Prof. Dr. Bülent Çitgez Yazıları

Prof. Dr. Bülent Çitgez
Prof. Dr. Bülent Çitgez
Yazarın Profili
04.09.2026 16:50

Meme Kanseri Tanısını Geciktiren Yanlış İnanışlara Dikkat!

Haber Detay Image

Meme kanseri hakkında toplumda kulaktan kulağa yayılan pek çok yanlış bilgi bulunuyor. “Emziren kadın meme kanseri olmaz”, “Mamografi kansere yol açar” veya “Ailemde meme kanseri yoksa risk altında değilim” gibi düşünceler, kadınların gerekli kontrolleri ertelemesine neden olabiliyor. Oysa meme sağlığında doğru bilgiye ulaşmak, belirtileri önemsemek ve gerekli durumlarda hekime başvurmak büyük önem taşıyor.

Peki meme kanseri hakkında sık duyduğumuz bu bilgilerden hangileri doğru, hangileri yanlış?

“Memede ağrı varsa kanser değildir”

Meme ağrısı kadınlarda sık görülen yakınmalardan biridir ve çoğu zaman hormonal değişiklikler veya iyi huylu nedenlerle ortaya çıkar. Ancak memede ağrı olması, meme kanseri ihtimalini tamamen ortadan kaldırmaz.

Meme kanseri çoğu zaman ağrısız seyredebilir. Bununla birlikte bazı durumlarda ağrı veya hassasiyet de görülebilir. Bu nedenle “Ağrı varsa kanser değildir” düşüncesiyle memedeki değişiklikleri göz ardı etmek doğru değildir.

Özellikle yeni başlayan, uzun süre devam eden, memenin belirli bir bölgesinde yoğunlaşan ağrılarda dikkatli olunmalıdır. Ağrıya ele gelen kitle, meme başında çekilme veya akıntı, meme cildinde değişiklik, kızarıklık ya da şekil değişikliği gibi başka bulguların eşlik etmesi durumunda hekim değerlendirmesi önemlidir.

Meme ağrısının tek başına kanser anlamına gelmediği unutulmamalı; ancak ağrının varlığı da kanser ihtimalini tek başına dışlayan bir bulgu olarak değerlendirilmemelidir.

“Emziren kadın meme kanseri olmaz”

Emzirmenin meme kanseri riskini azaltıcı etkisi bulunmakla birlikte, emziren bir kadında meme kanseri gelişmeyeceğini söylemek doğru değildir.

Emzirme döneminde memede ele gelen bir kitle, geçmeyen veya şüpheli bir değişiklik fark edildiğinde bunun yalnızca emzirmeye bağlı olduğu düşünülmemelidir. Gerekli durumlarda hekim değerlendirmesinin ardından uygun görüntüleme yöntemlerine başvurulabilir. Radyolojik incelemelerde şüpheli bir bulgu saptanması halinde ise kesin tanı için biyopsi gerekebilir.

Kısacası emzirme meme kanseri açısından koruyucu bir faktör olabilir ancak meme kanserini tamamen önlemez. Bu nedenle emzirme döneminde ortaya çıkan şüpheli meme değişiklikleri de ihmal edilmemelidir.

“Mamografi meme kanseri yapar”

Mamografinin içerdiği radyasyon nedeniyle meme kanserine yol açtığı yönünde toplumda çeşitli yanlış inanışlar bulunuyor.

Mamografide düşük dozda X ışını kullanılır. Tarama amacıyla uygun yaş grubunda ve önerilen aralıklarla gerçekleştirilen mamografinin sağladığı erken tanı yararı, radyasyona bağlı olası riskle birlikte değerlendirilir.

Bu nedenle radyasyon endişesi nedeniyle hekim tarafından önerilen meme kanseri taramalarının ertelenmesi doğru bir yaklaşım değildir. Kişinin yaşı ve bireysel risk faktörlerine göre hangi görüntüleme yönteminin, ne sıklıkla uygulanacağı hekim tarafından belirlenmelidir.

“Menopozda kullanılan hormon ilaçları meme kanserine yol açar”

Menopoz döneminde uygulanan hormon replasman tedavisini, “meme kanseri yapar” veya “meme kanseri açısından tamamen güvenlidir” şeklinde tek bir cümleyle değerlendirmek doğru değildir.

Hormon tedavisinin olası yararları ve riskleri; kullanılacak hormonun türüne, tedavinin süresine, kişinin yaşına, menopozdan itibaren geçen süreye, kişisel ve ailesel öyküsüne ve diğer sağlık risklerine göre değişebilir.

Bu nedenle menopoz döneminde hormon tedavisi planlanırken her kadın bireysel olarak değerlendirilmelidir. Tedavinin gerekliliği, süresi ve takip şekli hekim tarafından kişiye özel olarak belirlenmelidir.

“Fibroadenomlar zamanla mutlaka kansere dönüşür”

Fibroadenomlar özellikle genç kadınlarda sık görülen iyi huylu meme lezyonlarıdır. Çoğu fibroadenom meme kanserine dönüşmez.

Ancak memede fark edilen her kitlenin fibroadenom olduğu varsayılmamalıdır. Bir kitlenin niteliğinin belirlenmesi için yaşa ve klinik bulgulara göre hekim muayenesi ve uygun görüntüleme yöntemleri gerekebilir. Şüpheli özelliklerin bulunması halinde ileri değerlendirme veya biyopsi planlanabilir.

Bu nedenle daha önce fibroadenom tanısı konulmuş olsa bile kitlenin büyümesi, yapısının değişmesi veya yeni bir meme bulgusunun ortaya çıkması durumunda hekime başvurulması önemlidir.

“Ailesinde meme kanseri olmayan biri risk altında değildir”

Meme kanseri denildiğinde en sık akla gelen risklerden biri aile öyküsüdür. Ancak meme kanserlerinin büyük bölümü ailesinde meme kanseri öyküsü bulunmayan kadınlarda da ortaya çıkabilir.

Dolayısıyla “Ailemde meme kanseri yok, benim kontrole ihtiyacım yok” düşüncesi doğru değildir. Aile öyküsünün bulunmaması riski tamamen ortadan kaldırmaz.

Yaşa ve kişisel risk durumuna uygun meme kontrollerinin aksatılmaması önemlidir. Memede yeni ortaya çıkan bir kitle, meme başında veya meme cildinde değişiklik gibi şüpheli bir bulgu fark edildiğinde aile öyküsü olup olmadığına bakılmaksızın hekime başvurulmalıdır.

Yanlış bilgiler kontrollerin önüne geçmemeli

Meme kanseri konusunda toplumda yaygın olan yanlış inanışlar bazen gereksiz kaygıya, bazen de tam tersine gerekli kontrollerin ertelenmesine neden olabiliyor. Emziriyor olmak, ailede meme kanseri bulunmaması veya memede ağrı olmaması kişinin meme sağlığıyla ilgili kontrolleri tamamen göz ardı edebileceği anlamına gelmiyor.

Meme sağlığında önemli olan; kişinin yaşına ve risk durumuna uygun kontrollerini yaptırması, memesinde meydana gelen değişiklikleri takip etmesi ve şüpheli bir bulgu fark ettiğinde gecikmeden hekime başvurmasıdır.

Prof. Dr. Bülent Çitgez

Memorial Ataşehir Hastanesi Meme ve Endokrin Cerrahisi Bölümü

Yazarın Yazıları