Ahmet Almaz Yazıları

Ahmet Almaz
Ahmet Almaz
Yazarın Profili
01.11.2026 22:12

Üçüncü Roma’nın Gölgesinde Fener: Kirill’in Türkiye Hamlesi, Bartolomeos’un Yanıtı ve Ekümenik Çatışmanın Tarihsel-Teolojik Temelleri

Haber Detay Image

Tarih boyunca din ve siyaset, imparatorlukların kaderini belirleyen en temel iki eksen olmuştur. Bugün uluslararası ilişkiler literatüründe "teopolitika" olarak adlandırılan kavram, aslında yüzyıllardır Doğu Hristiyanlığının (Ortodoksluk) merkezinde yaşanan güç savaşlarının bugüne yansıyan yüzüdür. İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesi ile Moskova Patrikhanesi arasındaki kadim rekabet, yalnızca dini bir yetki alanını paylaşma meselesi değil; küresel jeopolitiğin, devlet aklının ve medeniyet iddialarının çatışma alanıdır.

Üçüncü Roma Tezi ve Moskova’nın Emperyal Hafızası

İstanbul’un (Konstantinopol) 1453 yılında Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethedilmesi, Ortodoks dünyasında derin bir kırılmaya yol açtı. Roma İmparatorluğu’nun çöküşünden sonra "İkinci Roma" olarak kabul edilen Konstantinopol’ün düşmesiyle, Doğu Hristiyanlığı'nın merkezi lidersiz kaldı. Bu boşluğu doldurmak isteyen Rus Çarlığı, "Üçüncü Roma" teziyle ortaya çıktı.

Moskova, kendisini Ortodoksluğun yeni koruyucusu ve hakiki merkezi olarak konumlandırdı. Bu teolojik iddia, Rus dış politikasının da omurgasını oluşturdu. Çarlık döneminden Sovyetler sonrasına, oradan da günümüz Putin yönetimine kadar Moskova, dini gücü devletin jeopolitik çıkarlarını tahkim etmek için stratejik bir kaldıraç olarak kullanmıştır.

Fener Rum Patrikhanesi ve Ekümeniklik Statüsü İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesi,

Tarihsel olarak "Ekümenik" (evrensel) sıfatını taşımakta ve dünya çapındaki milyonlarca Ortodoks Hristiyan için birinci şeref mercii (primus inter pares - eşitler arası birinci) kabul edilmektedir.

Ancak Moskova Patrikhanesi, Fener’in bu evrensel otoritesini kabullenmekte zorlanmakta; demografik üstünlüğünü (dünyadaki Ortodoksların çoğunun Rusya’da bulunmasını) öne sürerek küresel Ortodoks dünyasının liderliğine soyunmaktadır. Fener’in merkezi konumu ve Batı dünyasıyla olan bağları, Moskova için stratejik bir tehdit olarak algılanmaktadır.

İPPO’nun Türkiye Hamlesi: Sergei Stepashin ve Bartolomeos Görüşmesi

Kremlin’in yumuşak güç ve dini diplomasi aygıtlarından biri olan, Moskova Patriği Kirill’in Onursal Komite Başkanı/Onursal Başkanı olduğu İmparatorluk Ortodoks Filistin Cemiyeti (İPPO), bu güç mücadelesinin en kritik enstrümanlarından biridir. Rusya Eski Başbakanı ve İPPO Başkanı Sergei Stepashin’in Türkiye’de İPPO’nun resmi bir şubesini açma girişimi, İstanbul ve Moskova arasındaki gerilimi doruk noktasına taşıdı.

Stepashin, bu projenin icrası ve resmi temaslar çerçevesinde 2017 yılında Fener Rum Patriği Bartolomeos ile bir araya geldi. Ancak edinilen kulis bilgilerine ve teopolitik sarsıntılara göre; Patrik Bartolomeos, Stepashin ve İPPO heyetini hiç de hoş karşılamadı. Bartolomeos, Moskova’nın İstanbul zemininde paralel bir hukuki ve dini varlık gösterme çabasına sert bir direnç gösterdi. Sonuç olarak, İPPO Vakfı’nın Türkiye şubesinin açılmasına Fener cephesinden ve İçişleri bakanlığından onay çıkmadı ve bu stratejik Rus hamlesi püskürtüldü.

Elpidophoros’un Gölgesi ve Uluslararası Basında Yankılanan Analizimiz

İPPO Başkanı Sergei Stepashin ile Patrik Bartolomeos arasında gerçekleşen gerilimli görüşmenin ana gündem maddelerinden biri de Fener Patrikhanesi’nin geleceği ve patrik sonrası taht mücadeleleriydi. Daha önce bu köşemizde Haberler.com’da kaleme aldığımız "Trump’ın Patrikhane Planı ve Bartholomeos’un Üzerinde Elpidophoros’un Gölgesi: Balat’tan Küresel Siyasete Uzanan Teolojik Satranç" başlıklı analizimiz, yayımlandıktan hemen sonra ABD, Yunanistan, Kıbrıs ve Ukrayna basınında geniş yankı uyandırmıştı.

Washington hattının ve Evangelist-Siyonist eksenin Patrik Bartolomeos sonrasına dair Amerika Başpiskoposu Elpidophoros üzerindeki planlarını mercek altına aldığımız bu çalışma, Stepashin-Bartolomeos zirvesinin de en sıcak başlıklarından biri oldu. Moskova, Elpidophoros’un olası patriklik senaryosunu Rusya’nın teopolitik olarak tamamen kuşatılması şeklinde okurken; Bartolomeos ise hem Washington hem Moskova arasında denge kurarak Patrikhanenin bağımsızlığını koruma stratejisini vurguladı.

Zelenskiy’nin Patrikhane Ziyareti ve Rusya’yı Sarsan Ekümenik Kriz

Teopolitik fay hatlarının en şiddetli kırıldığı noktalardan biri de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin İstanbul’a gelerek Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi’ni ziyaret etmesi ve Patrik Bartolomeos ile gerçekleştirdiği kritik zirvedir.

Fener Patrikhanesi’nin Ukrayna Kilisesi’ne bağımsızlık beratı (otosefali) vererek Moskova’nın yüzyıllık dini hegemonyasını kırması, Kiev ile Fener arasındaki ilişkiyi stratejik bir boyuta taşıdı. Zelenskiy’nin Patrik Bartolomeos ile düzenli teması, Aya Yorgi Kilisesi’nde düzenlenen törenler ve verilen ortak mesajlar Onursal Başkanlığı Patrik Kirill tarafından yürütülen İPPO ve Kremlin kanadında büyük bir rahatsızlık, öfke ve kriz yarattı.

Moskova Patriği Kirill ve Kremlin yönetimi; Fener Rum Patrikhanesi’nin Ukrayna Ortodoks Kilisesi’ne verdiği bu tarihi ve meşrulaştırıcı desteği doğrudan Rus dünyasına (Russkiy Mir) atılmış teolojik bir darbe olarak görmekte. Kiev-İstanbul hattındaki bu yakınlaşma, Kremlin nezdinde "Batı eksenli teopolitik bir kuşatma" olarak algılanmakta ve Rusya ile Fener arasındaki ekümenik bölünmeyi (schism) geri dönülemez bir noktaya sürüklemektedir.

Zirvedeki Elpidophoros Faktörü: Zelenskiy’den Trump’a Arka Kapı Diplomasisi

Patrik Bartolomeos ve Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy arasındaki bu kritik zirvede, ABD Ortodoks Başpiskoposu Elpidophoros da bizzat yer aldı. Washington’daki siyasi ve dini lobiler üzerinde yüksek nüfuza sahip olan Elpidophoros’un varlığı, görüşmenin sadece teolojik değil, doğrudan jeopolitik ve diplomatik bir nitelik taşıdığının en açık kanıtıydı.

Zelenskiy, ABD siyasetindeki kilit aktörlerle ve özellikle Donald Trump cephesiyle kurmak istediği doğrudan temas için Elpidophoros’u stratejik bir "köprü ve teopolitik aracı" olarak kullandı. Görüşme sırasında Zelenskiy, Elpidophoros aracılığıyla Trump ve ekibine şu hayati mesajları iletti:

Askeri ve Dini Bağımsızlık Bağlantısı: Ukrayna’nın manevi ve dini bağımsızlığının (otosefali), Doğu Avrupa’daki Amerikan stratejik çıkarlarıyla doğrudan örtüştüğü mesajı verildi.

Trump Yönetimine Güvence ve Destek Talebi: Trump’ın Rusya-Ukrayna savaşını sonlandırmaya dönük olası müzakere masasında Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ile ulusal/dini egemenliğinden taviz vermeyeceği ifade edilerek, ABD kanadındaki Cumhuriyetçi ve Muhafazakar/Evangelist kesimlerin desteğinin sürdürülmesi istendi.

Fener-Washington Hattında Dini Diplomasi: Washington zemininde etkili bir aktör olan Elpidophoros üzerinden, Trump kanadına Moskova Patrikhanesi’nin Kremlin propaganda aygıtı olduğu ve ABD’nin Fener Patrikhanesi’nin arkasında durmasının küresel güç dengelerinde zorunluluk teşkil ettiği iletildi.

Küresel Dengeleri Nasıl Etkileyecek?

Bu teopolitik mücadele, sadece kilise duvarları arasında kalmamakta; küresel güç dengelerini doğrudan etkilemektedir:

1.Batı-Rusya Hattında Manevi Cephe: Ukrayna’daki savaşın, Zelenskiy-Bartolomeos diplomasisinin, Elpidophoros kanalıyla yürütülen Washington temaslarının ve Patriği Kirill’in gölgesindeki İPPO gibi kurumların arka planındaki bu dini kopuş, Batı ile Rusya arasındaki medeniyetsel ve kültürel sınırları.keskinleştirmektedir.

2.Türkiye’nin Jeopolitik Konumu: İstanbul’un merkezi bir aktör olduğu bu denklem, Türkiye’nin uluslararası alandaki dini ve jeopolitik önemini artırmaktadır. Fener Patrikhanesi’nin Türkiye’de bulunması, Ankara’ya küresel diplomasi masasında önemli bir teopolitik enstrüman sunmaktadır.

3.Ortodoks Dünyasındaki Parçalanma: Katolik dünyasındaki merkezi yapının aksine, Ortodoksluk içinde yaşanan bu çok kutuplu güç savaşı, gelecekte yeni diplomatik krizlerin meşalesini yakacaktır.

Tarihin derinliklerinden süzülüp gelen Üçüncü Roma tezi, Rus Patriği Kirill'in onursal liderliğindeki İPPO hamleleri, Elpidophoros üzerindeki teolojik satranç, Zelenskiy'nin İstanbul temasları ve Washington'a iletilen mesajlar ile Fener'in ekümenik iddiası arasındaki bu büyük güç mücadelesi, modern jeopolitiğin en kritik başlıklarından biri olmaya devam etmektedir.

HyeTert Gazetesi’ne İkaz: Geçen sefer olduğu gibi itiraz etmeyin. Belgeleri ve fotoğrafları yayımlarım.Yine mahcup olursunuz.

Yazarın Yazıları