Ahmet Almaz Yazıları

Ahmet Almaz

AK Parti’de "Fabrika Ayarları": 2002-2007 Döneminin Restorasyonu ve Yeni Atılım Stratejisi (Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda)

11.02.2026 17:18
Haber Detay Image

AK Parti'de "Fabrika Ayarları": 2002-2007 Döneminin Restorasyonu ve Yeni Atılım Stratejisi (Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda)

Türkiye siyasi tarihinin son yirmi yılına damga vuran Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), bugün hem yerli hem de yabancı pek çok siyaset bilimci ve ekonomist tarafından bir yol ayrımında görülmektedir. Özellikle 2002-2007 yılları arasındaki reformist, kapsayıcı ve Batı ile entegre olan siyasi çizgiye dönüş çağrıları, partinin gelecekteki bekası için temel bir reçete olarak sunulmaktadır.

2002-2007: Altın Çağın Sırrı Neydi?

AK Parti'nin ilk dönemi, sadece Türkiye için değil, gelişmekte olan ülkeler için de bir başarı hikayesi olarak kabul edilir. Bu başarının arkasında üç temel sütun bulunuyordu:

Kapsayıcı Kadrolar: Kurucu kadro; muhafazakar, liberal, sosyal demokrat ve teknokrat kesimlerden gelen geniş bir yelpazeyi temsil ediyordu. Ortak payda "ortak akıl"dı.

Demokratik Reformlar ve AB Süreci: Avrupa Birliği üyeliği hedefi, mülkiyet haklarından ifade özgürlüğüne kadar geniş bir alanda demokratik standartları yükseltmiş, bu da yabancı sermaye akışını tetiklemişti.

Ekonomik Disiplin ve Şeffaflık: 2001 krizinin ardından uygulanan sıkı mali politikalar, popülizmden uzak durulması ve liyakat esaslı bürokrasi, enflasyonu tek haneye indirmişti.

2015 Sonrası: İttifaklar ve Statüko Sıkışması

2015 yılı, AK Parti için bir dönüm noktası oldu. Çözüm sürecinin sona ermesi ve ardından gelen 15 Temmuz darbe girişimi, partiyi daha "güvenlikçi" bir politikaya ve Cumhur İttifakı gibi ideolojik bloklara yöneltti. Bu ittifak yapısının partiye verdiği zararlar şu başlıklarla özetlenebilir:

Siyasal Kimlik Erozyonu: AK Parti, "merkez parti" kimliğinden uzaklaşarak daha milliyetçi ve statükocu bir çizgiye kaydı. Bu durum, partinin kendi öz tabanındaki liberal-demokrat kesimin kopmasına neden oldu.

Esneklik Kaybı: İttifak ortaklarının hassasiyetleri, AK Parti'nin geçmişteki pragmatik ve çözüm odaklı manevra kabiliyetini kısıtladı.

Liyakatten Sadakate Geçiş: Politika yapım süreçlerinde "teknokratik akıl" yerini, ittifak dengelerini gözeten siyasi sadakate bıraktı.

Yeni Dönemde Atılım: Kadrolar ve Pilot Değişikliği

AK Parti'nin yeniden bir atılım yapabilmesi için "ilk yıllardaki kadro yapısına" dönmesi, sadece eski isimlerin geri çağrılması değil, o dönemin zihniyet dünyasının ihya edilmesi anlamına gelir.

Ekonomide Güven Tesisi: İlk yıllardaki gibi uluslararası piyasalarla barışık, kurallı ekonomi yönetimine geçilmesi, doğrudan yabancı yatırımların tekrar Türkiye'ye gelmesini sağlayabilir.

Dış İlişkilerde "Değerli Yalnızlık"tan "Bölgesel Aktörlüğe": 2002-2007 ruhu, Türkiye'yi hem Batı hem de Doğu ile konuşabilen bir köprü haline getirmişti. İdeolojik bagajlardan arınmış bir dış politika, Türkiye'nin jeopolitik önemini ekonomik kazanca dönüştürebilir.

Yargı ve Hukuk Reformu: Yatırımcının ve vatandaşın hukuka olan güveninin yeniden inşası, 2002'deki "3Y" (Yolsuzluk, Yasaklar, Yoksulluk) ile mücadele vaadinin güncellenmiş bir versiyonu olacaktır.

Sonuç ve Beklentiler

AK Parti için 2002-2007 modeline dönüş, bir geriye gidiş değil; aksine, partiyi "Türkiye Yüzyılı" hedefine daha kolay ulaştırabilecek bir atılım projesidir. İttifakların getirdiği dar kalıplardan sıyrılıp, toplumun tüm kesimlerine hitap eden reformist bir "merkez parti" kimliğine bürünmek, Türkiye'nin iç huzuru ve dış dünyadaki itibarı için kritik bir öneme sahiptir.

Özetle:

AK Parti'nin Recep Tayyip Erdoğan liderliğinibde yeniden daha güçlü bir "başarı hikayesi" yazması, 2002'deki kurucu kodlarını 2020'lerin gerçekleriyle harmanlamasından ve ideolojik daralmayı liyakatli kadrolarla aşmasından geçmektedir.

Yazarın Tüm Yazıları