DSP: "AKP'nin Kıdem Tazminatı Fonu Yaklaşımı, Kıdem Tazminatını Yozlaştırır"
DSP Genel Başkan Yardımcısı Osman Kılıç, AKP'nin Kıdem Tazminatı Fonu Yaklaşımı ve Modellerinin, Kıdem Tazminatı Hakkını Zedelediğini ve Geleceğe Yönelik Hakkın Özüne İlişkin Tehlikeler Taşıdığını Savunarak, "AKP'nin Böylesi Bir Fon Anlayışı, Korkarız Ki, Kıdem Tazminatı Hakkını Önce Yozlaştırır, Sonra Büyük Riske Sokarak Kuşa Çevirir ve Sonuçta Yok Ederek Tarihe Karıştırır" Dedi.
DSP Genel Başkan Yardımcısı Osman Kılıç, AKP'nin Kıdem Tazminatı Fonu yaklaşımı ve modellerinin, kıdem tazminatı hakkını zedelediğini ve geleceğe yönelik hakkın özüne ilişkin tehlikeler taşıdığını savundu.
Kılıç yaptığı yazılı açıklamada, AKP hükümeti tarafından önerilen fon sistemlerinin, işverenlerden işçi adına aylık Kıdem Tazminatı Fonu primi tahsisine, primlerin işverenin seçtiği emeklilik şirketine işçi adına yatırılmasına, işçinin seçeceği Kıdem Tazminatı Fonu'nda primlerin değerlendirilmesine dayandığını belirtti. Kılıç, "Böylesine karmaşık bir yapıda, piyasa koşullarına bağlanan, piyasadaki gelişmelere göre kaçınılmaz olarak türlü risklere ve hak kayıplarına yol açacak düzenlemelerin kabul edilmesi mümkün değildir" dedi.
Böyle bir Fon sisteminde, alınacak tazminatın miktarının ne olacağı belli olmadığı gibi, güvencelerinin de belirsiz olduğuna dikkat çeken Kılıç, şunları kaydetti:
"AKP'nin böylesi bir Fon anlayışı, korkarız ki, kıdem tazminatı hakkını önce yozlaştırır, sonra büyük riske sokarak kuşa çevirir ve sonuçta yok ederek tarihe karıştırır. Büyük özel sektör işletmelerinde ve kamu sektöründe sistem sağlıklı işlemektedir. Bazı özel sektör kuruluşlarında, işverenin ödeyememesinden kaynaklanan mağduriyetler yaşanmaktadır. Uzun ve masraflı, yargısal mücadelelerle ancak tazminat alabilmek mümkün olabilmektedir. Kayıt dışı çalışanların kıdem tazminatı güvencesi ise hiç yoktur. İşverenle anlaşmayla veya yargı yoluyla alınabilmesi söz konusudur."
Kılıç, kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması öncelikli zorunluluk olduğunu vurgulayarak, alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:
"Bu konuda alınacak önlemlerin başında, örgütlenme özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması ve genişletilmesi gelmektedir. Bu amaçla, istihdam içinde olsun olmasın, yaşamını emeğinin geliri ile sağlayan, emekçi statüsündeki herkes, bir sendika ile ilişkilendirilmelidir. Bireysel sözleşmesiz veya toplu sözleşmesiz çalışma ilişkisi olmamalıdır. Bireysel sözleşmeler mutlaka sendikanın katkısıyla hazırlanmalıdır. Tüm işçiler için değil, sadece özel sektörde çalışanlar için, yaşanan sorunları aşacak ve kıdem tazminatını güvenceye alacak düzenlemeler yapılmalıdır." (ANKA)
(AS/ZG)






