Kök hücre donörü vazgeçti, oğlunu kaybetti; adalet arayışı 2 yıldır sürüyor
Filiz Şahin, lenfoma tedavisi gören 20 yaşındaki oğlu Cem Şahin'i, kök hücre nakli öncesinde donörün vazgeçmesi nedeniyle kaybetti. İki yıldır adalet arayan Şahin, iddianamenin hâlâ hazırlanmadığını ve süreçte mağdur edildiğini belirtti.
Haber: TENZİLE AŞÇI Kamera: ÖZGÜR ŞENGÜL
(İZMİR) - Lenfoma tedavisi gören 20 yaşındaki oğlu Cem Şahin'i, kök hücre nakli öncesinde donörün vazgeçmesi nedeniyle kaybettiğini belirten Filiz Şahin'in adalet arayışı iki yıldır sürüyor. Henüz iddianame hazırlanmadığını söyleyen Şahin, "Bu süreçte çok sıkıntı yaşadım, henüz hiçbir şey elde edemedim. Hiçbir sonuç yok. Ne bir iddianame yazıldı ne bir gelişme var" dedi.
Lenfoma teşhisi konulan Filiz Şahin'in oğlu Cem Şahin, kemoterapilerden sonuç alınamaması sonrası kök hücre tedavisine başlatılırken, Türkkök tarafından bulunan donörün hücre nakli öncesinde vazgeçmesi nedeniyle tedavisini tamamlayamadı ve Haziran 2024'te hayatını kaybetti.
Filiz Şahin, iki senedir devam eden adalet arayışında hala iddianamenin hazırlanmamasına ve süreçte yaşadıklarına tepki gösterdi.
"BENİM ADALET ARAYIŞIM HALA DEVAM EDİYOR"
Süreç boyunca gittiği kurumlarda dikkate alınmadığını belirten Şahin, şunları söyledi:
"Bu süreçte çok sıkıntı yaşadım, henüz hiçbir şey elde edemedim. Bazı bölümlerde dosyamı kapattırdılar. Mücadele verdim ve tekrar açtırdım. En son Mesleki Kurumlar, savcıya araştırması için izin verdi. Oradan haber bekliyorum savcı da dosyayı Adli Tıp'a gönderdi ve eylül ayından beri oradan da bir sonuç gelmedi. Benim adalet arayışım hala devam ediyor. Adli Tıp'tan bir sonuç gelmedi. Oradan ne sonuç gelirse ya mahkeme başlayacak ya da dosyayı tamamen kapatacaklar."
"DEFALARCA SAĞLIK BAKANLIĞI'NI ARADIM"
Her yerde sanki masal anlatıyormuşum gibi beni dinliyorlar, 'Tamam' diyorlar. Benim yaşadıklarım masal değil. Bazı yerlerde hakarete uğradım, yerden yere vurdular, üzdüler. Bir kanser hastasının yaşamaya hakkı yok muydu? Bana 'Kanser hastası ne zaman yaşamış ki senin oğlun yaşasın' dediler. Önceki Sağlık Bakanı da dahil olmak üzere bu süreçte defalarca Sağlık Bakanı'nı aradım ben. Bakan Yardımcısını 100 kez aradım. Bana 'Özel kalemine bildireceğiz' diyorlar. Olumlu olumsuz cevap verilip verilmeyeceğini soruyorum. 'Önemli bulurlarsa döneriz' diyorlar. 20 yaşındaki bir çocuğun hayatı önemsiz mi? Onun yaşamaya hakkı yok muydu? Sağlık Bakanı 'Çocuksuz aile, aile sayılmaz' diyor ya... Sayın Bakan biz aile sayılmıyoruz. Anne baba olarak çöktük. 2 sene önce Anneler Gün'ünde getirdiği çiçek hala duruyor. Bu pazar günü Babalar Günü. Biz oğlumuzla konuşmaya mezarına gidiyoruz."
"BEN ACIMI YAŞAYAMIYORUM"
Dosya için gerekli evrakların çok geç geldiğini söyleyen Şahin, "Biz Mesleki Kurumlar'dan dosyanın incelenmesini tam bir sene bekledik. Bir de dosyamızı Bayraklı Adliyesi'nden Karşıyaka Adliyesi'ne gönderdiler. Adli tatilden sonra Karşıyaka'daki savcı dosyayı incelemesi için Adli Tıp'a gönderdi. Eylül ayından bugüne kadar oradan da herhangi bir sonuç gelmedi. Dosya inceleniyor diyor. Hiçbir sonuç yok. Ne bir iddianame yazıldı ne bir gelişme var? Ne yaparsam yapayım hiçbir şekilde bir sonuç elde edemiyorum. Uğraşıyorum. Sabah kalkıyorum nereyi arasam da nereden ne cevap alsam diyorum. Benim ki senedir hayatım bu şekilde gidiyor. Ben acımı yaşayamıyorum" dedi.
"YAZIŞMALARI GÖRDÜM"
Soruşturmayla birlikte tedavi sürecinde de yanlış bilgilendirme yapıldığının ortaya çıktığını iddia eden Şahin, "Bana iki dediler ama yazışmalarda Cem'in 7 donörü var. Bunlardan 6'sı ilk telefonda vazgeçiyor. Bunlardan bizim hiçbir şekilde haberimiz yok. Doktor Bey ifadesinde 'Özellikle anneyi haberdar ettik' diyor. Nerede? Ayrıca donör sadece 2 iğnesini vuruluyor. Bana 3 iğnesini vurulduğu 4. iğnede vazgeçtiği söylenmişti. Yazışmalar savcı kanalıyla isteniyor. Ben oradaki yazışmaları gördüm. Donörün vazgeçtiği günden sonra üç gün vardı. Neden o süreç boyunca benim oğluma o ağır kemoterapiyi verdiler" diye konuştu.
"YAŞADIKLARIM MASAL DEĞİLDİ"
Yetkili mercilere adalet için çağrıda bulunan Şahin, şu ifadeleri kullandı:
"Sağlık Bakanlığı'na seslenmek istiyorum. 100 kere aramam var, kayıtları var. Bu kadının derdi ne de arıyor desinler. Bir dinleyin bu kişi ne diyor? Doku ve Organ Nakli Bölümü'nde de yaşadığım çok şey var. Ben masal anlatmadım. Benim yaşadıklarım masal değildi. İlk üç ay benimle konuştuklarında hep karşı tarafı hatalı bularak beni avuttu. Üç ay sonunda ne oldu da tersine döndü?"
"BENİM DOSYAMI NEDEN KAPATMAK İSTİYORLAR"
Biz oğlumun vefatından sonra ilk olarak İl Sağlık Müdürlüğü'ne başvurduk. Reddedildi başvurularımız. Ben tekrar dilekçe verdim. O zaman dosyayı Mesleki Kurumlar'a gönderdiler. Ben dilekçemde çocuğumun ilaç verilmeden önce neden donörün hazırlanıp hücrelerinin toplanmadığını, neden ihmalkarlık olduğunu sordum. Benimle oyun oynadılar. Göle yoğurt çalar gibi ya tutarsa diye beni hazırladılar son anda. Onlar Cem'i kaybedeceklerini biliyorlardı. Sürekli 'perşembeyi bekle, Cem çıkaracağız' seni dediler. Perşembe günü 19.25'te haber verdiler 'Oğlunuzu kaybettik başınız sağolsun' diye. Ben Doku ve Organ Nakli Bölümü'ne gittiğimde bana 'elim kolum bağlı' denildi. Neymiş kollarını bağlayan? Soruyorum benim dosyamı neden kapatmak istiyorlar? Madem donörlere son dakika bile masadan kalkma hakkı veriyorlar, Cem gibi kaç kişi yaşayacak bunları? Neden önlemini almıyorlar? Bu dünyada ben adalet istiyorum. Öbür dünyaya bırakmak istemiyorum."












