BDP'lilerden Avrupa Parlamentosu'ndaki Kürt Konferansı'nda Sitem
BDP'liler, Brüksel'de Avrupa Parlamentosu'nda düzenlenen 8'inci Kürt Konferansı'nda Avrupa Birliği'nin ilgisiz kalmasını eleştirdi.
BDP'liler, Brüksel'de Avrupa Parlamentosu'nda düzenlenen 8'inci Kürt Konferansı'nda Avrupa Birliği'nin ilgisiz kalmasını eleştirdi.
AP'deki Kürt konferansına 2 yıldan bu yana yurt dışı yasağı olduğundan dolayı katılamadığını video konferans sistemiyle anlatan Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, şöyle dedi:
"22 belediye başkan arkadaşım ve il genel meclisi üyesi arkadaşlarım cezaevinde bulunuyor. Kürt legal siyasetini yürüten BDP'li ve seçilmiş arkadaşlarımın, Avrupa, dünya kamuoyunda yeteri miktarda ilgi ve alaka görmediklerinin altını çizmek istiyorum. Unutmayalım ki demokrasi sorunu hiçbir ülkenin iç sorunu, halkın hür iradesine saygı, aile içi sorunu değildir. Saygı hiçbir kişinin ya da evin aile sorunu değildir. Kürt sorunu, Belediye başkanlarımızın tutuklanıp gözaltına alınması, legal siyasetçilerimizin cezaevine konulması bir aile sorunuysa, Türkiye sorunuysa, burada bir 'Aile içi şiddet var' demektir. Bugün Avrupa'nın hangi ülkesinde aile içindeki şiddet, bu Ailevi bir şiddettir, yargı karışmaz, ya da kamuoyu karışmaz diyebiliyor. Biz tam 80 yıldır aile içi şiddete maruz kalıyoruz. 2 yıldır yurtdışı yasağım var, umuyorum ki Türkiye'de temel özgürlüklerde mesafe kat eder, bende bir daha ki Kürt konferansında sizlerle yüz yüze gelirim."
Kürtçe konuşan Leyla Zana da Türkiye'de Demokratik yollarla demokrasi ve barışın getirilmesi için büyük çaba harcadıklarını, Avrupa Birliği'nin de bu olaylar karşısında sessiz kaldığını öne sürdü.
"90 YILDIR SANKİ KÜRTLER YOK"
Mardin bağımsız milletvekili Ahmet Türk ise, birinci meclisin kabul ettiği 1921 Anayasası'nda Kürtler'in yönetime katılma hakkı olduğunu anlatırken, "Aradan 90 yıl geçti, şimdi Kürtler yok sayılıyor. Buyurun sayın Avrupa Birliği, değerli demokratlar siz yazın getirin, bu Kürtlerin makul, meşru, olması gereken taleplerini siz yazın getirin. Bakalım Kürtler mi, yoksa devlet mi bunu kabul etmiyor. İşte o zaman hak ve özgürlüklere yanaşmayan, barışa yanaşmayanı terörist ilan etmek gerekir, işin özü budur" dedi.






