Davut Karabulut Yazıları

Davut Karabulut

Türkiye’nin erken yapay zekâ denemelerinden Compishco, bugünün üretken AI programları arasında yer alabilir miydi?

25.06.2026 23:51
Haber Detay Image

Compishco, 1999’da geliştirilmeye başlanan ve 2007 civarında kamuoyuna duyurulan, Türk mimar, animatör ve yazılımcı Ali Murat Erkorkmaz imzalı bir yapay zekâ ve insan simülasyonu projesiydi. Dönemi için oldukça iddialı olan bu girişim; sesli komut tanıma, internet üzerinden bilgi toplama, kullanıcı adına işlem gerçekleştirme ve duygusal simülasyon gibi işlevlerle tanıtılmıştı. Bugün Siri, Alexa ve ChatGPT gibi sistemlerde gördüğümüz pek çok işlevin erken bir denemesi olarak sunulan Compishco, Türkiye’de bir yandan büyük bir heyecan yaratmış, diğer yandan ciddi şüphelerle karşılanmıştı. Ticari bir ürüne dönüşememiş olsa da Türkiye’nin teknoloji tarihinde tartışmalı fakat kayda değer bir girişim olarak anılıyor.

Ali Murat Erkorkmaz, uluslararası platformlarda da dikkat çeken çalışmaları sayesinde çeşitli ödüller kazanmış, bazı uzay ve savunma projeleriyle ilgili kurumlarla temas kurmuş, farklı teknoloji alanlarında çok sayıda patent geliştirdiği ifade edilmişti. Bu çok yönlü üretim profili, Compishco’nun arkasındaki zihinsel çerçevenin ne kadar geniş olduğunu gösteriyor.

Bu çerçevenin yalnızca Compishco’dan ibaret olmadığı, Erkorkmaz’ın daha önce ve eş zamanlı olarak geliştirdiği diğer yazılımlara bakıldığında daha net ortaya çıkıyor. Mimari tasarımı sesli komutla yönlendirmeyi hedefleyen ArchiFast, insan ruh hâline göre müzik besteleyebildiği aktarılan Ludwig, tamamen otomatik üretim süreçleriyle hazırlandığı iddia edilen 3B animasyon dizisi Robolab ve farklı ofis ve tasarım yazılımlarını tek bir çatı altında birleştirmeyi amaçlayan Micro Macro; onun insan–makine etkileşimini merkeze alan deneysel yaklaşımının öne çıkan örnekleridir.

Bu projelerin ortak noktası, çok küçük dosya boyutlarına sıkıştırılmış yüksek işlev iddialarıdır. Bu yönleriyle Compishco’nun arkasında uzun soluklu bir yazılım ve simülasyon kültürü birikimi bulunduğunu düşündürür.
Compishco’nun çekirdeği; anlama, konu ve merak motorlarının da yer aldığı toplam on üç sezgisel modülden oluşan kompakt bir mimari olarak tanımlanıyordu. Bu mimarinin, yalnızca 600 KB ile 2 MB arasında değişen bir dosya boyutuna sığdırılmış olmasına rağmen sesi çözümleyip doğal dili ayrıştırabildiği, gerektiğinde internetten veri çekerek bunları birkaç saniye içinde anlamlı yanıtlara dönüştürebildiği öne sürülüyordu.

Erkorkmaz, sistemin geceleri otonom biçimde web’de gezinerek kendi bilgi tabanını güncel tuttuğunu ve bu nedenle Compishco’yu sürekli öğrenen bir yapay zekâ denemesi olarak konumlandırdığını belirtiyordu.
Compishco’nun en dikkat çekici yönlerinden biri, interneti bir tür harici bellek olarak kullanmasıydı. Yerel veri tabanını görece sınırlı tutarken, gelen sorulara anlık olarak web üzerinden veri toplayıp bunları sentezleyerek yanıt ürettiği ifade ediliyordu. Kullanıcıyla klavye ve fareye ihtiyaç duymadan, tamamen sesli ve doğal dilde iletişim kurabilmesi de projeyi dönemi için sıra dışı kılan özellikler arasında yer alıyordu.

Yetenekler açısından bakıldığında Compishco’nun oldukça geniş bir kullanım alanı hedeflediği görülüyor. Sistem; internetten bilet satın alma, kullanıcıya konumuna göre öneriler sunma, e-postaları sesli olarak okuma ve yanıt oluşturma gibi işlevlerle tanıtılmıştı. Bu yönüyle, günümüzde yapay zekâ ajanı olarak tanımlanan sistemlere benzer bir yapı sunduğu söylenebilir. Bunun yanında müzik çalma, haber özetleme ve uzun süreli sohbet gerçekleştirme gibi özellikleri de bulunuyordu.

Projenin en çok tartışılan bileşenlerinden biri, 82 duygu iddiasıydı. Erkorkmaz, insan duygularını matematiksel modellere dönüştürdüklerini ve bu sayede yazılımın sevinebilen, üzülebilen, gurur duyabilen ve hatta âşık olabilen bir yapı sergileyebildiğini öne sürüyordu. Başka bir bilgisayara âşık olması ya da ses tonuna tepki vermesi gibi anekdotlar, TÜSİAD’da yapıldığı ve ayrılan sürenin saatlerce uzadığı aktarılan sunumlarla birlikte dönemin kamuoyunda geniş yankı bulmuştu. Bununla birlikte, bu tür duygusal simülasyon iddiaları özellikle teknik topluluklar tarafından yoğun biçimde sorgulanmış; hem modellemenin kapsamı hem de iddiaların bağımsız olarak doğrulanamaması tartışma konusu haline gelmişti.

Compishco’nun ortaya çıktığı dönem, bugünkü teknoloji dünyasından belirgin biçimde farklıydı. 2000’li yılların başında internet hızları sınırlı, mobil cihaz kullanımı ise henüz yaygınlaşmamıştı ve sesli komutla çalışan sistemler büyük ölçüde bilim kurgu alanına aitti. Compishco’nun iddia ettiği özellikler, dönemin teknik gerçekliğinin epey ilerisinde, altyapı sınırlarını zorlayan bir çerçeveye işaret ediyordu. Kimi uluslararası değerlendirmelerde ise Erkorkmaz’ın fikirlerinin daha sonra ortaya çıkan Siri ve Alexa gibi sistemler için öncü bir düşünsel çerçeve niteliği taşıyabileceği belirtilmişti.

Kamuoyunun tepkisi ise ikiye bölünmüştü. Bir kesim, Compishco’yu Türkiye adına büyük bir teknolojik başarı ve gurur kaynağı olarak görmüş, projeye destek vermek istemişti; televizyon programları ve blog yazıları bu heyecanın yayılmasında önemli rol oynamıştı. Buna karşılık özellikle forum tartışmalarında ise sistemin aslında kural tabanlı bir chatbot olduğu ve mevcut teknolojilerin bir kombinasyonundan ibaret olabileceği öne sürülmüştü.
Compishco’nun ticarileşememesi de bu tartışmaların önemli bir parçasıydı.

Bunun arkasında birden fazla neden olduğu düşünülüyor. Teknik altyapının dış bileşenlere bağımlı olması, dönemin internet hızlarının yetersizliği, kurumsal destek eksikliği ve yatırım ekosisteminin henüz gelişmemiş olması bu nedenler arasında sayılıyor. Ayrıca demo ile gerçek ürün arasındaki farkın net olmaması da güven sorununa yol açmıştı. Bu faktörler bir araya geldiğinde, projenin sürdürülebilir bir ürüne dönüşmesi zorlaşmıştı.

Bugünden bakıldığında Compishco’yu değerlendirmek gerçekten kolay değil. Bir yandan sesli komut, web’den veri çekme, kullanıcı adına işlem yapma ve duygusal tepki üretme gibi başlıkları aynı pakette bir araya getirerek dönemine göre ileri bir iddia sunduğu gayet açık. Bu tablo insana ister istemez, "O dönem gerekli destekleri alsaydı bugünün yapay zekâ platformlarından biri olabilir miydi? Neden olmasın..." dedirtiyor.

Yazarın Tüm Yazıları