Çin'den Avrupa'ya dünyada yasaklar artarken, Türkiye sosyal ağları kapatmak yerine e-Devlet altyapısıyla hem çocukları hem de kullanıcı gizliliğini güvenceye alan yeni bir dönemi başlatıyor.
Çin’de WhatsApp, Instagram ve YouTube gibi küresel platformların tamamen erişime engellendiğini, Hindistan’ın güvenlik gerekçeleriyle yüzlerce uygulamayı yasakladığını biliyor musunuz? Üstelik yalnızca Asya’da değil, Fransa ve Avrupa Birliği genelinde de çocukların dijital güvenliğini sağlamak amacıyla 13-15 yaş aralığındaki çocuklara yönelik sosyal medya yasakları ve katı kısıtlamalar peş peşe yasalaşıyor.
Türkiye’de e-Devlet üzerinden kimlik doğrulama zorunluluğunun gündeme gelmesiyle başlayan tartışmaları işte bu küresel tablo içinde değerlendirmek gerekir. Karşımızda platformları kapatan veya erişimi engelleyen bir anlayış yok. Aksine, sosyal medyanın açık kalmasını sağlarken dijital ortamı güvenli kılmayı hedefleyen dengeli bir adım var. Peki, dünya genelinde yasakçı yaklaşımlar sergilenirken platformları kapatmak yerine dijital alanı denetim altına alıp kamu düzenini sağlamak neden şarttır?
Sanalda maske var, sorumluluk yok! Peki işin aslı ne?
Sosyal medya mecralarında sahte hesapların, denetimsizliğin ve anonimliğin arkasına saklanılarak işlenen dijital suçların boyutu artık münferit vakalar olmaktan çıktı. Yaş sınırlarının kağıt üzerinde kaldığı, çocukların ve gençlerin erken yaşta açık birer hedefe dönüştüğü bu kontrolsüz ortamda, e-Devlet üzerinden doğrulama yapılması aynı zamanda kamu düzenini ve kişi güvenliğini sağlama sorumluluğudur.
Hazırlanan yasal düzenlemeye bakıldığında, iki ana hedef üzerine kurulu bir sistem göze çarpıyor. Bunlardan ilki çocukları korumak, diğeri ise sosyal medyada gerçek kişilerin bulunmasını sağlamak. Bir yanda TBMM gündeminde yer alan ve 15 yaş altındaki çocukları korumayı amaçlayan adımlar var. Bu adımlarla 15 yaş altındakilerin erişimi sınırlandırılırken ebeveyn denetimi, yaş doğrulama ve çocuklara özel güvenli içerik tasarımları zorunlu kılınıyor. Böylece çocukların siber zorbalıktan, dijital bağımlılıktan ve zararlı içeriklerden korunması hedefleniyor.
Diğer yanda ise Adalet Bakanlığı, İletişim Başkanlığı, BTK ve Siber Güvenlik Başkanlığı iş birliğiyle hazırlanan kimlik doğrulama altyapısı bulunuyor. Sözün özü, Türkiye'de günlük erişimi 1 milyondan fazla olan sosyal ağlara girişte e-Devlet üzerinden üretilen “kişiye özel anahtar” kullanılması gündeme geliyor.
Dijital anahtar geliyor, peki sistem nasıl çalışacak?
Burada en çok merak edilen nokta kişisel verilerin güvenliğidir. Yapılan açıklamalara göre sistem, açık ve korumalı bir teknik altyapıyla çalışıyor. Yani e-Devlet kimlik bilgilerinizi sosyal medya şirketlerine teslim etmiyor; yalnızca doğrulamanın yapıldığını teyit eden özel bir kod üretiyor. Kimlik bilgileri devlet güvencesi altında, BTK bünyesinde saklanıyor. Üstelik kimse sosyal medyada gerçek adıyla yazmak zorunda kalmıyor; takma isim kullanma özgürlüğü devam ediyor. Gerçek kimlik bilgileri yalnızca dolandırıcılık, şantaj, yasa dışı bahis ve siber zorbalık gibi katalog suçlar kapsamında adli makamlar tarafından talep edildiğinde gündeme geliyor.
Platformlara dokuz aylık bir uyum süreci tanınırken kurallara uymayan küresel devleri ağır idari para cezaları, reklam yasakları ve bant daraltma yaptırımları bekliyor. Sonuç olarak kişisel verileri sosyal medya devlerine teslim etmeden sahte ve bot hesapların önüne geçen, çocukları koruyan ve suç faillerinin tespitini sağlayan bu model, dijital alanı kapatmadan herkes için daha güvenli bir yere dönüştürmeyi hedefliyor.
Peki, yasa tamam da biz dijitalde ne kadar uyanığız?
Yeni düzenlemeler, idari yaptırımlar ve para cezaları hukuki açıdan oldukça caydırıcı ve uygulanabilir nitelikte. Ancak madalyonun bir de kullanıcıya bakan yüzü var. Yaş sınırları ve kimlik doğrulaması ne kadar katı olursa olsun, tek bir tıkla karşımıza çıkan yalan haberleri, manipülasyonları ve zararlı içerikleri engellemeye yetmeyebilir.
İşte bu noktada bireysel sorumluluklarımız devreye giriyor. Dijital dünyayla yatıp kalkan bireyler olarak dijital medya okuryazarlığı becerilerimizi geliştirmek zorundayız. Önümüze düşen bir içeriğin ne amaçla üretildiğini, kimler tarafından finanse edildiğini ve kimi hedef aldığını sorgulamak artık her sosyal medya kullanıcısı için hayati bir gerekliliktir.
Son söz…
Yasalar kapıyı kilitler, e-Devlet doğrulaması kimliği teyit eder; ancak dijital dünyadaki en büyük güvenlik duvarımız kendi süzgecimizdir. Devlet dijital meydanı güvenli kılmak için üzerine düşeni yaparken bizler de bilinçli dijital vatandaşlar olarak o meydanda neye inanıp neye yöneldiğimizi bilmek zorundayız.










