HRW'den AB'ye, yasa dışı İsrail yerleşim yerleriyle ticareti yasaklama çağrısı
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), AB'ye işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasa dışı İsrail yerleşimleriyle ticareti yasaklamanın bir seçenek değil, uluslararası hukuk gereği zorunluluk olduğu uyarısında bulundu. Francavilla, AB'nin bu konuda yıllardır sadece endişe dile getirmekle yetindiğini, yasağın kabul edilmesi gerektiğini vurguladı.
İnsan Hakları İzleme Örgütünün (HRW) Avrupa Birliği (AB) nezdindeki temsilcisi Claudio Francavilla, AB'ye, işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasa dışı İsrail yerleşim yerleriyle ticareti yasaklamanın "seçenek değil zorunluluk" olduğu uyarısında bulundu.
Francavilla, yaptığı yazılı açıklamada, AB'nin yasa dışı yerleşim yerleriyle ticareti yasaklama yükümlülüğü olup olmadığının tartışma konusu olmadığını, Birlik liderlerinin bu yükümlülüğe uymama iradesinin uzun zamandır sorgulandığını belirtti.
AB Komisyonunun sivil toplum ve bazı üye ülkelerden gelen baskılardan sonra 13 Temmuz'da düzenlenecek Dışişleri Bakanları Toplantısı öncesinde yerleşim yerleriyle ticaretin kısıtlanması için "seçenekler listesi" sunmasının beklendiğini hatırlatan Francavilla, "Ancak yasağı hala 'seçenek' olarak sunmaya devam etmek yanıltıcıdır. 22 Haziran'da Komisyona gönderilen mektupta 50'den fazla grubun vurguladığı gibi, uluslararası hukuka ve AB hukukuna uygun tek 'seçenek' yasağın kabul edilmesidir." ifadelerini kullandı.
Francavilla, AB'nin Filistinliler vahim suçlara maruz kalırken on yıllar boyunca yalnızca "endişelerini" dile getirmekle yetindiğini aktararak "AB'nin en azından bu yerleşim yerlerine mali destek sağlamayı durdurması gerekir. Üstelik bu, bir 'seçenek' meselesi değildir." değerlendirmesini yaptı.
İsrail halkının işgal altındaki Filistin topraklarına nakledilmesinin savaş suçu olduğunu vurgulayan Francavilla, Uluslararası Adalet Divanının, Filistin topraklarındaki yasa dışı durumu destekleyen ticaret ve yatırımların engellenmesi gerektiği yönündeki görüşünü anımsattı.
Francavilla, AB'nin Ortaklık Anlaşması'yla İsrail'e tanınan gümrük vergisi muafiyeti gibi imtiyazların yasa dışı yerleşim yerlerini kapsamadığı argümanının hatalı olduğunu ifade ederek, yerleşim yerlerinden ithal edilen mallara gümrük vergilerinin titizlikle uygulanması halinde bile bunun ticareti kesmek anlamına gelmediğinin altını çizdi.
Ayrıca Francavilla, AB hukukunun ticaretin uluslararası hukuka uygun olması gerektiği hükmünün mevcut durumda uygulanmadığını, Komisyonun bunu düzeltme yükümlülüğünün olduğunu kaydetti.
Uluslararası hukuk alanında faaliyet gösteren Global Echo Litigation Center'ın raporu, İsrail'in işgal altındaki Filistin ve Suriye topraklarındaki yasa dışı yerleşimlerinde üretilen gıda ürünlerinin, AB ve İngiltere yasalarını ihlal edecek şekilde Avrupa pazarlarına girdiğini ortaya koymuştu.
Raporda, 2017-2026 döneminde Avrupa'ya ihraç edilen narenciye, hurma, tahin ve diğer tarım ürünlerini içeren 5 bin 900'den fazla İsrail sevkiyatının yüzde 17,2'sinin yasa dışı yerleşimlerden kaynaklandığı belirtilmişti.
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas 15 Haziran'da, birçok üye ülkenin Filistin topraklarındaki yasa dışı İsrail yerleşimleriyle ticaretin engellenmesi için AB Komisyonundan öneriler talep ettiğini bildirerek bunu Komisyona ileteceğini söylemişti.









