Arınç Cumhurbaşkanı Sezer'in Seçilme Sürecini Anlattı

Arınç Cumhurbaşkanı Sezer'in Seçilme Sürecini Anlattı

TBMM Başkanı Bülent Arınç, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in 2000 Yılında Köşk Adayı Olarak Meclis'e Sunulma Sürecinde Yaşananları, Uzlaşma Konusuna Örnek Olarak Anlattı. Arınç, Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ve Yardımcısı Hüsamettin Özkan'ın Fazilet Partisi'nin Kapısını İki Kez Çaldığını Söyledi.

Arınç Cumhurbaşkanı Sezer'in Seçilme Sürecini Anlattı

TBMM Başkanı Bülent Arınç, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in 2000 yılında Köşk adayı olarak Meclis'e sunulma sürecinde yaşananları, uzlaşma konusuna örnek olarak anlattı. Arınç, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ve yardımcısı Hüsamettin Özkan'ın Fazilet Partisi'nin kapısını iki kez çaldığını söyledi.

Arınç, mevcut Parlamento'nun görev süresinin dolmak üzere olduğunu ve Cumhurbaşkanı seçmemesi gerektiğini söyleyenleri eleştirirken, "Sayın Cumhurbaşkanımız Sezer'in görev süresinin bitmesine bir ay kaldı. Ama sayın Sezer Anayasa Mahkemesi'ne üye atıyor. Atadığı üye 40 yaşındaysa 25 yıl Anayasa Mahkemesi'nde görev yapacak. Kimsenin buna bir itirazı var mı" diye konuştu.

TBMM Başkanı Arınç NTV'de katıldığı Neden programında cumhurbaşkanlığı seçim süreciyle ilgili açıklamalarda bulundu. Arınç, Cumhurbaşkanı'nın uzlaşmayla seçilmesi gerektiği fikrine katıldığını ancak uzlaşma tartışmasının sadece bazı isimleri reddetmek üzerinden kurulduğunu kaydetti. Arınç, "Anayasa normuna baktığınız zaman Cumhurbaşkanı'nda aranan nitelikler bellidir. Bunun dışındaki her şey görecelidir" diyen Arınç, "Uzlaşma bizim geleneğimizde, kültürümüzde de vardır ama nasıl ve kimin üzerinde bir uzlaşma? Bir takım siyasetçiler 'Uzlaşmadan kastımız şudur, sen olmayacaksın, onun dışında konuşabiliriz' diyorlarsa bu konuda kendisini yetkili gören kişi kiminle ne konuşacaktır?" yorumunu yaptı.

Arınç, uzlaşma konusunda bir örnek vermek istediğini belirterek, 2000 yılında Cumhurbaşkanı Sezer'in seçilme sürecinde yaşandığını belirttiği şu olayı anlattı:

"Ben Fazilet Partisi'nin Grup Başkanvekili idim. Sayın Recai Kutan beni davet etti, dedi ki 'sayın Ecevit ile sayın Hüsamettin Özkan bizi ziyarete gelecekler, cumhurbaşkanlığı konusunda görüşmek istiyorlar.' Biz de kendilerine çok teşekkür ettik. Ben de 'Bizim de aday göstermemizi istiyorsanız bize beş altı isim verin, biz onlardan birini seçelim ya da biz size beş altı aday verelim siz onlardan birini seçin' dedim. Belki uzlaşma dendiğinde bunu anlamak mümkün olabilir. Hoşlarına gitti ve ayrıldılar. Üç dört gün sonra tekrar geldiler. 'Biz size dört tane isim veriyoruz. İkisi Parlamento içinden, sayın Çakmakoğlu ile merhum İsmail Cem, ikisi de parlamento dışından Rektör Haberal ile Kamil Turan isminde bir profesördü. Sayın Özkan geçenlerde 'Bizim 350 milletvekilimiz vardı, nasıl olsa bunların içinden bir Cumhurbaşkanı seçilebilirdi. Ama ona rağmen biz uzlaşma aradık' demiş. Ben bunun tam aksini düşünüyorum. Bize gelen sayın Ecevit ve sayın Özkan, ANAP'ın bu denklem içinde yeri olmadığını da söylediler. Bu teklifler DSP ve MHP teklifi gibi bize sunuldu. Yoksa 350 blok oyları olsaydı Sayın Sezer akıllarına gelmez, kendi içlerinden birisini Cumhurbaşkanı yapmak isteyebilirlerdi.

Sanıyorum bir pazartesi günüydü. Sayın Kutan, beni çağırdı, dedi ki 'grubu toplayalım, sayın Anayasa Mahkemesi Başkanı'na ne dersiniz diye soruyorlar bu konuda grubun kararını alalım' dedi. İlk iki görüşmemizde sayın Sezer'in adı geçmedi, bu konu da kimsenin aklına gelmedi. Koalisyon içindeki sıkıntılar, sayın Sezer'in ismini biraz daha prestijli hale getirmiş olabilir. Kader de öyle tecelli etti, sonra beş partinin başkanları da buna evet dediler sanıyorum imza attılar ama sayın Sezer üçüncü turda seçildi."(ANKA)