Baykal: Aşure Beraberliktir, Dayanışmadır

Baykal: Aşure Beraberliktir, Dayanışmadır
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

CHP Genel Merkezi'nde Genel Başkan Deniz Baykal'ın Katılımıyla Alevi Önderleri, Alevi Derneklerinin Temsilcileri ile Vatandaşlara Aşure Dağıtıldı.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, "Aşure bir anlamda beraberliktir, dayanışmadır, berekettir, azdan çoğu üretmektir, yetersizi yeterli yapmaktır ve yaptığını da paylaşmaktır" dedi.

CHP Genel Merkezi'nde Alevi önderleri, Alevi derneklerinin temsilcileri ile vatandaşlara aşure dağıtıldı. Burada bir konuşma yapan Baykal, Kerbela'da bin 330 yıl önce Hazreti Muhammed'in ailesine yaşatılmış olan acılarını "insan aklının kolay kabul edemeyeceği bir tablo" olduğunu belirterek "Bunda müthiş bir çelişki var, ihanet var. Bu acıyı taşınamaz hale getiren işte bu. Olayın ıstırap boyutunun derinliği, büyüklüğünün ötesinde bu ihanet yönü, İslamiyet adına İslamiyet'in özüne yapılan bu ihanet... Bu tabii çok düşündürücü bir olay" dedi. Baykal, her aşurede tekrar düşündükleri, kendi iç hesaplaşmalarını yaptıkları Kerbela olayının hala bir güncellik taşıyor olmasının aslında insan tabiatındaki bu "ihanet potansiyelinin" ne kadar yukarı düzeyde ortaya çıkabileceğini hatırlatıyor olmasıyla ilgili olduğunu belirterek "Gerçekten akla, vicdana, mantığa, sağduyuya sığdırılması olağanüstü güç bir olay. Bu olay yaşanmış, unutulur mu bu olay? Unutulmamış" dedi.

-"ACIYI DÜŞMANLIĞA DÖNÜŞTÜRMEMEYİ BAŞARABİLMİŞLER"-

Olayın önemli bir boyutunun, bu acıyı yaşayan insanların bu acılarından düşmanlık ve husumet üretmemesi olduğunu vurgulayan Baykal, "Bu acıları yaşamışlar, vakarla, onurla yaşamışlar. Ama bu acıyı bir intikam arzusuna, bir düşmanlık duygusuna, bir kızgınlığa dönüştürmemeyi başarabilmişler. Bu da muhteşem bir ruh asaletidir, muhteşem bir ruh üstünlüğüdür, gerçekten fevkalade önemli bir konudur. Bunun da başarılabilmiş olması herhalde bizim medeniyetimizin, bir parçası olduğumuz kültürümüzün daima hatırlanması gereken en önemli niteliklerinden birisidir" diye konuştu.

Kerbela'da bu acının yaşanmasının sebebini anlatan Baykal, şöyle devam etti:

"Bu acıyı yaşayanlar niye yaşamışlardır? Çünkü onlara, işbaşına gelen iktidarı eline geçirenler iktidarı eline geçirmiş olmakla yetinememiştir, tatmin olamamıştır. İktidarı eline geçirme biçimi vicdanlara sığmamıştır. Kendisini ve herkesi tatmin edebilmek için zorunlu olmadığı halde Ehl-i Beyt'ten teslimiyet, tabiiyet istemiştir. Hak vermesini istemiştir, "Sen de kabul ettiğini ilan et' demiştir. Onun yapacağı bir şey yok, sen almışsın alacağını, gücün yetmiş, almışsın. Ama o yetmiyor. Aldığının haklı olduğunu tescil ettirmek istiyor. O nedenle bir tebaiyyet istiyor. Onu alamıyor. Onu vermemenin bedelinin bu facia olabileceğini bile bile o insanlar o hakkı teslim etmiyorlar. Bedelini ödemeyi göze alıyorlar ve vicdanlarının gereğini yerine getiriyorlar. Muhteşem bir olay. Yılmak yok, saldırma yok, düşmanlık yok, husumet yok. Haksızlığa maruz kalmışsın; "Canım, bunun haksızlık olmadığını da ilan ediver.' Etmiyorlar, haksızlık olmadığını ilan etmiyorlar. "Etmezsen canını alırız.' "Takdir senin' diyorlar. Ve canlarını veriyorlar. Muhteşem bir olay. Bu olaya baktığımda ben sevgi görüyorum, aşk görüyorum, iman görüyorum, inanç görüyorum, sadakat görüyorum inançlarına, peygamberine, dinine, kendisine... Doğrularına sahip çıkma anlayışı görüyorum, haksızlığa direnme görüyorum. Yanlışa doğru dememe, haksızlığa hak dememe konusunda bedelini ödemeyi göze alarak direnmeyi görüyorum. Bu da muhteşem, çok büyük bir olay. Ve bütün bunların ötesinde bir kültürün husumet üretmeden, düşmanlığa dönüşmeden kendi kimliğini asırlar boyunca günümüze taşımış olması ile karşı karşıyayız. Bu tabii hepimiz için çok büyük bir onur, mutluluk vesilesi."

İnsanların iktidarı ele geçirmesine rağmen ele geçirdikleri iktidarın yetersiz olduğunu, bir şeyden rahatsız olduklarını, o rahatsızlığı ortadan kaldırmak için de çok daha büyük yanlışlıklar yaptıklarını ifade ederek şöyle dedi:

"O yanlışlıklar onları rahatsız edeni, rahatsız edici olmaktan çıkarmaz. Haksızlığı hak haline dönüştürmez, yanlışlığı doğru hale dönüştürmez. Ama çok daha büyük haksızlıklara, yanlışlıklara seni sürükler. İçinde bir şey seni kemirir durur, yetmez gücün, iktidarın. Kendi kendini tatmin edemezsin. O nedenle Allah hiçbir zaman hiçbirimizi hak doğrultusundan uzak tutmasın, hiçbirimizi yanlışın bir parçası haline dönüştürmesin. İktidara gelinir, gelinmez, güçlü olunur, olunmaz. Ama daima haklı olmayı, daima doğru olmayı, daima mağdurun, masumun yanında olmayı bilebilmek lazımdır."

-"AŞURENİN ALTINDA ÇOK DERİN ANLAMLAR VAR"-

Baykal, aşurenin kendisinin başlıbaşına etkileyici olduğunu belirterek "Tek tek her birinin bir değeri var aşurenin içine giren her şeyin. Biraraya geldiği zaman bambaşka bir şey oluyor. Yani her biri olduğundan fazla bir şey oluyor. Yani burada beraberliğin, bereket üreten, çoğaltan, artıran gücü kendisini gösteriyor. Ayrı ayrı taşıdığı önemden çok daha fazlasını, kendileri için de fazlasını biraraya geldikleri zaman ortaya koyuyorlar. O nedenle aşure bir anlamda beraberliktir, dayanışmadır, berekettir, azdan çoğu üretmektir, yetersizi yeterli yapmaktır ve yaptığını da paylaşmaktır. Kimse aşure yapıp kendisi yese o aşure olmaz. Aşure ancak birlikte var, beraberlikte var, elele var. Aşure yaparken de yerken de toplumsallaşmayı, sosyalleşmeyi, beraberliği gerektiren bir anlayış. O nedenle aşure deyip geçmeyin, bu aşurenin altında çok derin, muhteşem anlamlar var. Tarih, insanlık, siyaset, ahlak, inanç var, her şey var" diye konuştu.

Baykal'ın konuşmasının ardından Alevi Dedesi Hüseyin Gazi Metin de yaptığı konuşmada Baykal'a teşekkür etti. Baykal, ilk aşureyi Metin'e ikram etti. Metin de kendi eliyle Baykal'a aşure yedirdi. (ANKA)

(HH/BÜN)

Kaynak: ANKA