Rahatsız edici düşüncelerden ne zaman korkmalıyız?

Çoğumuzun aklına birden istenmeyen senaryolar geliyor ve "Ne yaparım?" diye kaygılanıyoruz.
Sıkıcı bir toplantıda oturup "Ya bağırmaya başlasam ne olur?" diye düşündüğünüz oldu mu hiç?
Ya da araba kullanırken "Ya kaza yaparsam?" diye bir düşüncenin sizi yokladığı?
Bu rahatsız edici senaryolar, çoğumuzun zaman zaman yaşayacağı ve çok da önemsememiz gerekmeyen "istenmeyen düşünceler" olarak biliniyor.
Ancak bazıları için bunlar, kompulsif (saplantılı) davranışlara yol açan, üstesinden gelinemez birer takıntıya dönüşebiliyor.
Dr. Nina Higson-Sweeney çocukken okuldan eve dönerken aklında sadece "iyi" düşünceler olmazsa ailesinin zarar göreceğine inanıyordu.
"Aklıma rahatsız edici bir düşünce geldiğinde, otobüs durağından yürümeye yeniden başlardım" diyor.
"İşlemi tekrar yapmazsam ve bir şey olursa, bunun benim hatam olacağından gerçekten çok korkuyordum."
Nina'ya 10 yaşında obsesif kompulsif bozukluk (OKB) teşhisi konuldu ve şu anda Oxford Üniversitesi'nde çocuk ve ergen ruh sağlığı konusunda uzmanlaşmış bir psikoloji araştırmacısı olarak çalışıyor.
BBC'nin Complex podcastına katılan Nina "Takıntılar, rahatsız edici ve istenmeyen düşünceler, duygular ve hisler. Kompulsiyonlar ise takıntıların neden olduğu kaygıyı nötralize etmek veya hafifletmek için tekrar tekrar yapılan ritüelleştirilmiş eylemlerdir" diyor.
Nüfusun yaklaşık %1-4'ünün obsesif-kompulsif bozukluk (OKB) ile yaşadığı düşünülüyor. Fakat İngiltere'de bu bozukluğun belirtilerini bildiren 16-24 yaş arası gençlerin sayısı son on yılda üç kattan fazla arttı.
İngiltere Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) tarafından yapılan büyük bir araştırmaya göre, bu durum artık genç yetişkinler arasında en yaygın ikinci ruh sağlığı bozukluğu.
İstemsiz düşünceler son derece rahatsız edici olabiliyor ve genellikle kişinin değerleri veya kimliğiyle tamamen çelişen konulara odaklanıyor.
Nina "Sevdiklerinize zarar geleceği konusunda endişeleriniz olabilir" diyor.
"Bu, kişinin cinsel yönelimini sorgulaması, 'Eşcinsel miyim? Heteroseksüel miyim?' diye düşünmesi olabilir. Hatta 'Pedofil miyim?' diye endişelenmek kadar aşırı olabilir" diyor.
"Çok yaygın olanlardan biri de bulaşma ile ilgili rahatsız edici düşünceler ve hastalanma veya hastalığı yayma endişesi" diye de ekliyor.
OKB en sık ergenlik veya erken ergenlik döneminde başlıyor. Fakat bazı kişilerde "sorun yıllarca maskelendiği ve gizlendiği için teşhis yaşamın sonraki aşamalarında konulabiliyor.
Araştırmalar, OKB gelişiminde genetik bir bileşen olabileceğini ve ayrıca zorbalık, yas veya aile dağılması gibi erken yaşlardaki stresle bağlantılı olabileceğini gösteriyor.
Psikolog Kimberley Wilson, neredeyse herkesin bir noktada rahatsız edici düşüncelere kapıldığını söylüyor.
"Araştırmalar, yaklaşık %80'imizin bu düşüncelere sahip olduğunu gösteriyor" diye açıklıyor.
Çoğu insanda bu düşünceler hızla geçiyor.
Wilson bu düşünceler için "Onlara bakabilir, garip olduklarını düşünebilir ve bir kenara bırakabiliriz" diyor.
Düşünceleri bir kenara bırakamıyorsanız, yardım istemeniz gerekebilir.
Kimberley Wilson "OKB ile ilgili düşünceler geçmez, yerleşip kalırlar ve asla olumlu düşünceler değillerdir. Saldırgan, düşmanca ve başa çıkılması zor düşüncelerdir" diyor.
İşte o zaman her şeyi çevreleyen bir hal alıyor ve takıntılara yol açıyor.
"Takıntıların belirtileri zihinsel olabilir, örneğin belirli bir sayıya kadar saymak gibi; veya görünür olabilir, örneğin araba lastiklerinin iyi durumda olduğunu bildiğiniz halde tekrar tekrar kontrol etmek gibi."
OKB ile nasıl başa çıkılır?
Nina bu durumlarda "Bir profesyonel veya uzman sizin için en iyisinin ne olduğunu belirleyebilir" diyor.
Profesyonel yardımın yanı sıra, Nina, insanların sıkıntıyı azaltmak için günlük olarak kullanabileceği tekniklerden de söz ediyor.
Bunlardan biri düşünceleri isimlendirmeyi öğrenmek.
"Rahatsız edici bir düşüncem var' diye fark etmek düşünceyle aranıza mesafe koyar ve size bunun siz olmadığını hatırlatır" diye açıklıyor.
Bazı insanlar ayrıca OKB'yi ayrı bir şey olarak görselleştirmeyi de faydalı buluyor. Nina "OKB'nin nasıl göründüğünü çizmek yardımcı olabilir. Ben varım ve OKB var ve bunlar iki farklı şey" şeklinde düşünmeyi öneriyor.
Kişinin kendisine iyi bakması da önemli.
Nina "İyi beslenmek, dinlenmek ve fiziksel aktivite yardımcı olabilir çünkü stresli olduğumda ve kendime bakmadığımda OKB hep daha kötü hal alıyor" diyor.
Nina hala OKB ile yaşıyor ama hastalığı nasıl idare edeceğini öğrenmiş.
"OKB'nin üstesinden hiç gelemedim ama onunla birlikte yaşayabiliyorum.
"Şu anda hafif düzeyde rahatsız edici düşüncelerim var ve bunlarla nasıl başa çıkacağıma dair çok daha fazla bilgi sahibiyim.
"Stresli olduğumda ise bunları görmezden gelmek daha zor oluyor ve yine takıntılara yol açabiliyorlar."















