Amor fati diyor Nietzsche. Söze Latince başlamanın afilli havasıyla giriş yapayım. Kaderini sev anlamına gelen bu sözün felsefi temeli Alman filozof Nietzsche ile başlamıyor elbette.
Kökeni Milattan Önce 3. Yüzyıla kadar uzanan Atina’da yeşeren ve kurucusu Kıbrıslı Zenon olan Helenistik felsefenin stoacılık ekolüne kadar gider.
Bazen düşünüyorum da literatürde daha adını bulmadan evvel de ergenlik dönemlerimde mesela hayata sonuç odaklı bakmayı ve yaşamayı hiçbir zaman içime sindirememiş bir insanım.
Biraz daha okuyup büyüdükten sonra, stoacı bir düşünce pratiğine sahip olduğunu anlayınca projeksiyonumu o yöne çevirdim ve başından değil de sonundan Marcus Aurelius’tan başlamıştım okumaya.
Kendime Düşünceler adlı kitapla kendime bir düşünce pratiği inşa etmeye çalışıyordum. Bazen sıkıcı bazen bunaltıcı bulsam da direniyor, Kıbrıslı Zenon’dan Solili Chrysippus’a, Panaitios’tan Poseidonios’a, Musonius Rufus’tan Epiktetos’a incelemeye, deşip kaybolmaya ve kendimi bulmaya çalışıyordum.
Evet insan tercihlerinin sonuçlarını yaşar diyordum ama o sonuçlar sadece kişinin tercihleriyle belirlenmiyordu. Evet neye inandığım, nerde olduğum, ne yaptığım, ne okuduğum, ne yediğim vs. kontrolü bende olan tercihler belirleyici idi ama kısmen belirleyiciydi. Bir de kontrolü benim elimde olmayanlar vardı: En basitinden hava durumu ya da en zoru ölüm mesela. Sizin dışınızda size değen diğer kişiler ve toplum mesela.
Marcus Aurelius’a dayandırılan beş temel ilkesi vardı stoacılığın; bilgelik bunlardan biriydi ki iyiyi ve kötüyü nasıl ayırt edeceğini bilmek gerekiyordu, nefsi terbiye edip aşırılıktan kaçınmak ve arzuları dizginlemek gerekiyordu, korkuya, güçlüğe ve baskıya direnmek gerekiyordu, dürüst ve edil olmak lazımdı.
Kaderimi sevmeye başladım: başıma iyi ya da kötü her ne geldiyse, her ne yaşadımsa beni ve bugünümü yapan hepsiydi.
Keşkelerle boğuşup geçmişle hesaplaşmak neye yarar ki belkilerde boğulmak olur o da. Bu birçoğunuza Polyannacılık ya da fatalizm gibi gelebilir. Değil ama hiç değil.
Ne diyordu Baudelaire: Her nerde değilsem mutluluk orada sanırım.
Oysa mutluluk en güçlü yalanlardan biri hayatın, oyalanıp durduğumuz ama hiç birimizin sahip olamadığı oyuncağı yaşamın.










