Son günlerde finans dünyasında sadece rakamlar değil, "politik belirsizlik" duygusu fiyatlanıyor. ABD'de federal ticaret yetkisinin sınırlarına dair Yüksek Mahkeme kararı, siyasetin ekonomik araçlara müdahalesini sadece tartışmaya açmadı — aynı zamanda piyasaları yeniden oyun alanına çevirdi. Trump yönetimi mahkeme kararını beğenmedi, yeni dayanaklarla tarifeleri tekrar yürürlüğe koydu ve oranları %15'e çıkardı. Bu sıra dışı dinamik, klasik veri-odaklı fiyatlamayı yıkıp yerine politik duyarlılık yerleştiriyor.
Bir Politik Hamlenin Piyasaya Yansıyan Mesajı
* Yüksek Mahkeme kararı: Trump'ın önceki geniş kapsamlı tarifelerinin yetki aşımı gerekçesiyle iptal edilmesi kararı çıktı. Mahkeme "gümrük vergisi koyma yetkisi Kongre'ye ait" diyerek mevcut tarifeleri hukuken ortadan kaldırdı.
* Trump'ın yanıtı: İptal kararının ertesi günü Trump, 1974 Ticaret Yasası'nın Section 122 maddesini kullanarak yeni bir tarifeyi devreye soktu ve oranı hızla %15'e çıkardığını açıkladı. Geçici ama etkisi anlık.
* Küresel yankı: Avrupa liderleri ve uluslararası ticaret odakları bu kararın belirsizliği artırdığını ve ticaret maliyetlerini yükselteceğini belirtti.
Piyasalar bazen sayılarla değil, niyetle fiyatlanır.
Son günlerde yaşananlar bize şunu gösterdi:
Ekonomi politikası artık teknik bir araç olmaktan çıkıp psikolojik bir güç gösterisine dönüşüyor.
ABD Yüksek Mahkemesi tarifeleri iptal etti.
Bu karar, sistemin hâlâ kurallar üzerinden çalıştığını gösteren bir sinyaldi.
Piyasalar kısa süreli rahatladı.
Ardından yeni bir hamle geldi.
Farklı bir yasal dayanak.
Daha yüksek oran.
%10'dan %15'e.
Oran küçük görünebilir.
Ama mesele oran değil.
Mesele, politik refleksin ekonomik istikrara üstün gelmesi.
Finansın Hafızası Vardır
Piyasalar unutmaz.
Bir yatırımcı karar alırken yalnızca bugünkü vergi oranına bakmaz.
Şunu sorar:
Bu karar mekanizması tutarlı mı?
Yarın aynı yöntemle başka bir şey değişir mi?
Hukuk mu üstün, irade mi?
İşte risk primi tam burada doğar.
Belirsizlik; bilanço kalemlerinde yazmaz.
Ama fiyatların içinde yaşar.
Tarifeler Neyi Değiştirir?
Tarife artışı teknik olarak üç kanaldan çalışır:
* Maliyetleri artırır.
* Enflasyon beklentisini yukarı iter.
* Ticaret hacmini daraltma riski yaratır.
Ama bu olayda dördüncü bir kanal daha var:
* Sistem güvenini aşındırır.
Ve dördüncü kanal, diğer üçünden daha kalıcıdır.
Çünkü enflasyon düşebilir.
Büyüme toparlanabilir.
Ama kırılan güven uzun süre onarılmaz.
Hisse senetleri manşetle dalgalanır.
Kripto volatiliteyle bağırır ama tahvil piyasası fısıldar.
Uzun vadeli faizlerde yukarı baskı oluşuyorsa, bu şunu anlatır:
Piyasa geleceğe daha pahalı fiyat biçiyor.
Tarife kararı yalnızca ticaret politikası değildir. Bütçe dengesi, borçlanma maliyeti ve enflasyon beklentisiyle bağlantılıdır.
Yani mesele sadece ithalat vergisi değil, devletin kredibilitesidir.
Kripto Bu Hikâyede Neden Kritik?
Bitcoin bazen sistem karşıtı olarak konumlanır.
Ama artık sistemle iç içe.
Makro belirsizlik artarken iki senaryo oluşur:
* Likidite sıkışırsa riskli varlıklar baskı görür.
* Güven aşınırsa alternatif varlıklar talep görür.
Bu yüzden kripto piyasası yön arıyor.
Bu bir güç göstergesi değil; bir geçiş evresi.
150 Günlük Geçicilik
Yasal dayanak 150 günle sınırlı. Bu süre kısa gibi görünür.
Ama yatırım planları için uzundur.
Şirketler tedarik zincirini 150 günlüğüne kurmaz.
Sermaye 150 günlük belirsizlik için fiyat artırır.
Geçici politikalar kalıcı risk üretir.
Asıl Soru
Bu karar doğru mu yanlış mı? Bu esas soru değil ikincil.
Asıl soru şu: Ekonomik sistem artık refleksle mi yönetiliyor, yoksa stratejiyle mi?
Çünkü refleksle yönetilen sistemlerde volatilite norm hâline gelir. Volatilite norm hâline geldiğinde sermaye daha kısa vadeli düşünür. Kısa vadeli sermaye uzun vadeli büyümeyi finanse etmez.
Görünen kısım: %15 tarife.
Görünmeyen kısım: artan risk primi.
Görünen kısım: politik restleşme.
Görünmeyen kısım: sistem güveni.
Piyasalar çocuk parkı değildir. Her ani manevra, bir bilançoda gerçek maliyet üretir.
Bugün olan şey bir vergi değişikliği değil. Bir rejim testidir.
Ve piyasa her testten sonra biraz daha temkinli olur.
Sonuç olarak;
Ekonomik sistemler sert manevralarla değil, istikrarla büyür.
Bu yüzden böyle dönemlerde en büyük avantaj, yüksek getiri arayışı değil, yüksek farkındalıktır.
Risk yükselirken korunabilen sermaye, risk düştüğünde daha güçlü hareket eder.








