Deraya Katliamı: Kayıplar ve Adalet Çağrısı

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

- Bölgede 2012 yılında yaşanan katliamın tanıklarından Muhyiddin Havlani: "Herkes işlediği suça göre hesap vermeli. Öldüren, cinayetinin cezasını çekmeli" "İnsanlara para karşılığında şantaj yapan da yaptığı suçun karşılığını görmeli"

Suriye'nin başkenti Şam'ın güneybatısındaki Deraya'da 2012'de devrik Esed rejimi tarafından düzenlenen saldırılarda hayatını kaybedenlerin yakınları, yıllar sonra kayıplarının akıbetini ve sorumluların hesap vermesini istiyor.

Deraya ilçesinde 2012 yılında devrik rejim güçlerinin düzenlediği katliamda, yerel kayıtlara göre 512 kişinin hayatını kaybettiği belgelenirken, 250 kişinin kimliği belirlenemedi, yaklaşık 200 kişinin ise akıbeti bugüne kadar öğrenilemedi.

Deraya'da yaşananların tanıkları, saldırılar sırasında sivillerin öldürüldüğünü, evlerin yağmalandığını ve çok sayıda kişinin kaybolduğunu aktarıyor.

Katliamın tanıklarından Muhyiddin Havlani, aradan geçen yıllara rağmen gördüğü cesetleri, kaybolan arkadaşlarını ve yaşadığı ağır yaralanma sürecini unutamadığını anlattı.

AA muhabirine konuşan Havlani, rejimin Deraya ilçesine girmeden birkaç gün önce Muddamiye'ye saldırı düzenlediğini ve burada da çok sayıda kişinin öldürüldüğünü belirtti.

Rejimin o dönemde başkentin çevresini kontrol altında tutmak istediğini dile getiren Havlani, Deraya'ya yönelik saldırıların bu anlayışla gerçekleştirildiğini ifade etti.

Havlani, "Başkent çevresinde silahlı herhangi bir unsurun veya silahlı bir görünümün bulunmasını istemiyorlardı. Başkentin çevresini güvence altına almak istiyorlardı. Bunun için milisleri kullandılar." dedi.

Deraya ilçesinin bazı bölgelerine Suriye ordusuna bağlı birliklerin girdiğini, bazı bölgelerde ise farklı silahlı grupların bulunduğunu anlatan Havlani, sivillere yönelik öldürme ve yağma olaylarının yaşandığını kaydetti.

"Dededen toruna 35 kişiyi öldürdüler"

Saldırılarda girilen bir evde herkesin öldürüldüğünü aktaran Havlani, "Sakka ailesinin evine girdiler. Dededen toruna kadar herkesi öldürdüler. 35 kişiyi kapının arkasında topluca katlettiler." bilgisini paylaştı.

Katliamın ardından bölgede gördüğü görüntüleri paylaşan Havlani, olayın boyutunun kendisinde büyük bir şok oluşturduğunu dile getirdi.

Havlani, "2012 yılında henüz bu seviyeye ulaşmamıştık. Gösterilere birkaç el ateş edilmesi, insanların tutuklanması gibi olaylar yaşanıyordu. Sokaklarda yürürken yerde cesetler görmek ve hiçbir şey yapamamak çok ağırdı." diye konuştu.

"Katliam birkaç saat değil, günlerce sürdü"

Havlani, saldırıların yalnızca bir günle sınırlı kalmadığını, geceleri mahallelere girilerek arama yapıldığını ve insanların öldürüldüğünü söyledi.

Katliamdan birkaç gün sonra yaklaşık 100 cesedin bulunduğu bir soğutucunun fırının yanına getirildiğini aktaran Havlani, "Cesetleri içine atıp gittiler. Bunların kim olduğunu bilmiyorduk." diye konuştu.

İki yaşındaki bir çocuğun bir asker tarafından öldürüldüğüne tanık olduğunu aktaran Havlani, "İki yaşındaki çocuğun başını merdivenlere vurarak öldürdü." dedi.

Saldırılar sırasında hava saldırılarının da gerçekleştirildiğini hatırlatan Havlani, uçaklardan bölgeye ateş açıldığını, sivillerin hayatta kalabilmek için tarlalara, kanalizasyonlara ve kuyulara saklandığını, bazı kişilerin bu alanlarda öldürüldüğünü, bazılarının ise kurtulduğunu kaydetti.

Kendisi gibi yaralı bazı kişilerin de çevrede saklanarak hayatta kaldığını ifade eden Havlani, olayda yaşamını yitiren bir arkadaşının annesi sayesinde kurtulduğunu anlattı.

Oğlunun öldürülmesine rağmen kendi hayatını riske atarak her gece yanına gelen arkadaşının annesinin yaralarına müdahale ettiğini, ilaç ve yemek getirdiğini aktaran Havlani, "Her gün geceleyin yanıma geliyor, beni kontrol ediyor ve gidiyordu. Bana, 'Artık başımı dik tutuyorum' diyordu. Oğlunun şehit olmasını kastediyordu." ifadelerini kullandı.

Yaklaşık 200 kişinin akıbeti bilinmiyor

Katliam sonrasında gençlerin geceleri hayatlarını riske atarak evlerden cesetleri çıkardığını ve camilerde topladığını paylaşan Havlani, cesetlerin kimliklerinin belirlenmesi için fotoğraf ve diğer kayıtların tutulmaya çalışıldığını söyledi.

Bölgede yerel kayıtlara göre 512 kişinin hayatını kaybettiğinin belgelendiğini, 250 kişinin kimliğinin belirlenemediğini ve yaklaşık 200 kişinin kayıp olduğunu aktaran Havlani, çok sayıda kişinin akıbetinin halen bilinmediğini ifade etti.

Havlani, "Arkadaşlarım kayboldu. Onları ne cesetlerin arasında bulabildik ne de tutukevlerinde. Gittiler, adeta buharlaşıp yok oldular." diye konuştu.

"Unutulan katliam tekrarlanır." sözünü hatırlatan Havlani, katliamlarda sorumluluğu bulunan kişilerin işledikleri suçlara göre hesap vermesini istedi.

Havlani, "Herkesi öldürmekten bahsetmiyorum. Herkes işlediği suça göre hesap... Öldüren, cinayetin cezasını çekmeli. Rapor yazan, yazdığı raporun karşılığını görmeli, İnsanlara para karşılığında şantaj yapan da yaptığı suçun karşılığını görmeli" şeklinde konuştu.

Katliamın tanıklarından Muhyiddin Havlani, Deraya'da yaşananların yalnızca geçmişte kalmış bir olay olarak görülmemesi gerektiğini, adaletin sağlanmasının benzer olayların yeniden yaşanmaması açısından önem taşıdığını vurguladı.

Kaynak: AA