Babacan: Zora Sokacak Adım Atmayız

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Devlet Bakanı Ali Babacan, Bankacılık Sektörüne Yönelik Önemli Mesajlar Verdi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, uzun süredir tartışılan bankacılık sektöründeki "tombul kedi" tedbirlerine yönelik uluslararası çalışmanın ne zaman tamamlanabileceğini bilemediklerini söyleyerek, "Biz bir yandan bu düzenlemelere katkı sağlarken, bir yandan da Türkiye ile ilgili düzenlemeleri daha önceden yapıp yürüyebiliriz" dedi. Bu konuda bankacılık sektörünün görüşlerinin çok önemli olduğunu söyleyen Babacan, normalde gayet iyi giden, dünyada parmakla gösterilen bir sektörü zora sokacak, şu anki durumundan daha kötüye götürecek bir adım atmayacaklarını vurguladı.

Devlet Bakanı bugün Ankara'da Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu'yla bir araya geldi. İstişare toplantısına, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince, Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin, Hazine Müsteşar Yardımcısı Cahit Dağdaş, Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Mehmet Yörükoğlu, Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar, Halkbank Genel Müdürü Hüseyin Aydın da katıldı. Ziraat Bankası Akay Lokali'nde düzenlenen toplantı öncesinde açıklama yapan Bakan Babacan, basın mensuplarının sorularını da cevaplandırdı. Bakan Babacan bankacılarla yapacakları istişare toplantısında küresel gelişmeleri ele alacaklarını, Avrupa'daki son gelişmelerin değerlendirileceğini vurguladı. Bakan Babacan, Türk bankacılık sektörünün durumunu, ileriye bakışı ve üzerinde çalışılması gereken konuları ele alacaklarını dile getirdi. Türkiye bankacılık sektöründe oligopol yapının risk olup olmadığına yönelik bir soru üzerine Babacan, uzun süredir dünyada tartışılan bankacılık sektöründeki "tombul kedi' tedbirleri ve Türkiye'nin izleyeceği stratejiler hakkında bilgi verdi. Türkiye'nin hem G-20 hem de Finansal İstikrar Kurumu çerçevesinde temsil edildiğini belirterek, her iki noktada da bankacılık sistemiyle ilgili düzenlemelerin önemli bir gündem maddesi olduğunu vurguladı. Düzenleme noktasında biraz daha çalışılması gerektiğinin ve yeni düzenlemeler yapılmasına ihtiyaç duyulduğunu belirten Babacan, "Bu hem bankalarımızın kendi bilançolarını korumak açısından önemli, hem de daha önce yaşanan benzer sorunları önlemek açısından önemli. Bununla ilgili uluslararası bir çalışma yapılması gündemde var. Ancak bu çalışma ne zaman yapılır. Sonuçlarını ne zaman görürüz bunu bilemiyoruz. Karar verme noktasında, 20 ülkenin de hadi bunu yapalım deme noktasında yavaş kaldığı ortada. Biz bu düzenlemelere katkı sağlarken, bir yandan da Türkiye ile ilgili düzenlemeleri daha önceden yapıp yürüyebiliriz. Bununla ilgili bankaların görüşleri çok önemli. Bugün bankaların görüşlerini alacağız. Normalde gayet iyi giden, dünyada parmakla gösterilen bir sektörü zora sokacak, sıkıntıya sokacak, şu anki durumundan daha kötüye götürecek bir adım atmayız. Bizim amacımız, 5-10 sene sonrasına yönelik ne yaparız diye bakacağız. Türkiye'nin geleceğini sağlama alalım, dünyada yaşanan benzer sıkıntılar Türkiye'de olmasın istiyoruz. Toplantı gündemimizde sadece bu konu yok. Gündem maddelerimizden biri" diye konuştu.

-"İSTANBUL FİNANS MERKEZİ YÜKSEK KONSEYİ 9 HAZİRAN'DA TOPLANACAK"-

Böyle bir toplantı yapılmasının nedeninin sorulması üzerine Bakan Babacan, bu toplantının Bankalar Birliği'nden gelen talep üzerine yapıldığını kaydetti. En son 3-4 ay önce bir araya geldiklerini belirten Babacan, fazla bir sorun olmadığı için bankacılık sektörünü konuşmak üzere zaman zaman bir araya gelindiğini bildirdi. Gündemlerinin oldukça geniş olduğunu belirten Bakan Babacan, şunları söyledi:

"Biz hem Merkez Bankası'nı hem BDDK'yı bu konuda bir ön hazırlık bir çalışma yapmalarını istedik ama biz o çalışmayı henüz ne kamuoyuna nede bankacılarla paylaşıyoruz. Bu gün ağırlıklı olarak banka genel müdürlerimizi dinleyeceğiz. Toplantının sonunda herhangi bir açıklama karar olmayacak. Öte yandan bizim İstanbul Finans Merkezi'yle ilgili olarak orada yapılanmamızı tamamladık. 9 Haziran tarihinde İstanbul Finans Merkezi Yüksek Konseyi'ni ve Ulusal Danışma Merkezi'ni İstanbul'da toplayacağız. Özellikle içinde bulunduğumuz konjonktüründe İstanbul'a önemli bir fırsat sunduğunu düşünüyoruz."

-SON 100 YILIN EN BÜYÜK FİNANS KRİZİ-

Dünya ekonomisine finans piyasaları açısından bakıldığında özellikle 2008 sonu, 2009 başı itibariyle neredeyse son 100 yılın en büyük finans krizini yaşadığını dile getiren Bakan Babacan, 2009 yılının küresel ekonominin ilk defa daraldığı bir yıl olduğunu anımsattı. Babacan, "Nereden bakarsak bakalım, hem rakamsal büyüklük hem de dünya üzerindeki yaygınlığı açısından kriz dünyada belli ölçülerde hala devam eden, deprem sonrasındaki tsunami dalgalarını belli bölgelerde ve ülkelerde hissettiğimiz ciddi bir durum" dedi.

-BANKACILIK KRİZİNİN HALA BEDELİNİ ÖDÜYORUZ-

Özellikle AB'nin içinden geçmekte olan durumun çok dikkatle izlenmesi gerektiğini belirten Babacan, AB'deki gelişmeleri izlemekle kalmadıklarını, kendi görüş ve düşüncelerini muhataplarına anlattıklarını aktardı. Türkiye'nin bu krizde önemli bir sınav verdiğini, sınavında başarılı olduğunu dile getiren Babacan şu açıklamalarda bulundu:

"Dolayısıyla bizim uygulamalarımızdan diğer ülkelerin de öğrenecekleri şey var diyorum. İşin teorisi başka fiiliyatı başka. 2000-2001 Bankacılık Krizi'ni yaşamış, o dönemde milli gelirinin 3'te birini kaybetmiş bir ülke Türkiye. Yine o dönemde bankacılık kriziyle alakalı olarak, Hazine'nin 20 milyar TL borcu vardır. Bunlar 2000-2001 krizinin kalıntılarıdır. Bunlar Merkez Bankası'nadır, Kamu bankalarınadır. Bir kısmı da TMSF'yle alakalıdır. Aradan neredeyse 10 yıl geçmiş hala bedel ödüyoruz. Bu bedeli ödeyen ülke olarak, bir bakımı damdan düşmüş bir ülke ve bir finans sektörü olarak, 2001 krizinden sonra yapılanlar, gerçekleştirilen reformlar, düzenleme çerçevesi, bir yandan devlet kurumlarının tutumu, bir yandan da bankacılık sektörünün ihtiyatlı, dikkatli ve başarılı yönetimi bir araya gelince, Türkiye şu anda dünya üzerinde parmakla gösterilen ülke haline geldi. Türkiye şu anda OECD ülkeleri içinde, bu krizde bankacılık sistemine devlet kaynağı aktarmayan, mevduat garanti sistemini değiştirmeyen tek ülkeyiz. Türkiye olumlu şekilde ayrışmış durumda."

-"KREDİ HACMİNDE 50 MİLYAR TL ARTIŞ OLDU"-

Bankacılık sektöründeki gelişmeler ekonomik gelişmeye paralel seyrettiğine dikkat çeken Bakan Babacan, 2008 sonunda bankacılık sisteminin aktif toplamının 732 milyar TL iken, 2010 yılı Mart sonu itibariyle bu rakamın 860 milyar TL'ye çıktığını vurguladı. Babacan, o dönemde ekonomide yüzde 4.7 daralma olduğu dikkate alındığında, bankacılık sektörü genel ekonomik verilere göre daha fazla büyüdüğüne işaret etti.

Bankacılık sektörü kredilerin kriz döneminden başlayıp, eylül sonuna kadar 370 milyar TL civarında seyrettiğini anımsatan Bakan Babacan, geçen senenin son 3 ayında ve 2010 yılının bugüne kadar olan dönemi dikkati alındığında kredilerin 420 milyar TL'yi geçtiğini kaydetti. Kredi hacminde net 50 milyar TL artış olduğunu vurgulayan Babacan, kredilerin bankalardan özel sektöre ve tüketicilere aktarıldığını dile getirdi. Hızlı bir toparlanma, ekonominin dip noktasından hızlı bir çıkışla bankacılık sisteminde hem aktif, hem de kredi hacminde artış olduğunu ifade eden Babacan, 23 Nisan itibariyle mevduatın 532 milyar TL'ye çıktığını aktardı. Krizin en yoğun olduğu dönemde takipteki kredilerin toplam kredilere oranının yüzde 5.4'e yükseldiğini anımsatan Bakan Babacan, 23 Nisan 2010 itibariyle takipteki kredilerin oranının yüzde 4.8 düştüğünü belirtti. Babacan, "Bu da bize krizin en akut dönemini geride bıraktığımızı gösteriyor. Tüketici kredileri 2008 sonunda 83 milyar TL iken, şu anda 102 milyar TL'ye ulaşmış durumda. 50 milyar TL'lik kredi artışının, 20 milyar TL'si tüketici kredilerinden oluştu. İhtiyaç kredileri 2009 yılı sonunda 33 milyar TL iken, şu anda 42 milyar TL'ye ulaşıp, kredi kartını geçmiş durumunda. Yılın ilk üç ayında KOBİ kredisi hacminde hızlı bir gelişme görüldü. Bu durum, ekonominin kılcal damarlarında hareketlenme ve iyileşme olduğunu gösteren önemli bir gelişme."

-"BANKALARIN SAĞLIKLI OLMASINI BİZ HER TÜRLÜ ALTERNATİFE TERCİH EDERİZ"-

Bankaların bir yandan hacmi büyürken, bir yandan da karlılık noktasında bankaların iyi bir noktada olduğunu söyleyen Babacan, "Bazen bu eleştiri konusu olabiliyor ama biz açıkçası, bankalarımızın mali bünyelerinin sağlıklı olmasını başka her türlü alternatife tercih ederiz. Bu da bankaların mali bünyelerinin sağlıklı olduğunu gösteren bir durumdur. Bankacılık sektörünün sağlıklı işlediğini gösteren bir etkisi var. Ayrıca faizlerdeki çok hızlı düşüşünde etkisi olmuştur. Hazine kağıtlarındaki faiz 2009 yılında çok hızlı düşmesi, banka kağıtlarının değerinin bunun paralelinde hızla artması bankaların karına ve gelir tablolarını etkisi olumlu olmuştur" dedi.

-"TÜRBÜLANSIN DIŞINDA YAPISIYLA TAKTİR TOPLADI"-

Bankaların likit ortalamasının AB ülkelerinde yüzde 14 olduğunu dile getiren Babacan, Türkiye'de bankacılık sektörünün likit ortalamasının yüzde 30 olduğunu vurguladı. Sermaye yeterlilik rasyosunun Türk bankacılık sektöründe yüzde 19.95 olduğunu belirten Bakan Babacan, bunun bankaların kar dağıtımından sonra biraz gerilemiş bir rakam olduğunu ifade etti. Babacan, dünyada yüzde 20 sermaye yeterlilik rasyosu olan ülkelerin sayılı olduğunu vurguladı. Bakan Babacan, bütün dünyada, Avrupa'da bankacılık sektöründe sarsıntı yaşanırken, Türkiye'nin adeta bütün bu türbülansın dışında farklı bir yapıya sahip olmasının gözden kaçmadığını, takdir edildiğini vurguladı.

-BORÇLARIYLA SORGULANAN ÜLKELERLE TÜRKİYE'DEKİ BANKALARIN BORÇ ALACAK İLİŞKİSİ SINIRLI-

AB'de bu günlerde ülkelerin borçlarıyla ilgili tartışma yaşandığına değinen Babacan, "Ancak biz şunu görüyoruz ki çok sorgulanan Yunanistan, Portekiz, İspanya ve İrlanda gibi ülkelerle bizim bankacılık sistemimiz arasında fazla borç alacak ilişkisi yok. Onlarla yoğun bir riskimiz yok. Çok sınırlı rakamlar. Bunlar bizi birkaç haftadır yaşanan türbülanstan koruyan önemli faktörlerden birisi oldu" dedi.(ANKA)

(HGS/ÖMR)

Kaynak: ANKA