Eşsiz coğrafyamızın, Anadolumuzun kadim kenti Eskişehir’in ilk kadın Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ayşe Ünlüce ile Porsuk Nehri’nin kıyısında buluştuk.
Takvimlere “Eskişehir Yılı” olarak kazınacak 2026 yılında; şehir sanat ve kültürle bezenmiş, dostluk bağlarıyla sıkı sıkıya sarılmışken, Uluslararası Eskişehir Porsuk Festivali kapsamında Aktif Yaşam Parkı’nda düzenlenen basın toplantısının ardından Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ayşe Ünlüce ile Porsuk Nehri’nin kentin kimliğindeki yeri, 2026 Eskişehir Yılı’nın ortaya çıkış hikâyesi, Uluslararası Eskişehir Porsuk Festivali’nin doğuş fikri ve festivalin Eskişehir’in kültür-sanat hayatına katacağı değer üzerine konuştuk.
bkz İletişim’in davetiyle, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleşen buluşmada ve takip eden günlerde, şehrin ilk kadın Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ayşe Ünlüce ile bir araya gelmekten, kendisini tanımaktan onur duydum.
Porsuk Nehri’nin hangi tarafında olursak olalım, aynı şehirde yaşadığımızı ve bu şehrin ortak bir hikâyesine sahip olduğumuzu hatırlatıyor
Eskişehir’in ilk kadın Büyükşehir Belediye Başkanı olarak, bir Eskişehirli için de büyük anlam taşıyan Porsuk Nehri sizin için ne ifade ediyor? Porsuk’un Eskişehir’in kimliğindeki yeri nedir?
Porsuk benim için Eskişehir demek. Onun olmadığı bir Eskişehir’i hayal edemiyorum. Porsuk’un kenarında büyüdük, orada buluştuk, etrafında yürüdük. Çocukluğumuz, gençliğimiz, hayatımızın her aşamasında Porsuk’un anıları var. Misafirlerimiz geldiğinde ilk gittiğimiz yer her zaman Porsuk’un çevresi oldu. Mesela bozkırın ortasında Porsuk sayesinde adalarımız var. Ben Porsuk’u, Eskişehir’in geçmişinden geleceğine uzanan en güçlü bağ olarak görüyorum. Porsuk, Eskişehir’in hafızasıdır, ruhudur, sosyal yaşamın merkezidir. Şehir onun etrafında bir araya gelir. Bu nedenle Porsuk’a sahip çıkmak, aslında Eskişehir’in bir arada yaşama kültürüne ve kimliğine, aynı zamanda birliktelik ruhuna sahip çıkmak demektir. Porsuk Nehri şehir merkezinden, yani tam kalbimizden geçiyor. Bir adım geriye çıkıp baktığınızda şunu görüyorsunuz: “Porsuk Nehri’nin hangi tarafında olursak olalım, aynı şehirde yaşadığımızı ve bu şehrin ortak bir hikâyesine sahip olduğumuzu hatırlatıyor.”
“Binlerce yıllık bir hikâyenin bugüne uzanan çağrısı” diyerek, 2026’yı Eskişehir Yılı ilan ettiniz. Bu karara uzanan sürecin ve bu hikâyenin nasıl şekillendiğini sizden dinleyebilir miyiz?
Eskişehir, çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmış, binlerce yıllık birikimi olan bir şehir. Friglerden Selçuklu’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e binlerce yıllık tarih boyunca medeniyetlerin buluşma noktası olmuş. Bu topraklarda farklı kültürler birbirine dokundu ve her dönem şehrimize yeni bir değer kattı. “Binlerce yıllık bir hikâyenin bugüne uzanan çağrısı” sözü de tam olarak buradan geliyor. Geçmişimizi anlatırken bugünü ve geleceği de düşünmek istedik. 2026 Eskişehir Yılı, bizim için geçmişten aldığımız güçle Eskişehir’in bugününü dünyaya anlatma ve geleceğe daha güçlü bir şehir bırakma kararıdır. 2026 yılı bu yönüyle Eskişehir için yalnızca bir takvim yılı değil. Yüzyılda bir denk gelen bu döngü, kentin ruhunu ve ortak hayallerini görünür kılma vizyonunu taşıyor. Şehrimizin plakası olan 26 ile 2026 yılını birleştirdik. Bu vizyonun temelinde katılımcılığı, sürdürülebilirliği ve yenilikçiliği merkeze aldık. Bunu yaparken de aidiyet duygusunu güçlendiren bir şehir anlatısı oluşturduk. Göreve geldiğimiz günden itibaren bir önceliğimiz oldu. O da bu şehri birlikte tasarlamak. 2026 Eskişehir Yılı’nı da tam olarak bu anlayışla ele aldık. Her projeyi, her çalışmayı şehrimizin tüm paydaşları ve hemşehrilerimizle birlikte yaptık. “2026 Eskişehir Yılı, bu şehirde yaşayan, bu şehir için düşünen, bu şehir için hayaller kuran herkesin yılıdır.” diyerek yola çıktık. Onlarca proje hayata geçirdik. Eskişehir bir göçler şehri. Ve bu şehrin binlerce yıldır yaşayan bir hikâyesi var. Bir arada yaşama kültürü, kardeşlik, dayanışma, birlikte başarma çok önemli değerler. Bu nedenle 2026’yı, Eskişehir’in kendisini Türkiye’ye ve dünyaya daha güçlü anlattığı bir yıl olarak tasarladık. Binlerce yıllık hikâyemizi bugünün enerjisiyle buluşturmak ve bu hikâyeyi geleceğe taşımak istedik. 2026 Eskişehir Yılı’nı bir şehrin ortak hikâyesi olarak geleceğe not düşüyoruz.
Porsuk akıyor, dünya Eskişehir’de buluşuyor
Festival düzenleme fikri nasıl ortaya çıktı? Size “Artık Eskişehir’in böyle bir festivale ihtiyacı var” dedirten ne oldu?
Eskişehir kültür ve sanat yönü zengin, sosyal yaşamı ile 24 saat yaşayan bir şehir. Elbette şehrimizde çok sayıda festival yapılıyor. Biz de yapıyoruz. Ancak 2026 Eskişehir Yılı’nda bütün şehri birleştiren ve bir araya getiren bir festivale ihtiyacımız olduğunu düşündük. Porsuk Nehri bu şehir için çok büyük anlam ifade ediyor. Herkesin etrafında buluştuğu Porsuk Nehri, neden dünyanın buluştuğu bir festivalin kalbi olmasın? Tüm başlangıç noktamız burası oldu. Bu festival Eskişehir’in festivali. Böylece bütün şehri hem yurt içinden hem yurt dışından uluslararası sanatçıların yer aldığı, şehrimize yakışır büyük bir festivalle bir araya getiriyoruz. Eskişehir’in güçlü kültür-sanat vizyonunu uluslararası alanda daha görünür kılmak istiyoruz. Festivalimizi 2-6 Eylül tarihleri arasında düzenleyerek şehrimizin plakasına ve 2026 yılına atıf yaptık. Ama en önemlisi de 2 Eylül, Eskişehir’imizin kurtuluş günü. Şehrimiz için çok büyük anlamı var. Özellikle 2026 Eskişehir Yılı’nda festival fikri daha da anlam kazandı. Porsuk Nehri de bu festivalin merkezinde olmalıydı. “Eskişehir’in artık dünyayla birlikte kutlayacağı bir festivale ihtiyacı var.” İşte Uluslararası Eskişehir Porsuk Festivali fikri böyle ortaya çıktı. Festivalimizin “Porsuk akıyor, dünya Eskişehir’de buluşuyor” mottosu da bu fikrin bir özeti gibi. Bizim için bu festival Eskişehir’in dünyaya açılan, dünyanın da Eskişehir’de buluştuğu yeni bir şehir geleneğinin başlangıcı. Her şey yeni başlıyor diyebilirim.
Porsuk olmasaydı bu festival de olmazdı
Eskişehir’in havasını, suyunu ve toprağını korumayı önemseyen bir yerel yönetim anlayışıyla, kentin binlerce yıllık tarihine de sahip çıkıyorsunuz. Bu anlayışın bir yansıması olarak düzenlenen Uluslararası Eskişehir Porsuk Festivali’nin, 2026 Eskişehir Yılı’nın ruhuna nasıl bir katkı sunmasını amaçladınız?
Eskişehir’in havasını, suyunu ve toprağını korumak bizim için vazgeçilmez bir sorumluluk. Porsuk Nehri de Eskişehir’e hayat veren önemli su kaynaklarından biri. Bu yönüyle Porsuk’un etrafında şekillenen kültür-sanat etkinlikleri aynı zamanda Porsuk’u ve doğayı koruma çağrımızı da kapsıyor. Eğer Porsuk olmasaydı bu festival de olmazdı. Önce onu koruyacağız. Uluslararası Eskişehir Porsuk Festivali’ni bu anlayışın dışında düşünmedik. Festivalin merkezine Porsuk’u koyarken, aslında doğayla kurduğumuz ilişkinin önemine de dikkat çekmek istedik. Porsuk, tek başına bir festival mekânı olmasının ötesinde korunması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması gereken ortak değerimiz. 2026 Eskişehir Yılı’nın ruhu da burada ortaya çıkıyor. Binlerce yıllık geçmişimize sahip çıkarken, doğamızı koruyarak geleceğe daha yaşanabilir bir Eskişehir bırakma irademizi teyit ediyoruz. Geçmişten aldığımız güçle doğamızı koruyan, kültürünü yaşatan ve dünyaya açık bir Eskişehir’i hep birlikte görünür kılmayı amaçlıyoruz. 2026 Eskişehir Yılı ruhu da bu amacın kendisidir.
Porsuk’un çevresinde beş gün boyunca sanat, kültür ve farklı ülkelerden sanatçılar Eskişehirli izleyicilerle buluşacak. Festivalin, Eskişehir’in kültür-sanat hayatında nasıl bir iz bırakmasını bekliyorsunuz?
ETİ ana sponsorluğunda düzenlediğimiz Uluslararası Eskişehir Porsuk Festivali’ne 21 ülkeden 136 sanatçı katılıyor. Konserlerden tiyatroya, dans gösterilerinden atölyelere, çocuk etkinliklerinden kültür-sanat buluşmalarına onlarca etkinlik yapılıyor. Bu festivalden en büyük beklentimiz, beş güne sığan bir etkinlikten çok daha fazlasını ortaya koyması. Eskişehir’in kültür-sanat hayatında yeni bir buluşma ve paylaşma geleneğinin başlangıcı olmasını istiyoruz. Porsuk’un çevresinde dünyanın dört bir yanından gelen sanatçıların Eskişehirlilerle buluşması yeni bir kültür köprüsünün inşası demek. Farklı kültürleri Eskişehir’de buluştururken, Eskişehir’in kendi sanatını ve kültürünü de dünyayla buluşturuyoruz. Farklı sanat disiplinlerinin, farklı ülkelerden sanatçılarla bir araya gelmesini çok önemsiyorum. Eskişehir için kültür ve sanat yalnızca izlenen ve takip edilen etkinliklerden oluşmuyor. Birbirimizi tanıdığımız, öğrendiğimiz, sosyalleştiğimiz ve birlikte ürettiğimiz bir alan. Bu anlamda sanat üreten bir şehiriz. Bu üretimi yerel ve ulusal alandan uluslararası platforma taşımak istiyoruz. Bu yıl festivalin ilkini yapıyoruz. Her yıl daha fazla sanatçıyı, daha fazla kültürü Porsuk’un etrafında buluşturabilirsek, bu festival kentimizin kültür-sanat zenginliğini daha ileri bir aşamaya taşımış olacak. Hedefimiz, Porsuk’u dünyanın kültür ve sanat buluşma noktalarından biri hâline getirmek. Bunu da adım adım başaracağız.
Amacımız Eskişehir’in kültürünü dünyaya taşımak
Festivalin uluslararası boyutunu özellikle önemsiyorsunuz. Eskişehir’in dünya kentleri arasındaki kültürel konumunu güçlendirmek ve kenti uluslararası sanat-kültür ağlarında daha görünür kılmak için nasıl bir gelecek hayal ediyorsunuz?
Ben Eskişehir’in kültür ve sanat denildiğinde dünya kentleri arasında ilk sıralarda yer almasını istiyorum. Porsuk Festivali de bu vizyonun güçlü bir başlangıcı. Çin’den ABD’ye, Güney Kore’den Almanya’ya 9 ayrı ülkeden 10 kardeş şehrimiz var. Şehir diplomasisine büyük önem veriyoruz. Ancak bunu daha ileri taşımanın yolu kültür diplomasisinden geçiyor. Bu anlamda ilişkilerimizi imzaladığımız protokollerle sınırlamıyoruz. Dünyanın dört bir yanından herkesi buluşturan bir şehir idealimiz var. Özellikle Eskişehir’i dünya kültür-sanat ağlarının güçlü bir parçası hâline getirmek istiyoruz. Hedefimizi biliyoruz. Tek amacımız Eskişehir’in kültürünü dünyaya taşımak, dünyayı Eskişehir’de buluşturmak. Bugün Porsuk’un çevresinde sanatçıları ve kültürleri buluşturuyoruz. Yarın bu buluşmaların ortak sergilere, ortak sanat projelerine, ortak sanat üretim alanlarına, genç sanatçı programlarına ve uluslararası kültür ağlarına dönüşmesini istiyoruz. Porsuk nasıl şehrin kalbinden geçerek yoluna devam ediyorsa, biz de Eskişehir’in kültürünü ve sanatını bu şehirden dünyaya akıtmak istiyoruz.
Başkanlık görevinizin yanı sıra bir Eskişehirli olarak, yıllar sonra bu festivale baktığınızda insanların neyi hatırlamasını isterdiniz?
Öncelikle herkesin Eskişehir’in birlikte yaşadığı o güzel heyecanı hatırlamasını isterim. Bir Eskişehirli olarak benim için en kıymetlisi bu. Porsuk’un etrafında binlerce insanın bir araya geldiği, farklı ülkelerden sanatçıların şehrimizle buluştuğu, sokaklarımızın sanatla ve müzikle dolduğu yeni bir heyecan. “Ben de oradaydım” diyen herkesin asla unutmayacağı bir festival. Yıllar sonra çocuklarımız Porsuk’un kenarında bu festivali izlerken “Bu hikâye 2026 Eskişehir Yılı’nda bizim şehrimizde başladı. Şimdi tüm dünya biliyor.” desinler, benim için en güzel teşekkür olacaktır.
Röportajımıza ayırdığınız kıymetli zaman ve değerli katkılarınız için çok teşekkür ederiz.
Zeynep Özcan










