Şerivan Demir Yazıları

Şerivan Demir

Tahammülümüz Neden Bu Kadar Azaldı?

13.05.2026 15:27
Haber Detay Image

Tahammülümüz Neden Bu Kadar Azaldı?

Eskiden de hayat zordu.
Ama sanki şimdi başka bir şey var.

Daha çabuk sinirleniyoruz.
Daha hızlı tükeniyoruz.
Bir mesaj geç gelince geriliyoruz.
Trafikte birkaç saniyelik bir korna bile öfke yaratabiliyor.
Bir eleştiri gün boyu zihnimizde dönüyor.

Ve çoğu insan aynı şeyi söylüyor:

“Eskisi kadar tahammülüm kalmadı.”

Peki gerçekten ne oldu bize?


Aslında mesele sadece “insanların değişmesi” değil.
Sinir sistemlerimiz yoruldu.

Beynimiz artık gün içinde normalden çok daha fazla uyarana maruz kalıyor.
Telefon bildirimleri, sürekli akan içerikler, haberler, ekonomik kaygılar, sosyal baskılar, yetişme hissi…

Zihin neredeyse hiç durmuyor.

Beyin bu kadar yoğun uyarı altında kaldığında, özellikle stres sistemi daha aktif çalışmaya başlıyor.
Yani sinir sistemi sürekli “tetikte” kalıyor.

Ve insan uzun süre tetikte yaşadığında, en küçük şey bile tehdit gibi hissedilebiliyor.

İşte bu yüzden bazen küçük bir olay karşısında verdiğimiz tepkiye biz bile şaşırıyoruz.

Çünkü mesele sadece o an değildir.
Birikmiştir.


Nörobilim açısından baktığımızda da bu çok anlaşılır.

Beynimizde özellikle amigdala dediğimiz yapı, tehditleri algılayan alarm sistemi gibidir.
Kronik stres altında bu sistem daha hassas çalışmaya başlar.

Yani normalde sakin karşılayabileceğin bir durum, beynin tarafından daha büyük bir tehdit gibi algılanabilir.

Öte yandan beynin ön bölgesi olan prefrontal korteks; dürtü kontrolü, mantıklı düşünme ve duyguyu düzenleme konusunda devrededir.
Ama kişi uzun süre stres altında kaldığında, bu bölgenin düzenleyici gücü zayıflayabilir.

Kısacası beyin şunu yaşamaya başlar:

Daha fazla alarm,
daha az sakinlik.


Bir diğer mesele de şu:
Gerçek anlamda dinlenemiyoruz.

Çünkü artık dinlenme dediğimiz şey bile çoğu zaman ekran değiştirmekten ibaret.

Yorgunken telefona bakıyoruz.
Canımız sıkkınken kaydırıyoruz.
Sessizlikte kalmak yerine zihni sürekli oyalıyoruz.

Ama beyin bazen uyarılmaya değil,
durmaya ihtiyaç duyar.

Sürekli dolu olan bir zihnin tahammülü azalır.
Çünkü zihinsel kapasite de tükenir.


Bir de duygusal tarafı var bunun.

İnsan kendini uzun süre güvende hissetmediğinde daha savunmacı olur.
Daha alıngan, daha kırılgan, daha öfkeli…

Bugün birçok insan aslında kızgın görünse de,
derinde yorgun hissediyor.

Çünkü sürekli güçlü olmaya çalışmak da insanı tüketir.


Peki Ne Yapabiliriz?

Belki de ilk adım, kendimize hemen
“neden bu kadar tahammülsüz oldum?” diye yüklenmek yerine,
sinir sistemimizin gerçekten yorulduğunu kabul etmek.

Çünkü bazen mesele karakter değildir.
Yorgun bir beyindir.
Gerilmiş bir sinir sistemidir.
Uzun süredir dinlenemeyen bir zihindir.

Ve insan bazen kötü biri olduğu için değil,
fazla yüklendiği için taşar.

Peki sinir sistemi biraz nasıl sakinleşir?

Bazen sandığımız kadar büyük değişimlerle değil,
küçük ama düzenli temaslarla.

Bir süre telefonsuz kalabilmek…
Gün içinde birkaç dakikalığına gerçekten durabilmek…
Sürekli bir şey tüketmeden sessizlikte oturabilmek…

Çünkü beyin de tıpkı beden gibi nefes almak ister.

Bir diğer önemli şey de duyguları bastırmak yerine fark etmeye çalışmak.

“Ben aslında neye bu kadar geriliyorum?”
“Gerçekten kızgın mıyım, yoksa çok mu yoruldum?”

Bu sorular bile zihnin otomatik alarmını yavaşlatabilir.

Ve bazen insanın ihtiyacı olan şey, her şeyi çözmek değil;
biraz düzenli uyku, biraz yavaşlık, biraz da anlaşılmaktır.

Eğer kişi uzun süredir hiçbir şeye tahammül edemediğini, sürekli gergin hissettiğini fark ediyorsa; profesyonel bir destek almak da sinir sistemini yeniden düzenlemek adına önemli olabilir.


Belki de bu çağın en büyük problemi şu:

Herkes yetişmeye çalışıyor,
ama kimse gerçekten duramıyor.

Oysa bazı şeyler sadece yavaşladığında iyileşir.
Sinir sistemi de buna dahil.

Ve bazen tahammül,
kişilik meselesi değil…
biraz da içsel yorgunluk meselesidir.

Uzman Psikolog Şerivan Demir

Yazarın Tüm Yazıları