Şerivan Demir Yazıları

Şerivan Demir

Sınır Koyulmayan Çocuk, Sınırı Nerede Öğrenecek?

21.04.2026 16:59
Haber Detay Image

Sınır Koyulmayan Çocuk, Sınırı Nerede Öğrenecek?

Son zamanlarda okullardan gelen haberler daha sık içimizi sıkıyor.

Bir tartışma, bir öfke patlaması, bir anlık dürtü…

Ve ardından aynı soru:

"Nasıl bu noktaya geldi?"

Ama belki de asıl soru şu olmalı:

Bir çocuk sınırı ilk nerede öğrenir?

Bir davranışın sonucu olduğunu ilk kimden görür?

"Hayır" kelimesiyle ilk nerede karşılaşır?

Cevap çoğu zaman evdir.

Bir çocuğun öfkesi çoğu zaman anlık değildir.

Birikir.

Görülmeyen duyguların, ifade edilemeyen ihtiyaçların, düzenlenemeyen iç gerilimin sonucudur.

Ama öfke tek başına problem değildir.

Asıl mesele, o öfkenin nasıl yönlendirildiğidir.

Çünkü öfke;

sınırla karşılaşmadığında büyür,

yönlendirilmediğinde şekil değiştirir,

ve bir noktada davranışa dönüşür.

Bugün çocukların daha hızlı öfkelenmesi, daha çabuk tepki vermesi tesadüf değil.

Çünkü birçok çocuk duygusunu yaşamayı değil,

taşımayı öğreniyor.

Ebeveynler Neyi Kaçırıyor?

Günümüzde ebeveynlik zor.

Bunu kabul etmek gerekiyor.

Ama bu zorluk bazen tehlikeli bir yere evriliyor:

Çocuğu üzmemek için sınır koymamak.

Oysa sınır koymamak, çocuğu korumaz.

Onu hayata karşı savunmasız bırakır.

Bugün birçok ailede iki uç görüyoruz:

Ya aşırı kontrol,

ya da tamamen sınırsızlık.

Aşırı kontrol edilen çocuk korkuyla hareket eder.

Sınırsız büyüyen çocuk ise gerçeklikle karşılaştığında zorlanır.

Çünkü hayat sınırsız değildir.

Bir çocuk "hayır" kelimesiyle evde karşılaşmazsa,

onu ilk kez okulda duyduğunda bunu bir yönlendirme değil,

bir reddedilme olarak algılar.

Ve tam o noktada öfke devreye girer.

Bir diğer önemli nokta da şu:

Ebeveynler çoğu zaman çocuğun duygusunu düzenlemek yerine,

davranışı hızlıca susturmaya çalışıyor.

"Abartma."

"Ağlayacak bir şey yok."

"Sus artık."

Bu cümleler çocuğu sakinleştirmez.

Sadece duyguyu bastırmayı öğretir.

Bastırılan duygu kaybolmaz.

Sadece birikir.

Ve biriken her şey,

bir gün bir yerden taşar.

Sınır koymak çoğu zaman yanlış anlaşılıyor.

Sınır; bağırmak değildir.

Sınır; cezalandırmak değildir.

Sınır; çocuğu utandırmak hiç değildir.

Sınır;

netliktir.

tutarlılıktır.

ve en önemlisi,

güven verir.

Çocuk sınırla karşılaştığında aslında şunu öğrenir:

"Bir çerçeve var ve ben bu çerçevenin içindeyim."

Ve bu çerçeve,

çocuğun dünyasını daraltmaz…

onu güvende hissettirir.

Peki Sonra Ne Oluyor?

Evde sınır görmeyen,

duygusunu nasıl yöneteceğini öğrenmeyen,

her isteği hızlıca karşılanan bir çocuk…

Dış dünyaya çıktığında zorlanır.

Çünkü dış dünya beklemez.

Tolere etmez.

Ve her isteği karşılamaz.

İşte o an çocuk ilk kez gerçek bir sınırla karşılaşır.

Ama artık o sınır bir öğretmen gibi değil,

bir duvar gibi hissedilir.

Ve çocuk o duvara çarpar.

Çoğu zaman da

öfkeyle.

Son Söz;

Bu yazı birini suçlamak için değil.

Ama bir şeyi hatırlatmak için yazıldı:

Çocuklar sınırla büyür.

Ama o sınır, sevginin içinden geçmelidir.

Ne sınırsız sevgi sağlıklıdır,

ne de sevgisiz sınır.

Denge kurmak zor olabilir.

Ama kurulmayan her denge,

başka bir yerde daha büyük bir sorun olarak karşımıza çıkar.

Ve belki de en kritik soru şu:

Biz çocukları mutlu etmeye mi çalışıyoruz,

yoksa onları hayata hazırlamaya mı?

Çünkü bu ikisi,

her zaman aynı şey değildir.

Uzman Psikolog Şerivan Demir

Yazarın Tüm Yazıları