Peygamberimizin "Hiçbir kimse, asla kendi kazancından daha hayırlı bir rızık yememiştir" hadisinden de anlaşılacağı üzere; kişi, hem kendisinin hem de ailesinin geçimini sağlamak için bizzat çalışmalı ve emek sarf etmelidir.
El emeği ve alın teri, yalnızca bireysel kazanç açısından değil, ülke ekonomisinin sürdürülebilir gelişimi açısından da büyük önem taşır. Buna karşılık, üretmeden tüketen, hazıra alışmış ve başkalarının kazancına bağımlı hale gelen toplumların geleceği ciddi riskler barındırır.
Özetle, bir kazancın "temiz" olabilmesi için hem helal yollardan hem de hukuka uygun şekilde elde edilmesi gerekir. Haksız kazançta ise emeğin gerçek bir karşılığı yoktur. Aslında hem bireyler, hem de kurumlar, temiz kazanç ile haksız kazanç arasındaki farkı çok iyi bilmektedir. Buna rağmen, uygulamada bu konuya yeterince dikkat edilmemesi önemli bir çelişki olarak karşımıza çıkmaktadır.
Günümüzde, kirli kazanç üzerine kurulu büyük organizasyonların yalnızca ülkemizde değil, dünyanın pek çok yerinde varlığını sürdürdüğünü görmekteyiz. Bu yapıların ortadan kalkmasını temenni etmekle birlikte, asıl önemli olan bireylerin ve kurumların bu düzenin bir parçası olmamaya özen göstermesidir.
Unutulmamalıdır ki, başkalarının hayatını riske atan ya da topluma zarar veren hiçbir faaliyet, emek içeriyor olsa dahi "temiz kazanç" olarak değerlendirilemez. Mafyatik yapılanmalar, rüşvet düzenleri, kumar sistemleri, faizcilik ve ticarette aldatma gibi uygulamalar; emek gerektirse bile meşru ve haklı kazanç kapsamında kabul edilemez.
Çalışan Açısından Temiz Kazanç
Çalışan kendisi ile anlaşılan görev tanımı doğrultusunda işini yürütüp, aksatmadan, savsaklamadan, başka şeylerle uğraşmadan mesaisini yürütebilirse temiz kazanç elde etmiş olacaktır. İşyerinin kurallarına uymadan çalışarak helal kazanç mümkün olmayacaktır. Tembellik yapan, zamanının bir kısmını boşa geçiren, gayretli olmayan, diğer ekip arkadaşlarını yoran kişinin kazancı da temiz olmayacaktır.
İşveren Açısından Temiz Kazanç
Çalışanın emeğinin karşılığını eksiksiz veren; sunduğu ürün veya hizmette doğru ve yanıltıcı olmayan; vergi ve yasal yükümlülüklerini yerine getiren; tedarikçi ve müşteri ilişkilerinde dürüst davranan bir işverenin kazancının temiz olduğunu söyleyebiliriz. Buna karşılık, bu ilkelerin tersine hareket eden bir işyeri sahibi, elde ettiği kazancı sürdürülebilir değil; geçici olarak değerlendirmelidir.
Hepimiz etrafımızda kirli işlerle uğraşıp, temiz kazanç elde etmediğini bizzat gördüğümüz kişi ve kurumların hayır işlerinde bulunduğunu, bu işletme sahiplerinin burs verdiğini, hatta Hac ve Umre görevlerini yerine getirdiğini görmekteyiz. Bazen bu fotoğrafı uzaktan seyrederken hayretler içinde kaldığımız olmuştur. İbadetler, yalnızca temiz kazançlarla yapıldığında gerçek değerini kazanacaktır.
İnsan ve kurumların elde ettiği kazancın temiz olup olmadığını anlamak için çok büyük alim olmasına gerek olmadığını düşünenlerdenim. Vicdanen rahat hisseden kişilerin kazançlarının temiz olduğunu düşünebiliriz.
Haksız kazancı sadece; rüşvet, kumar, tefecilik, kara para aklama, vergi kaçakçılığı vb.'den ibaret kabul etmemek gerekir. Bir ürün ya da hizmeti değerinin çok üzerinde satarak elde edilen kazancı da bu çerçevede kabul etmek gerekecektir. İşçinin hakkını tam olarak vermeden çalıştırmak, görevini yerine getirirken çalıştığı kuruma zarar vermek, işi savsaklamak gibi durumlardaki kazançları da temiz kabul edemeyiz.
Gerçek kazanç; yalnızca para kazanmak değil, kazanılan paranın vicdanlarda karşılık bulmasıdır. Temiz kazanç, insanın içini rahatlatır, ailesine huzur verir ve topluma güven inşa eder. Buna karşılık haksız kazanç; kısa vadede kazandırıyor gibi görünse de uzun vadede hem bireyi hem de toplumu çöküşe sürükler. Bu nedenle asıl mesele ne kadar kazandığımız değil, nasıl kazandığımızdır. Çünkü sürdürülebilir başarı ve gerçek bereket, ancak dürüstlük ve emek üzerine kurulu kazançla mümkündür.
Bu nedenle asıl mesele ne kadar kazandığımız değil, nasıl kazandığımızdır. Çünkü sürdürülebilir başarı ve gerçek bereket, ancak dürüstlük, emek ve adalet üzerine kurulu kazançla mümkündür.
Huzur ve sağlık dolu bir Ramazan Bayramı diliyorum.









