Ayyüce Hilal Akyol Ünek Yazıları

Ayyüce Hilal Akyol Ünek

İki savaş, korku ve güven

15.03.2026 01:45
Haber Detay Image

Hatırlar mısınız ki ben hatırlamıyor ve daha çok o dönemin tanığı büyüklerimizin anlatımlarından ve okuduklarımdan bildiğim kadarıyla; 1990'da Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak Kuveyt'i işgal etmiş ve kendi sınırlarına yeni bir il olarak dahil etmeye çalışmıştı.

Buna karşı ABD ve müttefikleri buna karşı bir savaş başlatmış, 1991'de de Birleşmiş Milletler de Irak'a bir süre tanımış dürenin sonunda 3 ay gibi bir sürede yürütülen savaş sonunda Irak ordusunu mağlup ederek Kuveyt'i Irak'ın bir vilayeti olmaktan kurtarmıştı.

Tabi taraflar, 12 yıl sonra birinci körfez savaşının rövanşı için 2003 yılında yine karşı karşıya gelecekti.

2003 yılının Mart ayında George W. Bush yönetimindeki ABD güçleri, Irak'ın başkenti Bağdat'ı bombaladığında gerekçe yine aynıydı: Saddam Hüseyin, nükleeri, biyolojiği, kimyasalıyla yani kitle imha silahlarına sahipti ve El Kaide gibi terör örgütlerini destekliyordu ve haliyle dünya ve barışı için büyük tehditti.

1991'de ve 2003'te ve bugün de yani 23 yıl sonra da gerekçe hep aynıydı. ABD ve İsrail, kitle imha silahlarına sahip olacak ama kendisini barışın hamisi olarak görüp, başkasını o silahlara sahip olmakla dünyaya savaş tehdidi olarak tanımlayacak. Neyse bu ironiyi bir yana bırakalım.

ABD ve İngiltere ittifakı bir ay içerisinde Irak'ı mağlup edip Saddam'ı devirmiş, 2003 yılının Aralık'ında Saddam'ı saklandığı delikte yakalayıp üç yıl sonra idam etmişti.

200 binden fazla insanın hayatına ve milyonlarcasının yerinden edilmesine yol açan o savaşın malum gerekçelerine ulaşılamadı. Bugün de İran ile yürütülen savaşta o gerekçelerin kanıtlarına ulaşacaklarını sanıyorsanız yanılıyorsunuz.

Peki o gün körfez savaşının bize nasıl yansıdığını yaşı yetenler daha iyi bilir. İnsanlar, özellikle Güneydoğu illerimizde yaşayan insanların yaşamının seyri değişmiş tedirginlik had safhaya ulaşmıştı.

Özellikle Şırnak, Hakkari, Mardin, Batman, Gaziantep, Şanlıurfa gibi illerde insanlar Saddam'ın olası bir kimyasal gaz saldırısına karşı, maske arıyor bulamıyordu. Kimi, pencere ve kapılarını, brandalar ve koli bantlarıyla bantlıyor ve hatta bazıları pencere eşiklerine tavuklar bağlayıp kimyasal saldırı durumunda çabuk haberdar olmak adına önlemler alıyordu. İmkanı olan da evini barkını toplayıp daha batıya ya da kuzeye göç ediyordu.

Bugün ise yine aynı coğrafyada daha büyük ölçekte bir savaşa rağmen o tedirginlik yok. İran'dan 9 gün içerisinde atılan üç füze; Hatay, Gaziantep ve Adana'ya düşmesine rağmen Körfez Savaşında yaşanılan o tedirginlik ve korku yok.

Aynı coğrafyada iki farklı dönemde yaşanan iki savaşın, toplum nezdinde ortaya çıkardığı korku ve tedirginlik kıyaslanmayacak denli farklı ölçekte yaşanıyor.

Bu uzmanlarınca incelenecek ciddi bir konudur ki bunun araştırılması gerekir. Araştırılıp güven duygusunun neyden beslendiği tespit edilmelidir.

Yazarın Tüm Yazıları