3. Tgc Babıali Şenlikleri

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Türkiye Gazeteciler Cemiyetince (tgc) Düzenlenen '3

Türkiye Gazeteciler Cemiyetince (TGC) düzenlenen '3. Babıali Şenlikleri' devam ediyor. Şenlik kapsamında Sultanahmet Meydanı'ndaki amfi tiyatroda, gazeteci Nail Güreli moderatörlüğünde düzenlenen 'Babıali Sohbetleri'nde usta gazeteciler, Babıali'deki gazeteciliğin gelişme sürecini anlattı. Gazeteci-yazar Hıfzı Topuz, gazeteciliğe başlayalı 63 yıl olduğunu ve mesleğe başladığı yılları özlediğini söyledi. Topuz, 1940'lı yıllarda gazete sahiplerinin çoğunun gazete başyazarı olduğuna dikkati çekerek, 'Gazetecilerle başyazarlar içiçe çalışıyordu. Gazeteden atılan insan yok denecek kadar azdı. İlişkiler, aile havası içinde gerçekleşiyordu. O dönemde Atatürkçü olmayan tek başyazar, gazete sahibi, yazar yoktu. Herkes laikti, bütün basın Atatürkçüydü' diye konuştu. Demokrat Parti döneminde başyazarlara baskı uygulandığını ifade eden Topuz, başyazarların, yazı işleri müdürlerine, muhabirlere bile söz geçiremediğini anlattı.

'Gazete patronunu elde etmek, basını elde etmek demek değildi' diyen Topuz, o dönemde basında holding diye bir şeyin olmadığını kaydetti.

Gazeteci-yazar Şükran Soner de Abdi İpekçi'nin ölümünü hatırlatarak, Babıali'deki meslektaşlarının sözleşmeden, İpekçi'nin ölümünün ertesi günü buluştuğunu ve acılarını paylaştığını kaydetti. Bugünkü holding medyasının çok kirli olduğunu, holdingin batıdan örnek alındığını ifade eden Soner, 'Türkiye'deki medya, batıdan daha çabuk kirlendi. Holdingler, teknikle satıp, ilanla kar edip, çıkar ilişkileri içinde gazeteyi zarara uğratma kültürü oluşturdu' dedi. Gazeteci-yazar Oktay Verel de gazeteciliğe başladığı yılları içtenlikle andığını belirterek, o dönemde belli bir fikir, inanç, ilke, insan sevgisi ile donanmış olarak yaşandığını ve Mustafa Kemal Atatürk'ün lider olarak örnek alındığını söyledi. 'Türkiye, cumhuriyet, laik olduysa Atatürk'ün sayesindedir' diyen Verel, o dönemlerde gazetelerin, ulusal bayramların değerleri göz önünde bulundurularak hazırlandığını kaydetti.

Verel, çalıştığı yıllarda Türkiye'nin fakir olduğunu dile getirerek, 'Simit, peynir ve ekmek içi köfte yemek çok değerliydi' dedi.

Geçmiş dönemde gazetelerin, 'tipo' denilen ve insanları zehirleyen yöntemle çıkarıldığını belirten Verel, gazetecilere yasa gereği her gün yoğurt yedirildiğini söyledi.

Verel, medyanın bir yaşam felsefesi olduğunu vurgulayarak, tek bir yanlış kelimenin toplumda kötü yaralar açabileceğine işaret etti.

Gazeteci-yazar Zeynep Oral da makinelere değil, insana yatırım yapılan bir dönemde çalıştığını belirterek, Babıali'nin emeğin ortaya konulduğu yer olduğunu anlattı.

Abdi İpekçi'nin kendisini her türlü habere yolladığını ifade eden Oral, gazetede Aziz Nesin, Yaşar Kemal, Haldun Taner ve Behçet Necatigil gibi değerli isimlerle beslendiğini ve yeni neslin bu isimlerle görüşme fırsatı olmamasından üzüntü duyduğunu kaydetti.

(EFD-TUR-SEB) - İSTANBUL

Kaynak: AA