Ahmet Almaz Yazıları

Ahmet Almaz
Ahmet Almaz
Yazarın Profili
16.10.2026 15:38

Feyruz'un Şarkısından Erdoğan'ın Yağmur Duasına: Gökyüzü Savaşları ve İlahî Denge (HAARP)

Haber Detay Image

Feyruz'un Şarkısından Erdoğan'ın Yağmur Duasına: Gökyüzü Savaşları ve İlahi Denge (HAARP)
Doğanın Gökyüzü İsyanı: Güneydoğu'daki Meteorolojik Anomaliler ve İstanbul'u Yıkan Rekor Yağışlar

İklim mühendisliği tartışmaları ve jeopolitik gerilimler sürerken tabiatın kendisi de son dönemin en sert meteorolojik tepkilerini veriyor. Meteorolojik verilere ve Su Politikaları Derneğinin raporlarına göre Türkiye, son dönemde belirgin bir meteorolojik anomaliye sahne oluyor. Yaşanan kuraklık dönemlerinin ardından Güneydoğu Anadolu Bölgesi, yağış miktarında %47'ye varan devasa bir artış kaydetti. Güneydoğu coğrafyasında son 66 yılın en yüksek seviyelerine ulaşan bu yağışlar, bölgede tarımsal dengeleri değiştirirken aşırı iklim olaylarının ne denli hızlı kapımıza dayandığını bir kez daha gösterdi.

Ancak bu gökyüzü kırılmasının en somut ve yıkıcı örneği İstanbul'da yaşandı. Megakenti etkisi altına alan kasırga ve şiddetli sağanak, adeta hayatı durma noktasına getirdi. Sarıyer, Eyüpsultan ve Beykoz gibi ilçelerde metrekareye 200 ila 270 kilogramın üzerinde yağış düşerek 1942 yılından bu yana kaydedilen rekor yağış miktarlarına ulaşıldı.

Caddelerin dereye dönüştüğü, araçların sel sularıyla sürüklendiği ve acı can kayıplarının yaşandığı bu felaket, baraj doluluk oranlarını bir günde belirgin şekilde artırsa da insanlığın kontrol edemediği atmosferik güçlerin ne kadar yıkıcı olabileceğini bir kez daha hatırlattı. İster Güneydoğu'daki ani yağış patlaması ister İstanbul'daki rekor sel felaketleri olsun, insanlığın teknolojiyle, radarlarla ve laboratuvar çalışmalarıyla dizginlemeye çalıştığı doğa, beşeri güçlerin sınırlarını çizmeyi sürdürüyor.

Körfez'deki Savaş ve İklim Kalkanının Çöküşü: ABD Radarları ile İsrail İklim Merkezinin Vurulması

Orta Doğu ve Türkiye genelinde aniden bastıran, ezber bozan bu muazzam yağışların arkasındaki en çarpıcı iddia ise bölgedeki sıcak askeri çatışmalara dayanıyor. İran-İsrail-ABD hattında yaşanan gerilimin doruk noktasına ulaşmasıyla birlikte İran, füze ve insansız hava araçlarıyla Körfez bölgesinde konuşlu ABD erken uyarı radarlarını (AN/TPY-2) ve İsrail'in stratejik İklim Değişikliği Hesaplama Merkezini hedef alarak vurdu.

Bölge istihbaratı ve uluslararası analizlere yansıyan iddialara göre ABD ve İsrail'in Körfez üzerinde frekans modülasyonu ve elektromanyetik dalgalarla yürüttüğü “yapay iklim kontrolü/hava modifikasyonu” mekanizması, bu kritik radarların ve iklim merkezlerinin imha edilmesiyle sekteye uğradı. Yıllardır bölgedeki yağmur bulutlarını dağıtan, kuraklığı derinleştiren veya yağış yönlerini değiştiren yapay iklim kalkanı devre dışı kalınca atmosferik dengeler serbest kaldı ve tutulan devasa nem kütleleri Güneydoğu'dan İstanbul'a, tüm Orta Doğu coğrafyasına benzeri görülmemiş sağanaklar halinde yağdı. Uzun süredir gündemi meşgul eden HAARP ve frekans bazlı hava müdahaleleri, bu askeri darbelerle birlikte iklim savaşlarının gerçek yüzünü bir kez daha gözler önüne serdi.

Harvard Üniversitesinin İklim Makalesi ve Bulut Manipülasyonu

İklim mühendisliği (geoengineering) alanında dünya genelinde yapılan bilimsel araştırmalar hız kazanırken bu alandaki en ses getiren çalışma, Harvard Üniversitesi İklim Mühendisliği Araştırma Programı kurucularından Prof. David Keith ve ekibi tarafından kaleme alınan “Solar Geoengineering and Cloud Albedo Modification” (Güneş Jeomühendisliği ve Bulut Albedosu Manipülasyonu) başlıklı makaledir.

Prof. David Keith ve araştırmacı arkadaşlarının Harvard Üniversitesi bünyesinde yayımladığı bu çalışmada bulutların yapay yöntemlerle hareket ettirilmesi, stratosferik aerosol enjeksiyonları ve bulutların parlaklığının artırılarak güneş ışınlarının yansıtılması gibi hava rejimini doğrudan etkileyen mekanizmalar teknik detaylarıyla incelenmektedir. Makalede insanlığın atmosferik müdahalelerle yağış alanlarını kaydırabileceği ve kuraklıkla mücadelede bu yöntemlerin kullanılabileceği belirtilmekle birlikte bölgesel iklim dengesizlikleri yaratma riski ve jeopolitik güç savaşlarına yol açma potansiyeli de vurgulanmaktadır.

Öte yandan vurulmadan önce bölgenin iklim verilerini yönlendiren İsrail Uluslararası İklim Değişikliği Hesaplama Merkezi, 5,8 milyon dolarlık dev bütçesiyle çevre, tarım, enerji ve su bakanlıklarının bilim insanları yönetiminde devasa veri simülasyonları yürütmekteydi.

Feyruz'un Melodilerinde “Kış Geri Döndü” ve Uçup Giden Kuşlar

Teknolojinin, savaşların ve soğuk jeopolitik hesapların arasında insan ruhu ise sanatla teselli buluyor. Arap dünyasının yaşayan efsanesi, Lübnan'ın küresel simgesi Feyruz (Fairouz), geleneksel Doğu makamlarını Batı senfonik unsurlarıyla harmanlayarak bölgenin ortak hüznünün sesi olmuştur. Onun unutulmaz eseri “Kış Geri Döndü” (Rej'et el Shatuiyeh), sadece meteorolojik bir kışı değil, ruhsal bir mevsimi de simgeler:

“Kış geri döndü, beni unutma, beni hep hatırla... Sevgilim, aşk uzun bir yolculuktur ve aşk hikayeleri uçup giden kuşlar gibidir. Kuşlar uçup gitti diye üzülme sevgilim... Yine kış geldi, yine kasvet ve gece. Ben ise hala kapıda seni bekliyorum...”

1994 İstanbul Kuraklığı ve Recep Tayyip Erdoğan'ın Yağmur Duası

Gökyüzü, teknoloji, sanat ve bilim bir yana dursun, insanlık tarihi boyunca çaresiz kaldığı anlarda hep aynı yüce kapıya sığındı. Yıl 1994... İstanbul, tarihinin en büyük kuraklık ve su krizlerinden biriyle karşı karşıyaydı. Barajlar kuruma noktasına gelmiş, musluklardan günlerce su akmamıştı.

O dönem İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan, krizin aşılması için halkı yağmur duasına davet ettiğinde dönemin kimi çevreleri tarafından alaya alınmış, “İşimiz Allah'a kaldı” şeklindeki küçümseyici ifadelerle eleştirilmişti.

Ancak duadan kısa bir süre sonra gelen ve günlerce süren rahmet yağmurları, İstanbul'un boş barajlarını doldurup taşırarak o dönemdeki tüm tartışmalara son noktayı koymuştu. İnsan eliyle yapılan tüm hesapların, Prof. David Keith ve Harvard ekibinin jeomühendislik makalelerinin, askeri radarların ve yapay mühendislik projelerinin ilahi irade ve tabiatın asıl sahibi karşısındaki konumunu gösteren bu tarihi olay, hafızalardaki yerini koruyor.

Sonuç: Bilim, İrade ve İlahi Denge

Bugün İstanbul ve Güneydoğu'da yaşanan sıra dışı iklim olaylarından Körfez'de vurulan radar sistemlerine ve İsrail'deki iklim merkezine, Harvard'ın bulut hareketliliği üzerine yazdığı makalelerden Feyruz'un hüzünlü şarkılarına kadar her şey tek bir gerçeğe işaret ediyor: İnsanlık, doğayı kontrol etmeye çalıştıkça aslında ne kadar kırılgan bir dengenin üzerinde olduğunu fark ediyor.

Teknoloji bulutları hareket ettirebilir veya askeri radarlarla hava akımlarına müdahale edebilir; ancak 1994 İstanbul'unda olduğu gibi, coğrafyanın ve gökyüzünün kaderini belirleyen asıl kudret, beşeri planların ötesindeki ilahi kanunlardır. Kuşlar göç etse de kışlar geri dönse de umut her zaman bu toprakların en büyük gücü olmaya devam edecektir.

Yazarın Yazıları