŞ’

Bir kısmı ise Lübnan pasaportu da alarak ‘çifte vatandaş’ statüsü elde etmiş. Buraya Türkiye’den gelip yerleşenler çoğunlukla kapıcılık yaparak hayatlarını kazanıyor. Sadece Beyrut’un merkezinde değil, Dahya’da yani 12 Temmuz’da başlayan ve 1 ayı aşkın bir süreyle devam eden bombardımanın bir numaralı hedefinde bulunan kentin banliyölerinde yaşayanlar da var. Özellikle savaş sırasında bölgede kurulan mülteci kamplarına Beyrut’un banliyölerinde yaşayan Mardinlilerdi de yerleşmişlerdi. Öte yandan Deniz Kuvvetleri’ne bağlı İskenderun Feribotu’na binerek Türkiye’ye gidenlerin ise pek çoğu geri döndü. Çoğunluk, Türkiye’nin Lübnan’a asker gönderme kararı almasının kendilerini mutlu ettiğini söylüyor.

SÜNNİ MAHALLESİ VE BEYRUT’TA YAŞAM

Sünni Lübnanlıların yaşadığı Selim İslam Mahallesi’nde yaşayan Hüseyin Kaplan ve eşi savaş sırasında Beyrut’tan ayrılmayanlardan. Yaşadıkları yere bomba düşmedi ama hayatları bombalar ile birlikte yerle bir oldu. 18 yaşındaki kızlarını İzmir’de bir akrabası ile evlendiren 45 yaşındaki Hüseyin Kaplan ve eşi Semira Kaplan, artık bomba sesleri ile uyanmadıkları için mutlu. Yıllar önce geldiği bu şehirde o da kapıcılık yaparak geçimini sağlıyor. İlk günler sadece bu işle uğraşırken sonradan bir de ticari taksi almış ve maddi durumunu düzeltmiş. Kendisine bir ev almış, kiradan kurtulmuş. İzmir’de yaşayan kızının yanı sıra 3 oğlu var. Oto tamircisinin yanında çalışan Ziya, bir reklam şirketinde çalışan Ömer ve lisede okuyan en küçük oğulları 16 yaşındaki Tarık ile birlikte yaşıyorlar.

BEYRUT’TA YAŞAYAN TÜRKLER ASKER GÖNDERME KARARINDAN MEMNUN

Çocuklarının hepsi Lübnan’da doğmuş ve hiç biri Türkçe bilmiyor. Zaten evde olmadıkları için kendileri ile görüşme şansı bulamadığımız çocukları adına da konuşan Hüseyin Kaplan, Türk ordusunun Lübnan’a gelmesinden büyük mutluluk duyacaklarını ve kendilerini daha güvende hissedeceklerini söylüyor. Kaplan, “Türk askeri buraya gelirse çok sevineceğim. Onlara elimizden gelen yardımı yapacağız. Burası da Türkiye’de bizim ülkemiz ve askerlerimizin burada olmaları iyi olur¨ diyor. Aynı soruyu eşi Semira Hanım’a sorduğumuzda ise, yanıt sadece bir gülümseme oluyor. Zaten sorumuza cevap verecek kadar Türkçe bilmiyor.

HARİRİ MARDİNLİLER’İN DE SİYASİ LİDERİ

Duvarlarında eski başbakan Refik Hariri’nin fotoğraflarının asılı olduğu evlerinden ayrılıp yine Mardin’den 1975 yılında Lübnan’a göç eden 43 yaşındaki Nezir Yavuz ve eşi Hüsniye Jibbi’nin yaşadığı bir diğer eve gidiyoruz. Burada da bizi önce Refik Hariri ve oğlu Saad Hariri’nin giriş kapısının üzerine yapıştırılmış fotoğrafları karşılıyor. “Hariri’yi seviyoruz¨ diyordu Nezir Bey, “Sünni idi, yalan söylemiyordu, kahveye gelip bizimle oturuyor, sohbet ediyordu¨.

‘BİZİM ASKER LÜBNANLILAR İLE SAVAŞMAZ’

Türk askeri der demez ise TBMM’nin aldığı karardan mutlu olduğunu söylüyor. Ona göre Türk askeri çatışmaya girmeyecekti, Lübnanlılara yardım edecekti. Zaten Türkiye’de Lübnan’a asker gönderme tezkeresine karşı yükselen muhalefetten de haberi yoktu. Seyyar satıcılık yaparak geçimini sağlayan Nezir Yavuz, Lübnan’a gelmeye nasıl karar verdiğini de şöyle anlatıyordu:

“Türkiye’de 1970’lerde bir çok kötü olay yaşanıyordu. Mardin’de yaşam zorlaşınca buraya geldik. Ama bu sefer Lübnan karıştı. Herkes birbirini vuruyordu. O zaman da Türkiye’ye gittim ve ailemin diğer fertleriyle birlikte İzmir’e yerleştik. Burada iç savaş bitince de Beyrut’a geri döndüm¨.

Nezir Yavuz’un da hali vakti yerinde. Daha önce bir dükkanı varmış ancak kira, vergi derken seyyar satıcılık yapmaya karar vermiş. Ev kendisinin, kira vermiyor.

Sohbet sırasında Nezir Yavuz’un eşi Hüsniye Jibbi, “İzmir’de de bir evimiz var¨ diyerek devreye girdi. Çocuklarını savaş sırasında İzmir’e göndermişler. 4 çocuklarından en büyüğü Mehmet 22 yaşında, bilgisayar tamiri ve yazılım ile uğraşıyor. Hüsniye Jibbi, “Oğluma İzmir’de kal, buraya dönme dedim. Bakarsın bu evi satıp bir gün biz de geliriz, çünkü bu ülkedeki sürekli savaş riskinden sıkıldık artık¨ diyor.

TÜRKİYE’YE DÖNMEK İSTEYENLERİN SAYISI HİÇ DE AZ DEĞİL

19 yaşındaki kızları ise bu yıl üniversiteye başlayacak. O yüzden en az 4 yıl daha Beyrut’ta kalmaları gerekiyor. Türkiye’ye dönmelerinin ancak büyük kızlarının üniversiteyi bitirmesinden sonra mümkün olacağını söyleyen Nezir Yavuz, “Memleketi özlüyorum, savaşta çok yoruldum. Kızlarım geri gelip okula başladıktan sonra gidip 1 ay İzmir’de kafamı dinleyeceğim¨ diye konuşuyor.

Yavuz ailesinin alt komşuları Asiye Kaplan ise, 21 yıldır Lübnan’da yaşamalarına rağmen bu ülkenin vatandaşlığına geçememiş. Eşi bir fabrikada işçi olarak çalışıyor. Hem oturma hem de çalışma izinleri var. Ancak her yıl bu izinleri yenilemeleri gerekiyor. Asiye Kaplan, savaş sırasında İskenderun Feribotu ile Türkiye’ye gidenlerden. “Gemi yolculuğu harikaydı. Bize çok iyi davrandılar, yemek verdiler, meyve ikram ettiler¨ diyor. Ateşkes sağlanınca çocukları bir süre daha Türkiye’deki yakınlarının yanında bırakıp geri gelmiş. Beyrut’un yeniden eskisi gibi sokakları, caddeleri canlı, ticari hayatı hareketli, turistlerin ziyaret ettiği bir şehir olmasını istiyor.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Ecem Altan