Bonn: Mesut Yılmaz Almanya'da Sempozyuma Katıldı
Eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz, Petersberg Perspektifleri Tarafından Bonn'da Düzenlenen "Değerler ve Ekonomi Arasında Avrupa'nın Geleceği" Konulu Sempozyuma Katıldı. 500 Kişinin Dinleyici Olarak Katıldığı Sempozyuma Avrupa Parlamentosu Eski Başkanı Klaus Hansch , Avrupa Parlamentosu Üyesi Prof. Dr. Hans-gret Pöttering ve Bonn Üniversitesinden Prof Dr. Josef İsensee ile Mesut Yılmaz Katıldı.
Eski başbakanlardan Mesut Yılmaz, Petersberg Perspektifleri tarafından Bonn'da düzenlenen "Değerler ve ekonomi arasında Avrupa'nın geleceği" konulu sempozyuma katıldı. 500 kişinin dinleyici olarak katıldığı sempozyuma Avrupa Parlamentosu eski Başkanı Klaus Hansch , Avrupa Parlamentosu üyesi Prof. Dr. Hans-Gret Pöttering ve Bonn Üniversitesinden Prof Dr. Josef İsensee ile Mesut Yılmaz katıldı.
Yılmaz Türkiye'nin AB üyeliğinin tartışılması ile ilgili olarak şunları söyledi; "Bu tartışma çok zamansız. Türkiye'ye adaylık statüsü verildi. Türkiye 10 yıldır gümrük birliğini büyük fedakrlıklarla yürütüyor. Tüm bunlar olmuşken müzakereler başlamışken şimdi yeniden Türkiye'nin üyeliğini AB açısından geçerli olup olmayacağının tartışılması yanlıştır".
Avrupa Parlamentosu (AP) eski Başkanı Klaus Haensch'in "Türkiye ancak on yıl sonra AB'ye girebilir" ifadesini hatırlatan Yılmaz, Türk kamuoyunun AB'den daha net bir irade beyanı beklediğini belirtti. Türkiye'de AB ile ilgili olarak kağıt üzerinde bir ilerleme kaydedilmiş gibi gözüktüğüne işaret eden Yılmaz, işin aslına bakıldığında bunun böyle olmadığını dile getirdi.
Almanya'nın dönem başkanlığının Türkiye'ye çok fazla bir katkı sağlamayacağını savunan Yılmaz, Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesi konusunda Almanya'nın başkanlığında önemli bir gelişme beklemediğini vurguladı. Yılmaz , "Zaten Merkel ve Schröder, zamanında verilen taahhütlere bağlı kalınacağını açıkladı. İlişkiler geriye gitmez, ancak AB'nin dönem başkanlığında bir ilerleme olacağını düşünmüyorum" dedi.
Mesut Yılmaz, Ecevit'in Kıbrıs politikası ile şu anki hükümetin politikasının kıyaslayarak, "O zamanki Dönem Başkanı Finlandiya'nın Başbakanı Lipponen bu konuda yazılı mektubunu bize, Ankara'ya getirmişti. Biz hükümeti, AKP hükümetine devrederken böyle bir irtibatlandırma yoktu. En son Kopenhag Zirvesi'nden sonra hükümete müzakerelerin başlaması için yazılı güvence verdiler. Hükümet Kıbrıs Rum gemilerine Türkiye'nin limanlarını açması ve bu konunun birbirine bağlanmasına razı oldu. Bugün bu hatanın bedelini ödüyoruz. AB, Türkiye'yi adeta kapana sıkıştırmıştır. Bu da hükümetin acemiliğinden kaynaklanıyor. Kıbrıs'ı feda ettiler ama bunu meclisten geçirmeleri mümkün değil. 'Türkiye şimdi verdiği taahhüde bağlı kalmıyor' diye AB'deki imajımıza büyük darbe vuruldu. Haklı olarak bunu bizim üzerimizde kullanacaklar" dedi.






