Prof. Dr. Bülent Çitgez Yazıları

Prof. Dr. Bülent Çitgez
Prof. Dr. Bülent Çitgez
Yazarın Profili
22.07.2026 14:15

Meme Kanserinde Koltuk Altı Lenf Bezleri Neden Bu Kadar Önemlidir?

Haber Detay Image

Meme kanseri tanısı alan hastaların en sık merak ettiği konuların başında, "Kanser koltuk altı lenf bezlerine yayılmış mı?" sorusu geliyor. Çünkü hastalığın yalnızca memedeki tümörle sınırlı olup olmadığı, tedavi planının belirlenmesinde büyük önem taşıyor. Koltuk altı lenf bezlerinin durumu; hastalığın evresini, uygulanacak tedavileri ve takip sürecini etkileyen temel kriterlerden biri olarak değerlendiriliyor.

Koltuk altı lenf bezleri nedir?

Koltuk altı lenf bezleri (lenf nodları), bağışıklık sisteminin önemli bir parçasını oluşturan küçük lenf bezleridir. Zararlı mikroorganizmaların ve anormal hücrelerin filtrelenmesinde görev alırlar.

Meme dokusundan gelen lenf sıvısı öncelikle koltuk altındaki bu lenf bezlerine ulaşır. Bu nedenle meme kanseri hücreleri memeden ayrıldığında ilk olarak çoğunlukla koltuk altı lenf bezlerine ulaşabilir.

Toplumda yaygın olarak düşünülenin aksine, koltuk altı lenf bezleri kanseri yayan yapılar değildir. Kanser hücreleri lenf damarları aracılığıyla bu bezlere ulaşabilir. Lenf bezleri ise bağışıklık sisteminin bir parçası olarak bu hücreleri filtrelemeye çalışan önemli savunma merkezleridir.

Meme kanserinde koltuk altı lenf bezleri neden değerlendiriliyor?

Meme kanseri tanısı konulduğunda yalnızca tümörün boyutu değil, kanser hücrelerinin koltuk altı lenf bezlerine ulaşıp ulaşmadığı da değerlendiriliyor. Çünkü bu bilgi hastalığın evresinin belirlenmesinde ve tedavi planının oluşturulmasında önemli rol oynuyor.

Koltuk altı lenf bezlerinde kanser hücresi saptanması, hastalığın uzak organlara yayıldığı anlamına gelmiyor. Ancak bu durum, kanserin biyolojik davranışı hakkında önemli bilgiler veriyor ve kemoterapi, radyoterapi ya da hedefe yönelik tedavilere ihtiyaç olup olmadığının belirlenmesine yardımcı oluyor.

Bekçi lenf bezi (Sentinel lenf nodu) biyopsisi nedir?

Meme kanseri cerrahisindeki en önemli gelişmelerden biri bekçi lenf bezi (sentinel lenf nodu) biyopsisidir.

Bekçi lenf bezi, memeden çıkan lenf sıvısının ulaştığı ilk lenf bezidir. Ameliyat sırasında özel boya veya radyoaktif madde yardımıyla bu lenf bezi bulunuyor, çıkarılıyor ve patolojik incelemeye gönderiliyor.

Eğer bekçi lenf bezinde kanser hücresi saptanmıyorsa, çoğu hastada koltuk altındaki diğer lenf bezlerinin çıkarılmasına gerek kalmıyor. Böylece gereksiz cerrahi işlemlerden kaçınılıyor ve hastaların yaşam kalitesi korunuyor.

Gereksiz koltuk altı lenf bezi cerrahisinden kaçınılabiliyor

Geçmiş yıllarda meme kanseri ameliyatlarında koltuk altındaki çok sayıda lenf bezi rutin olarak çıkarılıyordu. Günümüzde ise bilimsel çalışmalar sayesinde bunun her hasta için gerekli olmadığı biliniyor.

Uygun hastalarda yalnızca bekçi lenf bezinin değerlendirilmesi yeterli olabiliyor. Böylece kol hareketlerinde kısıtlılık, omuz ağrısı, uyuşukluk ve lenfödem gibi istenmeyen komplikasyonların görülme riski önemli ölçüde azalıyor.

Lenfödem riski azaltılabiliyor

Lenfödem, koltuk altındaki lenf dolaşımının etkilenmesine bağlı olarak kolda gelişen şişliktir. Ancak her meme kanseri hastasında görülmüyor.

Doğru cerrahi yöntemin seçilmesi, gerekli durumlarda koruyucu fizik tedavi uygulanması, kilo kontrolünün sağlanması ve düzenli egzersiz yapılması lenfödem riskinin azaltılmasına katkı sağlıyor.

Koltuk altı lenf bezleri tedavi planını belirliyor

Meme kanseri tedavisinde amaç yalnızca tümörü çıkarmakla sınırlı kalmıyor. Hastalığın özelliklerine göre her hasta için ayrı bir tedavi planı oluşturuluyor. Bu süreçte tümörün tipi, biyolojik özellikleri, boyutu ve koltuk altı lenf bezlerinin durumu birlikte değerlendiriliyor.

Günümüzde gelişen cerrahi teknikler ve kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımları sayesinde birçok hastada hem başarılı onkolojik sonuçlar elde ediliyor hem de gereksiz cerrahi uygulamalardan kaçınılıyor.

Bu nedenle meme kanseri tanısı alan her hastanın tedavi sürecinin, meme cerrahı, medikal onkolog, radyasyon onkoloğu, radyolog ve patologdan oluşan deneyimli multidisipliner ekip tarafından planlanması büyük önem taşıyor.

Prof. Dr. Bülent Çitgez

Memorial Ataşehir Hastanesi Meme ve Endokrin Cerrahisi Bölümü

Yazarın Yazıları