Kimi der ki fotoğraf sanatı bitti. Kimi der ki fotoğrafçılık ele ayağa düştü. Kimi de anı yaşamaktan ziyade fotoğraflama derdinde fotoğraf makinesini ve daha doğrusu bugün evrildiği haliyle telefonu elinden düşürmez, bir daha açıp hiç bakmayacağı binlerce fotoğrafla şişirir cihazlarının belleğini.
1826’da ilk fotoğraf çekildiğinde kimse bugün fotoğrafın bu denli yaygınlaşacağını düşünemedi, düşünmedi sanırım.
İlk fotoğraftan bugüne üstünden tam 200 sene geçti. Gümüş tozlarının güneş ışığına yanarak verdiği tepkime görsel hafızanın ilk ürünleri olarak kayda geçtiğinde, bugün sıfır ve birlerden oluşan kodlara kodlardan görüntülere dönüşeceği kimsenin aklına gelmezdi.
Her alanda olduğu gibi fotoğraf sanatında da her yenilik, önce sanat mı değil mi diye tartışılıp ardından sanatı öldürmek için elinde bıçağı hazır bekleyenler oldu.
Ama elinde bıçağıyla yenilik ve değişimin karşısında direnenler tek tek bıçağı ve dillerindeki kısır tartışmayı bırakıp yeniliği kullanıp cephe değiştirdi.
Ne beklenirdi ki hala analog fotoğraf makinesi kullanan kimse kaldı mı kalsa bile çektiği fotoğrafların film makaralarını karanlık odada yıkayıp banyo ettirecek sonra da kartlara tab ettirecek stüdyo kalmadı.
Ama elbette özlemle anıyorum ben de her bir eski fotoğrafçı gibi analog fotoğraf makinelerinin film makarasını sarma koluyla kaydırıp deklanşörden çıkan o kendine özgü sesi.
Bugün Dünya Fotoğrafçılık Günü. Bu da mı varmış demeyin belki de en çok olması gerekenlerden biri de budur.
Dünyanın ve insanın görsel belleği ve o belleğin kayda geçmiş hali fotoğraf. Tanıklıklarımızın bir daha yaşanmayacak, bir daha aynı ışıkta görünür olmayacak anlarının, aşananın delili, kanıtı olsun, o anın gerçekliği kaybolmasın diye her gün milyonlarca hatta milyarlarca insan deklanşöre basıyor. Kimi fotoğraf makinesinde kimi dronlarda kimi telefonlarda kayıt alıyor.
Ve olduk olmadık, gerekli gereksiz, saçma sapan, abuk subuk da sansak her birinin yüklendiği tanıklık geçmişe dönük görsel bir geçit gibidir.
Onun içindir ki Dünya Fotoğrafçılık Günü daha çok değeri hak eder.










