Galatasaray, lider gittiği Trabzon’dan ağır bir yenilgiyle döndü. Trabzonspor bildik oyununu sahaya yansıtırken sarı-kırmızılı ekibin bu kadar dağınık ve kopuk bir görüntü sergileyeceğini herhâlde kimse tahmin etmiyordu. Okan Buruk, son iki sezonda sürekli geriye giden takım oyunu ve sıradan rakiplere karşı dahi yaşanan büyük zorlanmalar nedeniyle kredisini hızla tüketiyor.
Sezon bittikten sonra hemen her platformda dile getirdiğim “Teknik ekibe çok kaliteli yardımcılar katılmalı.” düşüncemde bugün de ısrarcıyım. Ayrıca takımla yönetim arasında köprü kuracak, daha önce Galatasaray forması da giymiş bir ismin sportif direktör olarak göreve getirilmesi gerektiğini belirtmiştim. Bu isim, geçmişte de önerdiğim gibi hem Avrupa futbolunu hem Türk futbolunu hem de Galatasaray’ı yakından bilen Hamit Altıntop olabilirdi. Aylardır çatlak hâlde duran testi, dün akşam itibarıyla nihayet kırıldı. Kırık parçalar bir şekilde bir araya getirilse bile bu takımın eski sağlam günlerine dönüp dönmeyeceği büyük bir soru işaretidir.
TARAFTARIN SABRI TAŞTI
Dün akşamki futbol ve sonuç, bardağı taşıran son damla oldu. Bundan sonra yaşanacak en ufak bir puan kaybında dahi tribünlerin sessiz kalmayacağı, başta Başkan Dursun Özbek olmak üzere Okan Buruk’un da bu tepkiden nasibini alacağı aşikârdır. Maç sonu eleştirileri belki ağır gelebilir ama bu kaçıncı “ders çıkarma” maçı oldu?
Gencecik, koşacak ve mücadele edecek çocuklar kulübede otururken Can Armando gibi isimler 28 kişilik lig kadrosuna dahi alınmıyor. Sahada 90 dakika boyunca yürüyen oyuncular ise en ufak bir dinlendirme görmeden ertesi maç yeniden sahaya sürülüyor. Madem bu kadar rezil sonuçlar alınıyor, madem sahaya futbol aklı namına hiçbir şey konmuyor; o zaman verin takımı İlkay’a, çalıştırsın. Taraftarın sinir uçlarıyla oynamanın ne anlamı var?
KADRO MÜHENDİSLİĞİ VE TAKTİKSEL ÇIKMAZLAR
Takımda otorite eksikliğinin had safhada olduğu ve taktik çalışılmadığı net bir şekilde ortada. Koskoca transfer sezonunun son günlerinde yapılan, ne verecekleri belirsiz göstermelik hamlelerin sorunları çözmeyeceği çok net görüldü. Okan Buruk’un ifadelerine göre hazır gelen tek isim Batrakov. Ancak sanırım o da kısa sürede geldiğine pişman olacak çünkü tecrübeli hoca, onu da kulübeye mahkûm etmeye niyetli. Dün akşam sahada adeta dökülen isimler yerine sağ kanatta Can Armando, sol kanatta Berat Luş görev yapsaydı, inanın sahada topla yürümekte zorlanan yıldız (!) isimlerden çok daha fazla katkı verirlerdi.
Osimhen’in yokluğunda eldeki tek orijinal santrfor Deniz Gül. Takım 3-0 mağlup durumdayken hocanın bu ismi oyundan alıp mevkisi olmadığı defalarca kanıtlanmış olan Barış Alper’i en uca sürmesi tam bir akıl tutulmasıdır. Barış Alper ancak skor avantajı elinizdeyken ve rakip açılmak zorunda kaldığında etkili olabilir. Yenik durumdayken yapılan bu hamle, teknik heyetin ne denli büyük bir kafa karışıklığı içinde olduğunun en net kanıtıdır. Asıl mevkisi 10 numara olan Batrakov’un, Torreira ve Sara’nın yerine oyuna alınıp savunma önünde oynatılması ise ayrı bir taktik faciadır.
Kısacası kalecisinden savunmasına, transfer politikasından sahadaki oyun aklına kadar sorunlar dağ gibi yığılmış durumda. Bu enkazın altından nasıl kalkılacağı ise büyük bir muamma.










