Ahmet Almaz Yazıları

Ahmet Almaz
Ahmet Almaz
Yazarın Profili
04.10.2026 14:25

Devrimbaz’lardan Date’e Çıkanlar, Mutfaktaki Gastronomistler ve Bir Anda "Yükselenler": Türkçeyi Kim Bu Hale Getirdi?

Haber Detay Image

Devrimbaz’lardan Date’e Çıkanlar, Mutfaktaki Gastronomistler ve Bir Anda “Yükselenler”: Türkçeyi Kim Bu Hâle Getirdi?

İnternette gezinirken ya da sokakta yürürken hiç kulaklarınızı tırmalayan, “Bu da ne demek şimdi?” dediğiniz kelimelere rastladınız mı? Sosyal medyada birinin “Bugün harika bir date’e çıktım” dediğini duyduğunuzda, havalı bir restoran menüsünde “Gastronomistlerimizin özel tarifi” ifadesini gördüğünüzde ya da arkadaşınızın durup dururken “Ben o çocuğa acayip yükseldim” dediğine şahit olduğunuzda ne hissediyorsunuz?

Bir yanda 1930’ların ideolojik kavgalarından fırlayan uydurma kelimeler, diğer yanda günümüz plazalarında ve sosyal medyasında türeyen yarı İngilizce yarı Türkçe ifadeler, bir de üzerine tamamen anlam kaymasına uğrayan masum kelimeler… Türkçeyi adeta bir kelime laboratuvarına dönüşmüş hâlde buluyoruz.

Gelin, “Devrimbaz’lardan Date’e Çıkanlar, Mutfaktaki Gastronomistler ve Bir Anda Yükselenler” ekseninde, dilde türetilen bu absürt, uydurma ve bazen de komik kelimelerin anatomisini çıkaralım. Bakalım Türkçeyi kim, neden bu hâle getirdi?

  1. Geçmişin “Modern Yobazı”: Devrimbaz Ne Demek?

Listenin en entelektüel ama bir o kadar da polemikçi kelimesiyle başlayalım: Devrimbaz.

Bugün kulağa garip gelse de bu kelime aslında Türk edebiyatının dev ismi Peyami Safa tarafından, 1930’lu yılların sert kalem kavgalarında türetilmiştir. Dönemin din üzerinden prim yapan bağnazlarını eleştirmek için kullanılan “dinbaz” kelimesinden esinlenen yazar, Nâzım Hikmet ve Zekeriya Sertel gibi solcu aydınları yermek için bu sıfatı üretmiştir.

• Anlamı ne? “Devrim yobazı” veya “inkılap istismarcısı”.

• Neden uyduruldu? Kendi fikir şablonuna uymayan herkesi “gerici” diye yaftalayan, derinlikten uzak ama slogan atmada usta olan “modern yobaz” tipini tanımlamak için.

Peyami Safa haklı mıydı bilinmez ama uydurduğu bu kelime, dil tarihimizde yapay ve zorlama kelime türetmenin ilk ve en radikal örneklerinden biri olarak kaldı.

  1. Plazalardan TikTok’a: Randevu Öldü mü, Neden Herkes “Date”e Çıkıyor?

Geldik günümüzün en popüler, gelenekselcilerin ise en çok sinirini bozan kelimesine: Date (okunuşuyla: deyt).

Güzelim Türkçemizde “buluşma”, “sözleşme” ya da daha nostaljik ve şık hâliyle “randevu” kelimeleri dururken, son yıllarda Z kuşağı ve plaza dili, İngilizce flört kültürünün etkisiyle tamamen bu kelimeye teslim oldu.

• “Date’e çıkmak”: Biriyle romantik amaçlı kahve içmeye gitmek.

• “Benim date’im”: Buluşulan partner.

İşin absürt kısmı, kelimenin Türkçeye entegre edilme biçiminde saklı. “Buluşacağız” demek yerine “Bugün date’leşeceğiz” gibi dil bilgisi kurallarını altüst eden uydurma fiiller türetiliyor. Dil bilimciler saç baş yolsa da sosyal medya algoritması bu kelimeyi çoktan bağrına bastı!

  1. Havalanmak mı, Hoşlanmak mı? Bir Kelimenin Evrimi: Yükselmek

Eski sözlükleri açıp baksanız, yükselmek kelimesinin karşısında “aşağıdan yukarıya doğru çıkmak”, “terfi etmek” ya da “sesin şiddetlenmesi” yazardı. Ancak günümüz dijital dünyasında bu kelime tamamen kabuk değiştirdi ve dildeki en büyük anlam kaymalarından birine sahne oldu.

Son yıllarda sokak dilinde ve sosyal medyada bir şeye “yükselmek” ifadesi, fiziksel bir tırmanışı değil, yoğun bir duygusal veya arzusal durumu ifade ediyor.

• Argo ve güncel anlamı: Bir şeye karşı aşırı heyecanlanmak, çok istekli olmak, bir fikri güçlü biçimde desteklemek ya da bir kişiden romantik veya cinsel anlamda etkilenmek.

• Örnek kullanım: “Yeni çıkan o telefon modeline acayip yükseldim” veya “Dün akşam date’e çıktığım çocuğa fena yükseliyorum.”

Masum ve teknik bir kelimenin bir anda flört dünyasının ve yoğun arzuların başrol oyuncusu hâline gelmesi, dildeki kontrolsüz ama bir o kadar da popüler anlam kaymalarının en net örneklerinden biri.

  1. “Yükselmek” Yetmedi: Düşenler, Yürüyenler ve Saranlar!

Dildeki bu anlam kayması çılgınlığı sadece “yükselmek” ile sınırlı değil. Sokak ve sosyal medya kültürü, fiziksel eylemleri bildiren pek çok masum kelimeyi aldı ve adeta kuantum boyutuna taşıdı:

• Düşmek (Yerçekiminden Flörte): Dengeni kaybedip yere kapaklanmak olan eski anlamı, yerini birinin tipine veya tarzına aşırı hayran kalıp çarpılmaya bıraktı. (“Çocuğun gülüşüne resmen düştüm.”)

• Yürümek (Adım Atmaktan Mesaj Atmaya): Ayakları üzerinde ileriye doğru gitmek yerine, birine romantik veya flörtöz niyetlerle yaklaşmak, şansını denemek anlamına dönüştü. (“Geçen gün Instagram’dan ona fena yürüdüm.”)

• Sarmak (Paketlemekten Bağımlılığa): Bir şeyi dolamak veya paket yapmak anlamından sıyrılıp bir dizinin, şarkının veya ortamın insanı içine çekip keyif vermesini tanımlar oldu. (“Bu yeni dizi beni acayip sardı.”)

• Kasmak (Kramptan Strese): Kasları germek anlamından çıkıp bir durum için gereksiz yere aşırı çaba sarf etmek, ortamı germek ya da mesafeli davranmak anlamında kullanılmaya başlandı. (“Bu kadar kasmana gerek yok.”)

  1. Türkiye’deki Akademik Milat: Gastronomi İlk Hangi Üniversitede Kullanıldı?

Peki hayatımıza fırtına gibi giren bu “gastronomi” kelimesi resmî olarak hayatımıza ilk ne zaman girdi? Türkiye’de bu kelimenin profesyonel ve akademik bir bölüm adı olarak literatüre dâhil olması 2003 yılında Yeditepe Üniversitesi bünyesinde gerçekleşmiştir.

Ünlü gurme ve yazar Tuğrul Şavkay liderliğinde kurulan “Gastronomi ve Mutfak Sanatları” programı, bu terimin Türkiye’deki yükseköğretim tarihindeki miladı kabul edilir. Ancak bu popülerlik, kelimenin kullanımına dair çok büyük bir dil fiyaskosunu da beraberinde getirdi: Gastronomist.

  1. Mutfaktaki Büyük Hata: “Gastronomist” Yerine Ne Kullanılmalı?

Televizyondaki yemek programlarında, havalı restoranların reklamlarında ve hatta bazı özgeçmişlerde sıkça karşımıza çıkan bu kelime, kelimenin tam anlamıyla uydurma ve hatalı bir türetmedir. Dilimize Fransızcadan geçen “gastronomi” kelimesinin arkasına İngilizcedeki “-ist” ekini kontrolsüzce yapıştırarak uydurulan bu kelime tam bir dil faciasıdır.

Doğru Kullanım Nedir?

• Gastronom: Gastronomi uzmanlarına, iyi yemekten anlayan, mutfak kültürünü ve yemek tarihini bilimsel olarak inceleyen kişilere gastronom denir. Eğer bir uzmanlığı veya akademik kimliği vurgulamak istiyorsanız kullanmanız gereken doğru kelime budur.

• Şef (Chef) veya Aşçı: Bu işin mutfaktaki pratik, zanaat ve sanatsal kısmını doğrudan icra eden, reçeteleri tabağa döken kişileri tanımlamak için ise doğrudan şef ya da aşçı kelimeleri tercih edilmelidir.

Mutfaktaki yemeğe tuz yerine şeker atmak lezzeti nasıl bozuyorsa, uydurma eklerle “gastronomist” türetmek de Türkçenin yapısını öyle bozuyor!

  1. Kelimelerin Görünmeyen Yüzü: Doğru Karşılıklar ve Yeni Durumlar

Kelimelerin bu hızlı ve absürt evrimini daha net görebilmek için dilimize giren bu dört kavramın perde arkasındaki gerçeklere bakmak gerekiyor. Örneğin Peyami Safa’nın siyasi kutuplaşmalar esnasında literatüre soktuğu devrimbaz kelimesi, özünde “devrim yobazı” ya da “sloganist” anlamına gelse de günümüzde tamamen ideolojik ve zorlama bir türetme olarak dil tarihindeki yerini alıyor. Benzer şekilde, geleneksel “randevu” veya “romantik buluşma” kavramlarımızın yerini hızla işgal eden date, dildeki tembellikten doğan adeta bir dil istilasının en net sembolü hâline gelmiş durumda.

Anlam kaymasının en çarpıcı örneğini ise yükselmek kelimesinde yaşıyoruz. Sözlüklerdeki geleneksel anlamı “yukarı çıkmak” veya “işte terfi etmek” olan bu masum kelime, günümüz gençlik dilinde “birinden veya bir şeyden aşırı etkilenmek” şeklinde tamamen farklı bir boyuta evrilmiş vaziyette. Son olarak mutfak dünyasını esir alan gastronomist ifadesi ise işin uzmanı olan “gastronom” veya “şef” kelimesinin yerine kullanılan, yanlış ek tercihi sebebiyle doğmuş tam bir dil hatası olarak karşımıza çıkıyor.

Doğal Evrim mi, Dil Katliamı mı?

Kelimeler canlıdır; doğar, büyür, değişir ve bazen ölür. Ancak bir dilin zenginleşmesi ile yozlaşması arasında çok ince bir çizgi vardır. Peyami Safa’nın ideolojik öfkeyle türettiği devrimbaz kelimesinden bugünün sosyal medya çılgınlığıyla hayatımıza giren date, yükselmek ve gastronomist kelimelerine kadar popüler kültür, kendi dilini acımasızca yaratmaya devam ediyor. Bu kelime oyunları belki kulağa havalı, eğlenceli veya pratik geliyor olabilir; ancak Türkçenin köklü ve estetik yapısını zedelediği de su götürmez bir gerçek.

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Günlük hayatınızda bu uydurma veya anlamı değiştirilmiş kelimeleri kullanıyor musunuz, yoksa duyduğunuzda tüyleriniz diken diken mi oluyor?

Kitap Tavsiyesi: Oktay Sinanoğlu ve “Bye Bye Türkçe”

Türkçenin uydurma kavramlarla, plazalarda üretilen yarı İngilizce ifadelerle ve popüler kültürün dijital istilasıyla kimliksizleştirilmesine karşı en sert savaşı veren isimlerin başında şüphesiz dünyaca ünlü bilim insanımız Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu gelir.

Eğer bu makalede ele aldığımız dil fiyaskolarının ve sosyolojik yozlaşmanın daha derin, politik ve bilimsel altyapısını merak ediyorsanız, mutlaka okumanız gereken bir başucu eseri var: Bye Bye Türkçe (Bir Nev York Rüyası).

Oktay Sinanoğlu, Bilim+Gönül Yayınları’ndan çıkan bu kült eserinde yabancı dille eğitimin, uydurma kelime özentiliğinin ve tabelalardaki dil kirliliğinin bir toplumun bağımsız düşünme yeteneğini nasıl felç ettiğini anlatır. Sinanoğlu’na göre dilini kaybeden bir ulus, hafızasını ve geleceğini de kaybeder. Makalemizde bahsettiğimiz “date’leşmek” veya “gastronomist” gibi hatalı kullanımlara karşı güçlü bir kültürel savunma geliştirmek isteyen herkes için bu kitap tam bir Türkçe reçetesidir!

Yazarın Yazıları