Modern zamanın çağdaş kölelik modeli deseniz, ilk akla gelen
üç harfliler diye tabir edilen zincir market çalışanları derim.
Daha önce, defalarca olmak üzere, gerek yapılan haberler,
gerekse de sosyal medyada viral olmasına rağmen 10 saati bazen 12 saati bulan ayakta
bekleme süresine, onca tepkiye rağmen değişen bir şey yok.
Sadece bu da değil. Bu herkeste görülen izlenen ve tepki çeken
kısmı. En son öğreniyoruz ki çalışanlar, bu çağdaş kölelik için kimi çalışanlar,
üst kademelerindeki müdürlerine haraç vermeye zorlanıyormuş.
Kimi market şubelerinde şube müdürleri, altında çalışan
personelinden, maaşının bir kısmını talep ediyor, çalışan bu haracı vermemekte
direndiğinde, müdürü onu işten çıkarmakla tehdit ediyormuş.
Mesajlarda adı geçen Mağaza Müdürünü onun üstü sorgular
sorumluyu cezalandırır mı? Cezalandırmayacak. Müdür de muhtemeldir ki üstünü
arpalıyordur. Onun üstü de kendi üstünü. Anlayacağınız haracın saadet zinciri
gibi.
Bir personel müdürüne karşı dişli çıkıp da müdürün
mesajlarının ekran görüntüsünü paylaşınca sanıyorsunuz ki vatandaş boykot edip
o marketten alışverişi kesecek. Kesmeyecek.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı çalışanın hakkını
yedirmez, yiyeni de teftiş edip, denetler, soruşturma başlatır, sorumluları
cezalandırır sanıyorsanız, olmadı hiçbiri, bundan sonra da olmaz.
Sendika mı? En son geliyor akla ki garibanlar daha en
başından ‘Sendikaya üye olursan işinden olursun’ tehdidiyle zaten kapısından
geçemiyor sendikanın.
Zaten, temizliği, rafları yerleştirmesi, kasiyerliği, mal
indirmesi derken, her işe koştur modeli yetmez gibi bir de haracı yetiştir eziyeti.
Ücretlendirilmeyen fazla mesailer, tepenizde kamera, molaya
çıkmak göze batar, bir de son kullanma tarihi yaklaşan ürünü satın, tüketin
diye sizi müşteriye yalvartmaları mı dersiniz, kırılanın, çalınanın eksik
çıkanın, hesabınızdan kesilmesi mi?
Bitmez çilesi, üç harflilerin pençesine düşenin, insafından
dilenenin ki en üstten en alta, her ezilen altındakini eziyor.









