DYP Lideri Ağar Kadın Platformu Toplantısına Katıldı
İstanbul İl Kadın Kolları Başkanlığı Tarafından Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkı Verilmesinin 71'nci Yıldönümü Dolayısıyla Gazeteci Yazar Nevval Sevindi ile Birleşmiş Milletler Kalkınma ve Yoksullukla Mücadele Sorumlusu Yeşim Oruçkaya'nın Konuşmacı Olarak Katıldığı "Kadın Platformu" Oturumu Akgün Otel'de Yapıldı.
İstanbul İl Kadın Kolları Başkanlığı tarafından Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilmesinin 71'nci yıldönümü dolayısıyla Gazeteci Yazar Nevval Sevindi ile Birleşmiş Milletler Kalkınma ve Yoksullukla mücadele Sorumlusu Yeşim Oruçkaya'nın konuşmacı olarak katıldığı "Kadın Platformu" oturumu Akgün Otel'de yapıldı.
Oturumun ardından konuşan DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, "Kadınsız bir siyasi parti teşkilatının olabilmesi mümkün değildir. Kimsenin kimseyi kimseden ayırmaya hakkı yoktur. Kadınların artık yeter dediği sesi duymak bizim işimiz olmalıdır" dedi.
Türkiye'nin yararına olan demokratikleşme modelini kendi iç dinamikleriyle başaracak hale gelmesi gerektiğini vurgulayan Ağar, "Bu hale gelmesinin altındaki anahtar kadınlardır. Çünkü bir toplumun gelişmesi büyümesi kalkınması, modernleşmesinin arkasındaki itici güç kadınlardır. Kadın meselesi kuralla çözülmeli. Biz bu işe yatkınız ve 2007 seçimlerinde herkes görecek. Siyasi partiler bir yönetim merkezleri tarafından ele geçirildikten sonra, burası kapılar yönetimin istediği biçimde açılıyor. Yani genel başkan ailesi ve genel başkanın etrafında oluşmuş birinci halka, buralar Çin Seddi gibi yer veya surlar gibi yıkılıp geçilmesi mümkün değildir. Bunu, ortadan kaldırarak kurallara bağlamak lazım" şeklinde konuştu.
İktidara gelmeleri halinde yapacakları yasal değişiklikle parti genel başkanının bütün parti üyelerinin katılacağı seçimle seçilmesinin sağlayacaklarını dile getiren Ağar, "Genel başkan olacaksan, genel başkan 81 ilde tek dereceli bütün parti üyelerinin katılacağı sandıktan çıkacak. Yani aynı gün genel seçim gibi parti 81 ile sandık koyacak, kim genel başkan adayı olmak istiyorsa, bütün parti üyelerinin sandığa gittiği seçimden çıkacak" dedi.
Kadınların gözyaşı dökmesinin bir zaaf olarak algılanmaması gerektiğini belirten Ağar, "Gözyaşı dökmek bir zaaf değildir. İnsani ve vicdani duygusu olmayan adamın siyasette değil hiçbir yerde yeri yoktur. Yoksulluğu sadece maddi çerçeve içerisinde değerlendiremezsiniz. Ekonomik, kültürel haklardan yoksunluk, sosyal haklardan yoksunluk da yoksunluğun ta kendisidir. Bundan daha büyük yoksunluk mu olabilir. Öğrenim hakkı yok okuma hakkı yok, sağlık hakkı yok, tedavi hakkı yok, açlık bir tarafta bütün bunlar yoksunluğun temellerinde var. Bir yandan da yaşam hakkı yok. Yaşam hakkı olsun diye gözyaşı döken anaların gözyaşıyla beraber ağlamayan adamın siyasette ne işi var. Ölümü intikamı, gözyaşını diline pelesenk etmiş adamın siyasette ne işi var. Analar başta olmak üzere, herkesin gözyaşını dindirecek şefkati muhabbeti dostluğu, kardeşliği merhameti bunları var eden değerler, bu toprakların vicdani değerleri, insani değerleri de siyasetin uygulama alanı haline getirmeyi başarabilmektir. Türkiye'nin geleceğinde kadın erkek ayrımcılığını ortaya koyan siyasi partiler kanunundan Türk ceza kanununa kadar, her türlü ayrımcılığı öne çıkarmış bütün yasaları değiştirmek bizim işimiz olacaktır" dedi.








